Çarşamba gecesi nöbetteyim. Bir gebe sancılanmış, geldi. Muayene masasına alırken bana : makatımdan da beyaz bir şey geldi, birazını aldım ama gerisi duruyor dedi. Bu ikinci doğumu olacak. Muayene masasında gebenin makatından iki üç kat olmuş kenarları beyaz, ortası grimsi iplik bir şey sarkıyor gördüm. Elimde eldiven vardı. Bir adet gazlı bez alarak iplik gibi olan şeyi tuttum ve aşağıya doğru çekmeye başladım. 20-30 cm uzunluğunda bir parazit. Galiba şerit mi ne. Tam ben de bilmiyorum. Solucan değildir diye düşündüm. Solucan yuvarlak oluyor bu gerçekten şerit gibi yassı ve uzundu. (Gebe kadına solucan olduğunu söyledim.)
İlginç bir tesadüf şeridin düşmesi tam doğum anına denk gelmiş.Bu şuna benzedi : Kariyer de yaparım bebek de .
Gebe ağrısı başlamış ve hastahaneye gelir. Muayene odasına geçmesi istenir. Hazırlanıp masaya yatması da.. Biraz sonra sağlık personeli de hastanın hazırlandığını düşünerek muayene odasına girer ve ne görür biliyor musunuz? Hasta ayağında çamurlu çizmeleri ve bacağında pijaması ile doğum masasında yatmaktadır.
Şaşırma ve ardından hemşirenin hastaya durumunun uygunsuzluğunu ve tekrar hazırlanma biçimini anlatır ama hasta kararlıdır pijamayı çıkartmamaya ve hemşireye şunu sorar :
- Çıkarmadan muayene olmaz mı?
hemşire de kararlıdır işin doğrusunu yaptırtmaya ve o da sorar:
- Sen söyle bu şekilde nasıl muayene olursun?
Bu konuşmalardan sonra pijamasının bir bacağını çıkartır hasta ama öbürünü çıkartmaz, ayağında çizme ile tekrar masaya çıkmaya yeltenir hemşire tekrar hatırlatır ne yapması gerektiğini....
Bu olay 2-3 gün önce yaşanmış tamamen gerçektir ve başkentte olmuştur.
Dün gece hastahanede nöbetçiydim. Gündüz nöbetçi hemşire ben içeri girer girmez '' Emine biz de seni konuşuyorduk şimdi '' dedi.
Beni niye konuşuyordunuz dedim.
- Temizlik işine bakan bayan personelimiz demiş ki::
- ''Temizliğimi yapıp bitireyim şimdi Emine abla gelir, bir daha fırsatım olmaz yapmaya. Nöbetleri çok çalışıyor''
Bunları duyunca gülümsedim. Gerçekten öyle dedim. Rekor kırıyorum. Ama gelirken dua ettim iyi geçmesi için . İnşaallah iyi geçer dedim. Arkadaş:
- Bana bütün gün 6 hasta geldi, 6'sını da yatırdım deyince şaşırdım kaldım. Ben olsaydım 20'yi bulurdu dedim.
Nöbeti devr aldım ama istim üzerindeyim. Hasta bekliyorum. Oturmaya alışkın değilim ya bir tuhaf oluyorum. Her an tetikteyim. Sakin geçtikçe kötü şeylerin geriden geleceğini düşünüp daha da tedirgin oluyorum. Geçenlerde gündüz nöbetine pre eklampsili hasta gelmişti. Perişan olmuştuk.
Nöbetçi doktor merak etme, rahat ol, niye yoğun geçsin, geçmez, sakin ol diyor bana. Sabaha kadar gelen hastalar aciliyeti yönünden beni ve doktoru yormadılar. İlk defa böyle bir nöbet verdim, halen inanabilmiş değilim. Darısı Cuma akşamki nöbete inşaallah.
23 Ocak tarihindeki gece nöbetime doğum sancıları başlamış, eşinin ve bir başka kadının kolları arasında sağa sola yıkılarak yürümeye çalışan bir gebe geldi. Doğumun çok yaklaşmış plduğunu düşündüm ama yine de muayene ile durumu hakkındabir fikir sahibi olmak için muayene odasına apar topar gebeyi aldım. Tam masaya yatacakken bebek geliyor dedi.Masaya yatırmaktan vazgeçip hemen tekerlekli sandalyeye oturtup uzun koridorun sonunda ve üst katta olan doğum salonuna yetiştirmek için koşturduk. Asansörün kapısı önünde bebeğin geldiğini söyledi. Kendisini doğum salonuna götürdüğümüzü söyledim ve omuzunu okşayıp kendisine güç vermeye çalıştım.
Bir dakika içinda doğum salonunda idik. Hemşire arkadaşlar geldiler. Bebeğin geldiğini söyledim. Doğum odasına düz ayak girilemiyor. yarım metre yüjsekliğinde bir set var, gebeler bu seti aşarak doğumhaneye girebiliyor. bizim hastamız da doğum eylemi içinde olması nedeniyle nasıl buradan aşacak onu dile getirdim hemşire arkadaşlara. Kendilerini tanımıyorum ama böyle nöbetlerde tanışmış oluyoruz. Kızlar çok iyi idiler. Hele birini çok beğendim. O hemen başka bir alternatif doğum odası çözümü buldu. Anneye bebeği bağlayan kordonu hemen pens ile sıkıştırıp göbeğini kestik ve bebeği alıp bir masaya yatırıp temizledik. Sardık ve bebek hemşiresine arkadaş teslimini yaptı. Diğer bir hemşire de anneyi asıl doğum masasına yatırdı.Bebekten sonra anneye verilmesi gereken tıbbi hizmetler için. Ben bunlar olup bittikten sonra aşağıya ineyim, ben tekim şu an başka bir hasta gelmiş olabilir diyerek ayrıldım. Bir kaç saat sonra doğum salonundan arayıp doğurtan ebe olarak senin adını yazıyoruz deiklerinde ben tek başıma doğurtmadım ki hep birlikte doğurttuk deyince bir başka arkadaşı telefona çağırdı arayan, gelen hemşire benim doğurtan, adı aklımda kalmayan bir hemşirenin de dikişleri atan olarak kayıtlara yazılacağını söyledi. Tamam dedim.
Aradan biraz geçti bir gebe geldi, belim ağrıyor dedi. Doğum sancısı mı dedim, benzemiyor, sadece belim ağrıyor deyince NST cihazına bağladım. Ağrı takibi için. Çok kuvvetli ağrı çıkmadı ama ben gebeyi muayene masasına aldım muayene ettim ki doğum eylemi başlamış, epey yol almış ama gebe daha doğum ağrısı çektiğini bilmiyor. İkinci gebeliği olmasına rapmen. Hem de hazırlıksız gelmişler. Doğum salonuna yatırdım.
Sabahleyin kahvaltıda doğum salonu nöbetçi doktoru konuşurken salonun sıfırlandığını (gebelerin doğuım yaptığı ) gece yatırılan bir gebenin de sezaryen olduğunu ( suları erken gelesi nedeniyle yatırılmıştı tarafımdan) iki de gündüzden kalan sezayen yaptığını söyledi.
Nöbeti teslim almaya sorumlu hemşire geldi, beni hemen gönderdi ama ne yazıkki Necatibey caddesinde 35 dakika otobüs bekledim.Eve saat 10.00 da geldim. Üzerimi değiştirip hemen yattım. saat 14.00 de kalktım. Eşim ve kayınvalidem hiç hareket etmeden, dönmeden nasıl o kafar uyuduğumu sordular. Eee yorgunluktan tabii dedim.
Sabah saatinde saat 09.00 bu gün acilden içeriye elinde bir battaniyeye sarılı bebek olduğu halde bir kadın girdi ve ben buyrun dedikten sonra evde doğum oldu, bu da bebek; eşi düşmedi dedi. Bebeğin annesi nerede dedim. Dışarıda salonda imiş. Eşinin kolunda ayakta zor duruyor. Tek bacağını kaldırıp hafif iki büklüm vaziyeti almasından iyice halsiz düştüğünü tahmin ettim. Bir de eş düşmemiş ya ayakta durması iyi değil, hemen tekerlekli sandalyeye oturttum ve doğum salonuna götürülmesini, bebeğin de küvöz bölümüne götürülmesini söyledim. Hasta yakınlarını da odaya çağırdım. Dosya çıkartmalarını söyledikten sonra konuyu incelemeye başladım. Hanımın eşi eşine fena halde kızmış. Kaç defa hastahaneye götüreyim demiş, hanım iyiyim gerek yok demiş. Sonra da evde böyle apar topar doğum yapınca adamcağız iyice telaşlanmış, kendilerine yardım edecek birilerini apartmanda aramaya başlamış.
Bebeği kucağında getiren hanıma sordum:
---Göbeğini neyle kestiniz?
--Kesmedim ki!
--Nasıl kesmediniz mi?
--''Evet, kesmedim.Ben hiç bir şeye korkudan dokunmadım. Eş bebeğin yanında idi ''demesin mi?
Neye uğradığımı şaşırdım. Çocuğun göbeği kesilmemiş ve eşle berabermiş. Bir de bebeği küvöz bölümüne gönderdim. Ben eş düşmedi deyince doğal olarak anneden plesntanın düşmediğini anladım. Hemen doğum salonunu arayıp arkadaşlara annede eş olmadığını anlattım.
Küvözden arayıp bebeğin kaç civarında doğmuş olduğunu sordular. Ben de babaya sorup söylüyorum arkadaşa.Ona da eş hikayesinin aslını anlattım. Yoksa bir göbeği kesmeden yukarıya gönderdiğimi sanacaklar.
Yani böyle olaylar sağlık personelinin başına çok gelir ama göbeği kesmeyip eşle beraber getirilişine ilk defa şahit oldum birde buna eşi düşmedi denmesine. Arkadaşlar birisi size eşi düşmedi diyorsa anneyi düşünmeyin sadece. Bebeğin göbeği kesilmemiş ve plesenta ile birlikte bulunuyor olabilir. Bebeği kontrol edin!