Number of online users in last 3 minutes
Özel Arama

11/11/2009 ·

İki gündür kahvaltıda bala toz tarçın serpip karıştırıp yiyordum. Bu yaptığımın neye iyi geldiğini öğrenmek istedim ve nette araştırma yaptım ve işte yararları:
Bal ve Tarçın karışımının birçok hastalıklara iyi geldiği saptanmıştır.
Eski Yunan tıbbında olduğu kadar Ayurvedik tıpta da Bal asırlarca hayati ilaç olarak kullanılmıştır.
Bugünün bilim adamları birçok hastalıkların tedavisinde Balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmişlerdir. Bal her türlü hastalıkta herhangi bir yan etkiye sebep olmaksızın kullanılabilmektedir.
Bugünün tıp ilmi balın tatlı olmasına karşın doğru dozlarda alındığında şeker hastaları için tehlikeli olmadığını kabul etmektedir.
Kanada da yayımlanan ünlü Weekly World News dergisinin 17 OCAK 1995 tarihli sayısında batılı araştırmacılar tarafından bal ve tarçınla tedavi edilen hastalıkların listesini yayınlamıştır.

ARTRİT
Bir kısım balı 2 kısım ılık su içerisine koyup üzerine bir çay kaşığı toz tarçın ilave ederek bir krem elde edilir. Bununla vücudun ağrıyan yerlerine masaj yapılır. 1-2 dakika içerisinde ağrının azaldığını göreceksiniz.
Artritli hastalarbir bardak sıcak su içerisinde 2 kaşık Bal ve bir çay kaşığı toz Tarçını eritip sabah akşam alabilirler. Eğer düzenli olarak alırlarsa Kronik Artriti olan hastalar bile tedavi olabilirler.
Kopenhag Üniversitesinde yapılan bir araştırmada ;kahvaltıdan önce Bir yemek kaşığı Bal ve ½ çay kaşığı toz Tarçını alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde şifa bulmuşlar geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemeyen hastalar da bir ay içerisinde şifa bulmuşlardır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Her gün kullanılan Bal ve Tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virüs saldırılarına karşı korur.
Araştırmacılara göre Balbirçok Vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir.
Balın düzenli kullanılması Akyuvarlar içerisindeki bakteriler ve virüslerle savaşan korpuskülleri de kuvvetlendirir.

DİŞ AĞRISI
Bir kaşık toz Tarçın ve 5 tatlı kaşığı Bal karışımı ağrıyan dişe tatbik edilir. Ağrı kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.

HAZIMSIZLIK ve GRİP
Toz Tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler. İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.

İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz Tarçınbir tatlı kaşığı Bal ılık su içerisinde eritilip içilir. İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.

KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur.
Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık Tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.

KALP HASTALIKLARI
Bal ve Tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür.
Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır. Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.

KISIRLIK
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı yıllardır erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır. Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir. Çin Japon ve uzak doğu ülkelerinde gebe kalamayan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz tarçın kullanmaktadırlar.
Gebe kalamayan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup çiğnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
Amerika Meryland'da evli bir çiftin 14 yıldır çocuğu olmamış ve ümitlerini de kaybetmişlerdir.Bu uygulamalar kendilerine anlatılmış ve yukarıda belirtilen kürün uygulamasına başlandıktan birkaç ay sonra ikiz çocuklarının olacağı tesbit edilmiştir.

KOLESTEROL
İki kaşık Bal Üç tatlı kaşığı Toz Tarçın450 gr. demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir.
Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları için uygulanabilir. Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.

MİDE AĞRILARI
Bal ve Tarçın kürlerinin mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.

GAZ
Hindistan ve Japonya'da yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.

SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık balbir tatlı kaşığı toz Tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır. 5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir.

SİVİLCELER VE DERİ
3 kısım bal 1 kısım Tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür.Sabahleyin ılık su ile yıkanır. Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır. Egzama mantar ve diğer deri enfeksiyonlarında eşit miktardaki Bal ve Tarçın karışımı uygulanır.

SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal1/4 tatlı kaşığı toz Tarçın günde üç defa yenir. Bu uygulama birçok kronik öksürüksoğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.

YAŞLILIK
Bal ve Tarçınla hazırlanan çaydüzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler. 4 kaşık bal1 kaşık toz Tarçın 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri taze ve yumuşak tutar yıpranmasını durdurur.

YORGUNLUK
Araştırmayı yapan Dr. MİLTON bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının her gün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tespit etmiştir.

ZAYIFLAMA
Bir bardak su içerisine eşit miktarda Bal ve Tarçın konup kaynatılır.Her gün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir. Düzenli uygulanırsa kilo verilir. Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde yüksek kalorili diyet alınsa bile vücutta yağın birikimini önler.( Uslanmam com'dan alıntıdır.)

Yorum (yok) Yorum yaz!

11/11/2009 · Kategori: GUNLUGUM

Canım Atam, bu gün herkes sana koşup geldi. Bebeler, çocuklar, gençler, gelinler, anneler, babalar, nineler,dedeler.Ben yoktum aralarında ama ben de senin yanındaydım, sen de benim yanımdaydın elbet. Sana gelenlere gıpta ile baktım, övünçle baktım. Ne güzel bir nesil geliyor ardından Atam! Bunun böyle olacağını sen daha sağlığında biliyordun Atam! Ve Cumhuriyetini geçnlere emanet etmiştin o yüzden Atam! Onlar yanındaydılar ve bir kız şöyle diyordu kameralara:
-Atatürk'ü görmek demek O'nu görmek demek değildir, O'nu ANLAMAKTIR!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/11/2009 · Kategori: SELINLE HAYATIMIZ

  Selin bu geceden itibaren artık bir yazar adayı. Bendeb öyle etkilendi ki eline defteri kalemi alıp yazmaya başladı. Kitabının adı da '' Selin'in Düşleri'' Hemen bu gece 1. bölümü bile yazıp bitirdi. 40 sayfa yazacakmış. Ben de bilgisayara geçeceğim. Bastıracağız ve Selin artık ünlü bir yazar olacak. Ne zaman basılır, ne kadar para kazanır en fazla bu tarafı ile ilgilendi ilgilendi, konunun.Yatağa girdi ama yatmadı. Kalem defter yazmaya devam ediyor. Işığı kapattırmadı. Nihayet kendini yormaması gerektiğini ve bir yazarın dinlenmeye de ihtiyacı olduğunu söyleyerek zor da olsa kendini ikna ettim. Ben de yanına uzandım uyuyuncaya kadar.
-Yüzünü bana çok yaklaştırma kızm, nefesim sana gelmesin dedim.O hiç oralı olmadı ve şöyle dedi:
-Yüzün gözün yazar yüzü görsün!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

10/11/2009 · Kategori: MIZAH

      
                                            Vaktiyle bir bilge hoca,
            Yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisininseviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip  iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç  para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan  sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
             Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
             İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği
neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
             Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
"benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım.Buna  bir on lira veririm."
             En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya  başlar:"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini  istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
              Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır.
Böylesi  karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta
elindeki  nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak
görenler, diğer  tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak
için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
              Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından
geçen macerasını anlatır.
              Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum,kafam karmakarışık" diye cevap verir.
              Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
              Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

            Bu kıssadan hisse sevgili arkadaşım Filiz Öztürk tarafından mailime gönderilmiştir. Alıntıdır.

        

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 · Kategori: SELINLE HAYATIMIZ

                Çocukları 4. sınıfa gidenler için slayt tarzında hazırlanması istenen bir ödev konusu bu. Tabii ki öğrenci bu slaytı yapacak bilgisayar tekniği ile donanımlı olmadığından bu işi ya anne babalar yada büyük kardeşler yapacaktır. Bizde de kural değişmedi ve bu iş bana düştü. halimden şikayetçi de değilim bunun için. Çünkü bana da oyalanacak bir şeyler çıkıyor bu vesile ile.
                 Dün Selin okula gittikten sonra bilgisayar başına oturdum ve internette araştırma yaptım. Allah razı olsun bu interneti hayatımaza katanlardan. Ne kadar çok işimize yarıyor. Sizi bilmem ama ben her şeye internetten bakarım. Misafir gelecek bakarım, bir hastalık var bakarım, bir başka şey yine bakarım. Beni tanıyanlar bu yönümü bilirler.
                 Konuyla ilgili pek çok örneğe rastladım. hepsinden biraz bir şey katıp kendi fikirlerimle birleştirdim. Tam 23 slaytan oluşan bir ödev yaptım. Düzenleme ve resim arama işi beni çok oyaladı. saat 14.00 kadar bilgisayar başından kalkmadım. Selin okuldan gelince hazırlığı gösterdim. Anne hareketli, oynayan iskelet koy dedi. Dedi ama bulabilecekmiyim bakalım dedim. İnternet sağolsun onu da hallettik. Başlangıç slayta Selin'in resmini de koyduk. Selin sorular olsun dedi. Konu sonuna sorularda ekledik. Bu gün okula götürdü ve sunumunu yaptı. Çok mutlu olmuş. Öğretmeni beğenmiş. Büyük ödülü kaptıp dedi. Hani dedim. Karnımda dedi. benim bağımlısı olduğum şey bilirsin ya dedi. (Şekeri kastediyor)
                  Ben de sevindim. Ödevim beğenilmiş. Çocuğumla birlikte 4'e gidiyorum nede olsa.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

31/10/2009 · Kategori: _OCUK

Ankara'da 26 Ekim'den itibaren okullar bir hafta tatil oldu malumunuz üzere. Bu konu ile düşüncelerimi bir önceki yazımda belirtmiştim. Bu bir hafta içinde öğrencilerde büyük bir gevşeme, rahatlık oldu. Gezmelere gitmeler, arkadaşları ile bilgisayar başında mesajlaşmalar, oyun oynamalar filan. Ne ödeve bakan var, ne bir kitap okuyan. Öğrencilerin zararına olan bu tatil umarım domuz gribi virüsünün de zararına olur da içimiz biraz ferahlar....

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

29/10/2009 · Kategori: GUNLUGUM

                        Bu sene Cumhuriyet Bayramı coşkusunu yaşayamıyoruz Ankara' da domuz gribi yüzünden. Hükümet bana göre sebepsiz, başkalarına göre lüzumlu bir tatil etti okulları.İlaçlama ile grip virüsünü önlemeye çalışıyor aklı evveller. Nasıl oacak bu? Mevcut mikrobu kontrol altına aldın diyelim, okullar açıldığında mikroplanmayı önlemeye gücün yetecek mi? yapılan dezenfeksiyonu koruyup sürdürebilecek misin? Yoo, bunların hiçbirisini yapamaz, yapamayacak.
                       Gordion alışveriş merkezinde ayıptır söylemesi 5-6 saat süren çekiliş, yeme içme, hediye alma ve Selin Hanıma kıyafet seçip beğenme işinin ardından eve ayaklarım sızlıyor olarak dönerken Selin'in:
- Anne bak bayrak asmışlar, bayrak asılmış anne bak diye ısrarlı cümleleri ile kocaman bir bayrağın apartmanımızda nazlı nazlı dalgalandığını gördüm. Çok hoşuma gitti. Geçen yıl böyle bir şey yapılmamıştı bu sene nasıl oldu da akıllarına geldi bayrak asma işi? diye Selin'e söyledim.
                       Cumhuriyeti Atatürk önderliğinde Türk halkı kurdu onu yaşatmak ve korumak Türk evladının birinci vazifesi. Yaşasın Cumhuriyetimiz, ilelebet varolsun, hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/10/2009 · Kategori: SELINLE HAYATIMIZ

                        Bir haftadır evde ufak ufak hazırlanmaya başladım. Temizlik yapıyorum. Cam siliyorum, yer siliyorum, toz alıyorum vs. Cuma günü ve gecesi aman tanrım! O neydi öyle! Ne çalışmak, ne yorulmaktı yarabbim!
                          Kayınvalidemi de Cuma akşamı aldık. Bir hafta on gün bizde kalacak. Hazırlığım iki katına çıktı. Gece yatağa yattığımda yerimi pek beğenmişim ki sabaha kadar uyanmadım. Sabah çalar saate tam 8.00 de kalktım ve işe koyuldum. Harıl harıl bu gün öğlene kadar hazırlığımı bitirmeye bakıyorum.
                         Nihayet hazırlık bitti ve misafirlerimiz gelmeye başladırlar. 4 erkek 6 kız toplam 10 çocuk oldular. Oturma odasına onlara masa hazırladım. Salona da biz büyüklere. Tahmin edebileceğiniz gibi iki katı bir yorgunluk oldu. Ayrı ayrı hizmet etmek. Ama çocuklar eğleniyorlar ya işte o zaman yorgunluğunuz uçup gidiyor. Gerisini yarın yazarım inşallah. Şimdi hazırlanıp yatmaya gideceğim. Çok yorgunum.Hadi allah rahatlık versin şimdilik. 
                        Çocuklara hazırladığım yiyecekleri servis yaptım. 10 çocuk masa başında kuduruyorlar adeta. Oğlanlar koltuğun altını üstüne getirirlerken kızlar da az kudurk değillerdi yani. Güzelce yedirdim onları. Yavaş yiyen bir oğlanı da özellikle teşvik ettim ve yedirdim. ama onlar illa pasta kesilmesini bekliyorlar. Eşim ve ailesi salonda masadalar. ben hizmet etmekten yiyemedim. Çayım bardakta kaldı. Nihayet beklenen an geldi ve pastayı salona masaya getirdik. Çocuklar etrafında toplandı. Alkışlarla birlikte mumu söndürdü Selin ve pastasını kesti. ben de servisi yaptım. Pastayı yediler ve 40 dakika bahçeye gitmelerine izin verdik. Aile balkona çıktı, orada pastalarını yiyorlar. Ben de altı üstüne gelen oturma odası ile salonu toplayıp sildim. Bulaşıkları makineye yerleştirip çalıştırdım ve çocuklar geldiler. Kimisi pasta kimisi mercimek köfte kimisi de sosisli milföy böreği istedi. Hepsinin isteğini yerine getirdim. Anneler, babalar tek tek çocukları almaya geldiler. İçeri davet edip onlara da çay ve pasta ile börek servisi yaptım. Yarım saat oturp konuştuk. Çocuklardan birisinin ailesi gelmedi. diğerleri gittiler. Selin'in apartmandan arkadaşı İpek ve bizde kalan diğer çocukla birlikte oyunlarına devam ettiler. saat 19.00 civarında yasin'in annesi aradı ve eşime Yasin'i siz getirir misiniz dedi. Eşim şaşırdı bu rahatlığa ama yine de tabi deyip Selinle birlikte götürüp bıraktılar çocuğu.
                   Ben evi bu gün ikinci kez tekrar sildim. Felaket karışmış ortalık.Bulaşıkları ikinci kez makineye attım. Yatmaya gittiğimde yorgunluktan vücudum sızlıyordu. Seneye bu kadar  kalabalık olmasın kızım yaşgünün!

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

21/10/2009 · Kategori: GUNLUGUM

           İşte bazen haftalar geçip gider ve ben bir sayfa yazamazken şimdi olduğu gibi günde iki sayfa yazabiliyorum. Bu ne dengesiz bir yazım işi.Eskiden yani bundan 15-20 sene önce hikaye yazardım. Birden içime bir şeyler doğar kalemi defteri alır sayfalarca yazardım. Hatta Haldun Taner hikaye yarışmasına bile katılmıştım. O günü hiç unutmam. Gayet şık giyinmiş ve elimde hiyayem Milliyet Gazetesinden içeriye eserimi teslim etmeye gitmiştim. Kazanamayacığımı biliyordum.Benim için bu bir başlangıçtı ve çok önemliydi.Görevlilere eserimi teslim ederken çok gururludum. Çok sevinçliydim. Yazar muamelesi görmüştüm. İşte o bana çok tatlı gelmişti. Çok keyif vermişti.
            Ben aradan geçen aylar içinde yine yazmaya devam ediyordum ki eşimle yaşadığım bir olay yazmamı bıçak keser gibi kestirip attı. Kafamda o ana kadar yazdıklarımın çok dışında ve bayağı geniş kapsamlı bir hikaye tasarlamış ve kaleme dökmeye başlamış, yazıp gidiyordum. İşte o gün yaşadığım şiddet beni yazmaktan alıkoydu. Yazdıklarımı okuyan eşim o kadar etkilenmiş ki bunları nasıl yazabildiğimi sormuş ve olayları gerçek sanıp benimle tartışmıştı. Ne kadar güzel yazdığımın bu bir kanıtı idi ama ithamları bana çok dokunmuştu. Yazmayı o gün orada bıraktım ve artık tek bir satır dahi karalamadım. 2007 senesinde açtığım bu günlük dışında.Günlüğüme de her şeyi yazmıyorum ama işte bazen böyle içime çok yazma isteği geldiğinde sudan sabundan şeyleri aktarıyorum.
               Bu akşam canım kızımı uyutup kalktım yanından ve bilgisayarı açtım. Dün 9 yaşını doldurdu. Bu Cumartesi evde doğum günü partisi var. Ben de geçen hafta uzun süren bir grip geçirdim. Bu haftasonu kendime geldim ancak. Hafta başı biraz evi temizledim ama yeterli değil. Hatta yeniden kirlendi bile. Balkon camlarını dün öğleden sonra sildim. Tam 13 kanat cam sildim. Çok yordu beni. Bu gün de salon camını sildim.6 kanat da o. Öğleden sonra da veli toplantısına gittik. Akşam kızın dersleri, arkadaşlarına yazacağı doğumgünü davetiyeleri derken zaman geçti gitti işte. Yarın evde umumi bir temizlik yapmam ve Cumartesi gününün mönüsünü hazırlamam lazım. Cuma günü de alışveriş yapmam.
                Bir kitabım olsun ister miydim? İsterdim elbet. Hatta istiyorum. Bir hikaye, roman yazmanın ne kadar risk teşkil ettiğini eşimden öğrendiğime göre artık böyle bir şey yapmayacağım. Yani bir şey tasarlayıp yazmayacağım. Ama bloğumdaki günlüğümü bastırmayı düşünüyorum. Umuyorum ki bunu yapabilirim. Bu da elimden kayıp gitmez.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!