10/5/2009 · Kategori: KADINCA
Hepimizin içindeki anne duygusu sımsıcak ve sevgiyle doludur. Her derdimizin ortağı, her sevincimizin mimarı annemizdir. Bizi biz yapan annemizdir. Adeta onların bir başka modeli olarak hayatta yerimizi alırız. Blogcu annelerin ve diğer tüm annelerin gününü kutluyorum. Hepsine sevgilerimi sunuyorum.
8/3/2009 · Kategori: KADINCA
Özel günlerden hep bir rahatsızlık duyarım. Çünkü bu günler ortaya konuyorsa bu konuda bir sıkıntı var demektir bu. Kadınlar Günü de öyle işte. Hangi kadın ezilmediğini, hangi kadın horlanmadığını söyleyebilir ki. Ben de bir kadınım ve horlandığımı, ezildiğimi 70 milyonun önünde söylüyorum. Bundan da alınmıyorum. Bu bir gerçek işte. Güneş balçıkla sıvanmazmış.
Eve 5 dakika geç gelemezsin, hesabını vereceksin eşine ilkokul talebesi gibi. Daha bitmedi devamı var elbette , telefonu geç açamazsın, ne yaptığını söyleyeceksin, yalnız başına bir yere gidersen niçin haberi yok diye sana soru sorar. Ama erkek evden çıkarken nereye gittiğini, ne zaman geleceğine dair en ufak bir şey söylemez, sen sorduğunda da alaylı bir cevap verir.
Senin yetişmeni, eğitimini, işini , arkadaşlarını küçümser.Seni hep kırar bir özür dahi dilemez. Senden para alır, verirken hakkını vermez, bu kadar hakkın der, maaş kartına el koyar, iki yıl kartın onda gezer. Kartını istersin, evde kavga bile yaparsınız bunun için ama o yinede aslanlar gibi sana karşı koyar ve kartını vermez. Taa ki ödediği evin borcu bitince kartını ondan kurtarırsın.
Misafirlerin yanında seni kırar, misafirler gidince tatlı tatlı söylersin bu şekilde konuşman doğru değil diye. O hiç oralı olmaz ve yine bir başka misafir gelişinde aynı şey tekrarlanır.
Onun ailesi geleceği zaman sen bir gün önceden hazırlıklara başlarsın, ertesi sabah erkenden kalkıp devam edersin, hizmette kusur etmemek için masada iki lokmanı bile soğuk yersin, millet gidince sana eline sağlık dediğinde mutlu olursun.
Benim ailem gelince de sen de aynı şeyi yap dediğinde ben sevmiyorum senin aileni der, seni kırar. Belki ben de sevmiyorumdur aileni ama sana değer verdiğimden ailene de değer veriyor olamaz mıyım acaba? Bu kadarlık bir fedakarlığı yapmaz.
İşte dünya kadınlarının dünya üzerindeki ahvali budur. Bu halimizi mi kutlayalım şimdi? Eziliyoruz, hakaret görüyoruz diye mi sevinelim yani. Ağzımıza bir parmak bal çalmışlar bir gün ayırarak hepsi bu işte. Benim görüşlerime katılın demiyorum, demokratik hakkımı kullanıp kendi düşüncemi söylüyorum. Sizler de ya katılırsınız ya katılmazsınız. Saygı duyarım.
4/7/2008 · Kategori: KADINCA
Annelik Nedir? Doğduğu gün daha önce hiç yaşamadığınızı hissetmektir annelik. Aynaya bakıp benden bu kadar güzel bir melek nasıl doğdu diyebilmektir annelik. Ne güzel bir yavrumuz var diye eşinizin üzerine titremektir annelik. Topuğundan kan alınırken kendi topuğuna da iğne batırmaktır annelik. O her ağladığında kendi gözyaşlarını içine akıtmaktır annelik. Yavrusunun tırnaklarını keserken üşür mü diye tırnak makasını ısıtmaktır annelik. Uyuduğunda yanına alıp, yavrum uyanmasın diye yattığın gibi kalkmaktır annelik. Emerken ısırdığında ona kızdığını sanmasın diye ciğerinize çöken acıyı yutmaktır annelik. Onun parmağına kıymık batsa sizin elinizin kanamasıdır annelik. Kesilen tırnakları yüzünü çizmesin diye parmaklarına bebe yağı sürmektir annelik. Yavrusunun kaç damla sütle doyduğunu sayabilmektir annelik. Gece uyurken yavrusunun kirpiğinin kıpırdadığını hissedebilmektir annelik. Yavrusu henüz uyanmadan, şimdi uyanır diye yanına koşmaktır annelik. Yavrusunu doyurmadan yemek yiyememek, su içememektir annelik. Kokusu sinmiş diye bütün gün elin burnunda dolaşmaktır annelik. Hic uyumadığınız bir gece bile ağladığı an "geliyorum meleğim" diye yanına koşabilmektir annelik. Gördüğünüz her bebeği kendi evladınız gibi sevebilmektir annelik. Hayata komplekslerinden arınmış olarak gülümseyebilmektir annelik. Koşulsuz ve karşılıksız tek sevginin evlat sevgisi olduğunu fark etmektir annelik. Her ne şartta olursa olsun, onun için inadına yaşamaya çalışmaktır annelik. Ve her gece tanrıya yavrumdan beş dakika fazla ömrüm olmasın diye yalvarmaktır. (Alıntıdır. www.msxlabs.org/forum/sosyoloji/4010-ebeveynler-ve-cocuklar.html)
11/5/2008 · Kategori: KADINCA

Bütün annelerin ve anne adaylarının bütün günleri özeldir. Onlar her gün nice fedakarlık yaparlar evlatları için. Yemezler yedirirler,içmezler içirirler, giymezler giydirirler, kendileri okuyamamıştır, okuturlar,kendisinin bir mesleği olmamıştır, meslek sahibi etmeye çalışırlar,kendisinin bir evi olmamıştır, evladı ev sahibi olsun diye uğraşırlar.
İşte bizim analarımız böyledir. Dünyada eşi benzeri görülmeyen, asil ruhlu kadınlardır.
Büyüklerimizin ellerinden,küçüklerin gözlerinden öpüyorum.
Anneler Gününüz Kutlu Olsun!
8/3/2008 · Kategori: KADINCA
Bu gün biz kadınlar için ve insanlık için önemli bir gün diye düşünüyorum. Ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde buna gelişmiş ülkeler de dahil, kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi görüyor. İşte bu nedenle olsa gerek kadınların bu durumuna yılda bir kez olsun dikkat çekmek için bu gün ilan edilmiş.Kadınlarımız o kadar ezik, o kadar zor durumdalar ki. Bazılarınız bana itiraz edebilirler. Ama istisnalar kaideyi bozmazmış deyip yazıyorum.
Hastahanede görüyorum: Sosyal güvencesi yok diye gebelik kontrolune gelememiş, geldiğinde de muayene parasını ödemede veya diğer tetkikleri ödemede sıkıntı yaşıyor. Bir kısmı da evlenmiş, resmi nikah yapmamış.Kocasının sosyal güvencesi yok, babasının sosyal güvencesinden yararlanmak için. Yeşil Kartla geliyor hastahaneye. Medeni durumu bekar görünüyor ama karnı burnunda hamile. Eşi ile nikahı doğumdan sonraya bırakmışlar. Babasının üzerinden Yeşilkarttan yararlanmak için nikah yapmıyorlarmış.
Geçen haftaki nöbetimde bir gebe kanama ile gelmiş ve doktor küretaj olması için yatış vermişti. Ankara'nın bir köyünden gelmişler. 15 YTL muayene parasını ödemek istememişlerdi. Tetkik yapılması için muayene ücretinin ödenmesi gerektiği söylenince zor da olsa ödedilerdi. Hastanın Yeşilkartı varmış ama gelirken evde unuttuklarını söylediler.Doktor Yeşilkartı getirdikleri zaman muayene parasını geri alacaklarını söyleyince rahatladılar.
Pazartesi günü o gelinin kayınvalidesi elinde Yeşilkart ile acile geldi. Diğer hemşire arkadaş teyzenin ne dediğini anlamadı ama ben teyzeyi tanımış ve konuyu hatırlamış olduğumdan vezneye gitmesini söyledim. Biraz sonra geri geldi. Vezne olumsuz cevap vermiş. Bu sefer hasta kabule yönlendirdim. Elindeki yeşilkartı hasta kabul işleme koymuş. Eline de barkod vermişler. Ama teyze 15 YTL'sini halen alamadığından şikayetçi. Almak için büyük mücadele veriyor. Ben de prosedürü bilmiyorum. Arkadaşlarda öyle. Birisi oradan dediki Sosyal Hizmet Uzmanına gitsin. Benim de aklıma yattı. Teyzeye tane tane anlattım.Pilavın nasıl pişirildiğini bilmeyen birisine sorarsa nasıl cevap alacağını anlattım. Bu iş de öyle dedim. Hastahanede çalışan kişilerin de farklı görevleri var. Herkes her şeyi bilemez dedim. Ama elimizden geldiğince yol göstermeye çalışırız dedim.
Teyze rahatladı ve sosyal hizmet uzmanının odasını bulmak üzere ayrıldı. Bu örneği biraz detaylı verdim ki kadınlarımızın halinin ne olduğu anlaşılsın diye. Televizyondaki manken ve fotomodellerin hayatından ibaret değil kadınların dünyası. Gerçekten daha çook yol alınması lazım biz kadınların adına.
11/2/2008 · Kategori: KADINCA
Sonucumu aldım
Veee kemik dansitometre sonucunu aldım. Kemik erimesi yok ama risk grubu içinde çıktım. Erime kaçınılmaz bir olay ama bunu biraz yavaşlatabilirmişiz. Kalsiyumdan zengin besleneceğiz ve spor yapacağız. En kolay spor şekli ve doktorların önerdiği yürüyüş biçimi şeklinde.kemiklerimizi güçlendiriyormuş.Vee ayrıca güneşlenmek.
Check-Up Sağlık Taraması Kemik Dansitometresi ve Mamografi
Devir öyle hızla değişiyor ki. Televizyon, bilgisayar her şeyi bambaşka yaptı. Şimdi köyde yaşayan vatandaş dahi sağlık kontrolünü biliyor, check-up yaptırıyor. En az sağlığına dikkat edenler sağlık çalışanları mı ne. Kaç yıldır çalışıyorum daha check-up yaptırmadım.Hastalanınca ona yönelik tetkiklerim oldu. Geçen gün arkadaşla kararlaştırdık şöyle bir kanlarımızı verelim, kemik dansimetre ve mamografimizi çektirelim dedik. Kan tahlili en kolay olanı oldu. Diğer tetkiklerimiz için tüm diğer hastalara olduğu gibi bize de randevu verildi. Aynı hastahanede çalışmamıza rağmen. Ama bu bizi etkilemedi, nasıl olsa mesaiye geliyoruz. Günü gelince de tetkiklerimizi yaptırırız dedik ve ben bu gün tetkiklerimi yaptırdım. Bir kaç defa ultrason için gidip geldim. Doktor gelmemiş. Sonra mamografi için odanın soğuk olduğu söylendi, ısınmasını bekledim. En kolay kemik dansitometresini yaptırdım.Bir muayane masasına uzanıyorsunuz. Kalça kemiğinizin üzerine yukarıdan xlazer radyasyon ışınları makine tarafından gönderiliyor. Daha sonra ayağınızı yükseltiyorlar. Tam göbek hizanız üzerinden makine bel omurlarına ışınlarını gönderiyor. Toplam 15 dakikanızı alıyor. Tüm menopozdaki bayanların yaptırması gereken bir tetkik.
Bazı kimselerin internette koyu mavi renkli kısım ne anlama geliyor diye google'da arama yaptıklarını görünce buraya yazma gereği duydum. Kemik dansitometresinde koyu mavi renkli kısım osteopeni yani rikli grup anlamına geliyor. Bunun da belli ölçü değerleri var. Bu değerlerden kemik erimesine ait değer tespit edildiğinde hastaya ilaç rapor kağıdı çıkartılıp ilaç başlanıyor. Arayanlara bir faydam olsun diye yazdım bu bilgiyi.
Mamografi ise meme dokusunu inceliyor. Her iki meme üst ve yan olmak üzere röntgeni çekiliyor. 10 dakika sürmüyor bile.
Birde rahim ve yumurtalıkları kontrol için bir ultrason.
8/3/2006 · Kategori: KADINCA
Bütün kadınlarımızın günü mü bu gün? Ezilmişliğimizin, acizliğimizin, dışlanmışlığımızın tescil edildiği bir gün bu gün. Niçin Dünya Erkekler Günü yok? Onlar ezilmiş, aciz, çaresiz bırakılmamışlar ki! Bence bu gün erkekler günü olmalı. Kadınları ezdikleri, aşağıladıkları bu gün vasıtası ile biz dünya kadınları tarafından onlara hatırlatılmalıydı.
Şimdi bir çok kişi benimle aynı görüşte olmayacaktır. Bir çoğu da aynı görüşü benimseyecektir. En eğitimli, kültürlü erkek dahi kadını küçümser, hatta bazen aşağılar ve darp da uygular. Ama hiç bir kadın erkeği aşağılamaz, ona insan olduğu için saygı duyar, hoşgörü gösterir. Evlenmeden önce babasına, erkek kardeşine, evlendikten sonra ise eşine, oğluna, hep insan oldukları içindir saygısı, sevgisi.
Çalışma hayatında kadınlar yerini almaya başlamıştır ancak yine de asıl yeri ev işleri, asıl sorumluluğu halen evdir . Karı-koca işten eve gelinir, erkek eline ya gazetesini alır veyahut da kendisini meşgul edecek bir kanal açarak televizyonun karşısına oturur. Hanım böyle yapabilir mi? O mutfağa girmeli, yemek pişirmeli, masayı hazırlamalı, küçük çocukları var ise çocukların sevgi ve ilgi arayışlarına cevap vermeli, onlarla da kaşla göz arasında ilgilinmelidir. Yemek sonrası mutfağı toplayacak, çay veya meyveyi hazırlayıp getirecek, eşi ve çocuklarının diğer isteklerine yetişmeye çalışacaktır. Belki de çoğu zaman hiç oturmadan yatağa girecektir.
Türk toplumunun aile yapısı içinde erkeğin her zaman ayrıcalıklı bir yeri olmuş ve halen de olagelmektedir. Günümüzde artık bilgi paylaşımı o kadar arttı ki insanlar pek çok şeye rahatlıkla ulaşır hale gelmiş olmalarına rağmen bu erkek egemen yaşayış acaba Türkiye"de niçin değişmemekte veya ağır bir değişim göstermektedir? Erkek eş annesinin ve diğer aile fertlerinin yanında eşine niçin daha kırıcı ve kaba davranmaktadır? Niçin bir bardak suyunu bile eşinden istemektedir? Eşinin " Kendin Alsana" cümlesine hemen eşini bir kenara çekip " Bana annemin yanında bir daha böyle söyleme "diye niçin tehditte bulunmaktadır? Annesine bir gösteriş mi yapmaktadır yoksa annesinin onu öyle görmek istediğini sandığı veya bildiği için mi o şekilde davranmaktadır?
Yukarıdaki bu görüşlere sizler de eminim ki daha pek çok örnekler verebilirsiniz. Anneler, ablalar olarak erkek çocuklarımızın, kardeşlerimizin yetiştirilişinde bizden önceki nesilin yapmış olduğu erkek egemen anlayışı ile davranmayalım. Onları diğer kız çocuklarımızdan farklı bir çocuk gözüyle görmeyelim ki ileride bu çocuklar birilerinin kocası, babası olduklarında şu anki yakınmalarımızı doğrulayacak davranışlar içinde bulmayalım.
Konuyla ilgili yorumlarınızı paylaşırsanız memnunluk duyarım.