Maalesef kediyi dün gece kaybettik. Birdenbire hiç ayağa kalkamaz, yürüyemez ve yiyemez oldu. Çarşamba akşamı sığınağa indik, yemek verdiğimizde hemen büyük bir iştahla, ben; gazetelere yaptığı tuvaletini toplarken yiyip bitiren kedi ertesi sabah yemek tabağının başına geldi bir kaç lokma aldı ve gitti onun için hazırladığım küçük mukavvanın içine girdi. Başını okşadığımda vücudundaki soğukluğu hissettim. Bacaklarını yokladım. Ayakları üşümüştü.Kulakları da aynı şekilde. Kediye iyice dikkatle bakmaya başlayınca titrediğini gördüm.Bu durum nasıl içimi sızlattı! Telaffuz etmekten kaçındığım, iyileştiririm diye kardan kıştan eve aldığım kedicik galiba ölüme hazırlanıyordu artık. Ağlayarak eve çıktım. Buzlukta dondurduğum kızılcıklardan biraz alıp ishale iyi gelir diye hoşaf yaptım hemen bir cezvenin içinde. Az biraz da şeker koydum. Soğuyunca ağzının kenarından enjektörle akıttım.Onu sığınaktan almalıyım diye düşündüm. Gerçi sığınak bizim kapalı cam balkondan daha sıcaktı ama çok halsiz ve bitkin gördüğüm kediyi 4 kat inip çıkarak istediğim gibi bakamayacağımı düşündüm. Bu sefer evin en büyük banyosuna küvete koyarım diye düşündüm. Saat 10.30'a kadar eve 4 kez çıkıp indim. Veterinerin verdiği antibiotiğin kedinin ishalinin artmasına neden olduğunu düşünmeye başladım. Sabahki dozu vermiş oldum ama artık akşam vermeyeyim dedim. Kediciğin inlemelerine dayanamayıp 0,5 cc kalpol şurup verdim. Ağrısını dindirir diye düşündüm hiç olmazsa.Turgor tonüsü bozulmuş kedinin. Sıvı ve elektrolit kaybı maalesef onu aramızdan aldı.Derisini tutup kaldırdığınızda düzelmesi gerekirken deri öyle bıraktığınız gibi duruyor.
Öğlen ve öğlen sonrası çarşıda işim vardı. Çarşı dönüşü saat15.30 da ilk işim aşağıya inip bkmak oldu kediye. Durumu daha da kötü geldi gözüme. Mukavva kutudan çıkmadı bile bana inlemeyle karşılık verdi. Eve gelip banyo küvetine mukavvalar ve gazeteler koydum. Kediyi gidip alıp geldim. tekrar inip tuvalet kabını ve battaniyesini getirdim. Su kaybına karşılık yine ağzına kızılcık joşafı verdim. Banyonun kaloriferini açtm. Onu ısıtmaya çalışıyorum. Ölümn soğukluğu ayaklarında ve ellerinde, kulaklarında. Her geçen dakika fenalaşıyor.
Kızım okuldan geldi, kedinin halini görünce ağlamaya başladı.Karşılıklı ağlıyoruz yavrumla.
Gece yarısına doğru koliden çıkıp boylu boyunca küvete uzanmış. Bu can çekişme, anladım. Battaniye ile her tarafını örttüm. Şişeye sıcak su koyup karın bölgesinin alt tarafına yerleştirdim. Kızımla gidip gelip bakıyoruz. Ben bir parça tuzlu ayran verdim enjektörle ağzına yine.
Ağlamaktan gözlerim şişti ama acı son kaçınılmazdı artık. Sabaha ölüsünü buluruz dedim öyle de oldu.Enson o1.00 civarında başında idim. Kafasını okşadım yüzünü dayadığı battaniyeden hiç kaldıramadı, iyice tükenmiş şirin kedicik. Selin adını Şirin koymuş.Acaba ağzına bir yudum süt versem mi vermesem mi hayvana bir eziyet etmiş olur muyum diye düşündüm. vermeye karar verdim. Susuz selsiz ölsün istemedim. Şişenin suyunu yeniden doldurup kediyi bir bebek gibi örttüp,epeyce ağlayıp konuştum kendisiyle.Adeta vedalaştım. hakkın geçtiyse helal et dedim . Izdırap verip canını yaktıysam hakkını helal ettim ve yatmaya gittim. Gece bir kaç defa uyandım lakin kediye bakmaya çekindim. Ölmüş olabileceğini, ölüsünü göreceğimden korktum ama en son uyandığımda gidip baktım ve hakka kavuşmutu. Bıraktığım gibi yatıyordu. Rahat gibiydi. En son ben başındayken ayaklarını çekiştiriyordu. Bunlar ölüm belirtisiydi. Can çekişme.Allah; hayvan, insan tüm canlılara kolay bir ölüm, rahat, yatağında bir ölüm nasip etsin inşallah.
Bu gün saat 10.30 da bizim sitenin karşısındaki araziye defnettik kediyi.Başucuna da bir çubuk diktim. Arada gidip bakarız kızımla.Zaten kendisi dedi, anne bir işaret koy diye. Kediyi bir parça sargı bezi ve temiz bir elbise naylonu içine koyarak toprağa verdik. Onu öylece toprağa koymak ayıbıma gittiği için böyle bir şey yaptım. Yine ağladım. Gözüm şişti, bunumu hiç tutamıyorum, çok akıyor. Ben ağladığımda hep böyle oluyor.
İki gün öncesinin akşamında diafondan Selin beni arayıp aşağıda bir kedinin doğurduğunu ve çabuk gelmemi istediğini söyleyince hemen sırtıma montumu ayağıma da botumu geçirip aşağıya indim telaşla. Babası, bir bey ve Selin'i motor kapağı açık bulunan bir arabanın başında görünce bir şaşkınlık geçirdim. Kedi doğuruyor dediler bunlar; arabanın motorunda ne yapıyorlar diye düşündüm.Yanlarına gidince eşim ve beyin konuşmalarının kedi ile ilgili olduğunu işittim.
- Hani kedi nerede? diye sordum.
-Arabanın motoruna girmiş, çıkartamıyoruz, acaba arabayı çalıştırsam gider mi? diye arabanın sahibi eşime sordu.
Bana dönerek:
-Benim arabanın mororuna girmiş, şuraya da şunları yapmış diye eliyle boruların üzerindeki ishalli kedi dışkısını gösterdi. Ben başımı motora doğru yanaştırı gösterilen şeye baktım: Sadece ishal olsa neyse kan da vardı dışkıda.
-Ama çalıştırırsanız hayvana bir zararı olmaz mı? dedim.
-Kaçar gider diye beni yanıtladı.
-Motor aksamından vantilatör filan çalışırken hayvana bir şey yaparsa ya? dedim. Söylediğim şeyler olur mu bilmiyorum da gönlüm elvermiyor hayvanın zarar görme düşüncesine.
-Sesi yakından geliyor dedim ve yere çömelip arabanın motor bölümüne bakmaya çalıştım. Kedi miyavlamaya devam ediyor ama kendisi görünmüyordu. Ben
-Gel pisi pisi gel pisi pisi demeye başladım. Birden arabanın yanından bir kafa uzandı elime dpğru. Kedi bana yaklaşıyordu. Hemen boynundan yakaladım ve kendime doğru çektim. Kaçmasına fırsat vermeden. Belden aşağısı ıslak bir halde idi. Elimle karnını yokladım, memeleri elime gelmedi. Ayrıca karnı da ufak, yavrularını doğurmuş da olabilirdi tabii.
-Plesentası halen kıçında duruyordu, gördüm diye konuştu eşim. Sonra devam etti, eşi duruyor.
Eee ne de olsa bir ebenin eşi o kadarcık tıbbı terimleri kullansın değil mi? Bu arada kedi halen miyavlamaya devam ediyordu. Her taraf kar içinde iken bu kedinin dışarda doğum yapmasına ve yavruların soğuktan ölmesine tabii ki seyirci kalamazdı benim yufka yüreğim. Kediyi ön kollarının altından kavradım ve apartmana hızlıca yöneldim. Selin de kapıyı açıp asansörü çağırdı. Ben de hayvanın arka kısmına baktım doğan yavru varmı, yoksa çıkımda kaldı hayvan doğum zorluğu yaşıyor da ondan mı bu kadar bağırıyor diye. Kuyruğunu kaldırdım ve baktım gerçekten pembe bir şey göründü. Acele ile bir kez daha baktım yine aynı şeyi gördüm. Herhalde yavru çıkamadı diye düşündüm. Kedi nasıl miyavlıyor canın acısı ile. Ben daha da telaşlandım ve bir an evvel eve ulaşmak gayretindeyim.
Eve girdik, doğru mutfak tarafındaki büyük balkona yöneldim. Diğer balkonlara koymadım buaradan bakması daha kolay olur diye düşündüm. Gazeteleri yayıp üzerine bıraktım kediyi.Çıkıp mukavva kutuların olduğu diğer bir balkona geldim ve bir koli seçip aldım, yavruyu bunun içine koyarız diye düşünüyorum. Tekrar büyük balkondayım bizimkiler de beni izliyorlar arada sırada onlardan istediğim bir kaç şeyi veriyorlar bana. Tam o sırada bizim mutfakta üst kat komşum belirdi. hamile 5-6 aylık. Bizimkilerden durumu öğreniyor ama bize nasıl geldiğini veya niye geldiğini soramadım anlayamadım bile. Onların da kedisi var ve ben kum veririm isterseniz biraz da mama veririm diyor. babası Selin'i yukarıya kum ve mamayı almaya gönderdi komşuyla.
Kedinin kanlı ishal hastalığına yakalandığını anladım. Yavru veya eş zannedilen şeyin kedinin kanlı ishalin de etkisi ile iyice şişen ve kanlanan testisleri olduğunu anladım ve bizimkiler söyledim.
Elim kaka ve kan da oldu ilk anda eve getirirken inşallah bana bir şey geçmemiştir.
Ben kedinin belden aşağısını yıkamaya karar verdim.Banyodan kovayı alıp ılık suyla doldurdum kızım da bana suyu dökerek yardım etti. Yıkadım belden aşağı kakalı ve kanlı kısımlarını. Havlu ilede kurulamaya çalıştım. Arka kısımlarına el vaeya herhangi bir şey değince bağırıp kaçıyor. Bu kısımları hassas.
Kolinin içine gazete ve de kuru bir havlu serdim ama bu kedinin gidip oturacak veya yatacak bir durumu görünmüyor. Durmadan miyavlıyor. Ve kanlı su gibi kakalarını her tarafa yapıyor. Kumuna gidemiyor bile. Kıçınden su gibi süzülüyor. Hayvan hiç anlamıyor.
Daha çok uzun uzun anlatacak şeyi var bu kedi macerasının. İşte bir bölümü:
Balkona çıkmadan önce terliklerimin üzerine poşet geçirip bağlıyorum. Ellerime de aynı şekilde poşet geçirip bağlıyorum. eldiven gibi kullanıyorum. Kedi pencerenin önüne çıkıp oralara kustu, kakasını yaptı. yerler bir felaket.Hemen balkon kapısının önüne gelip miyavladığı için habire geriden gelen ishal ayaklarının kuyruğunun dibine aktı durdu. herşeyine katlanıyorum da miyavlamasına yüreğim dayanmadı. Dün sabahtan gece yataıncaya kadar kedi aralıksız miyavladı. İki poşet balkondan kakalı gazete toplayığ çöpe atmaya kendim gittim. Gazeteleri temiz serdim yaım saat içinde yine bir felakete dönüştü. Mutfakta çok zaman geçiren ben dün ne yapacağımı bilemedim. Ne doğru düzgün kahvaltı yaptım ne de yemek.
Dayanamadım sesine ve sığınakta bakmaya karar verdim kendi kendime. Eşimin haberi olmadan bırakamadım sığınağa. Eşim terstir, kızar bana diye korktum açıkcası.Akşam eve gelince düşüncemi söyledim. Hiç sıcak bakmadı konuya. Selin'e de:
-Annen aklına koyduğunu yapar diyerek her aklına geleni yapmakla beni suçlamış bile oldu dolaylı olarak. Bütün gece kedinin hiç susmadığını kendi de gördü. Bin nasihatten bir musibet evladır atasözünün gerçekliği burada ispatlanmış oldu. Akşam o da şahit oldu balkondan iki torba pis geate toplayıp temizlerini serdiğime ve ardımdam hemen her tarafa su gibi kakaların döküldüğüne. Ben böyle yazınca kendisini duyarsız zannetmeyelim. Bakın o da gelirken ne yapıyor:
Çayyolunda bir veterinere gidip durumu anlatıyor ve beni cepten arayıp veterineri benimle görüştürdü. Veteriner antibiotik yazmış ve yanından da 3 cc bir şurup vermiş. Aç karnına ağzına 1 cc verilecekmiş. Bu parazit için diye düşündüm ben.Allah razı olsun ikisinden de. Gerçi bende evi karışrırıp bir antibiotik tablet bulmuş ve bıçağın ucu ile kazıyp haşlamış olduğum yumurtanın parçaları arasına ilacı gizleyip kediye yedirmiştim. Aynı türün şurubunu yazmış veteriner. İlaçları da enjektörle ağzına koyarak dün akşam başladık tedavisine.
Sonra hiç aklıma gelmeyen yoğurt dün gece geldi. İshal için insanlar yoğurt yer değil mi? Tabağa iki yemek kaşığı yoğurdu koyup verdim. Yedi büyük bir iştahla. Çok hayıflandım. Daha önce niçin aklıma gelmedi diyerek. Hem bu kadar camımız, duvarımız, pencere önümüz kaka,kan ve kusmuğa bulanmazdı. Bunları nasıl tekrar hijyenik bir hale getireceğimi bilemiyorum. Yarım gün çamaşır suları ile bir temizlik yaparsam ancak içime sinebilir.
Dün sabah balkonu temizlerken kediyi kafese koyup eve kaloriferin yanına koymuştum. Biraz ısınırsa karnının ağrısına iyi gelir diye düşünmüştüm. Burada da su gibi yapmış ve ayağını silktikçe kalorifer ve duvar berbat olmuş. Yarım saat çamaşır suyu ile buraları sildim o yüzden.
İyi haber bu sabah da balkon batıktı ama kan görünmüyordu dışkısında. Gümüş rengi dışkısı da vardı bu da yoğurtun gayreti. Bağırsakları toplamaya başlamış. İlaçlarını verdikten 15-20 dakika sonra da patates püresi,pirinç lapasını ve bir parça peyniri karıştırıp yemeğini verdim. Öğlene de yoğurt vereceğim. Bir iyi haber daha eşim görevli ile konuşup sığınakta yer ayarlayalım dedi. Beş gün antibiotiği bitene kadar( Cuma) bakacağım. Sonrada bıracağım doğal ortamına.
Çok uzun oldu biliyorum, sıkılacaksınız okurken ama inanın ben kısaltarak yazdım, bu kadar oldu ancak.
Kedi maalesef kurtulamadı ve öldü.
Bu sabah Beşiktaş Sağlık Grup Başkanlığını aradım ve arkadaşlarımla konuştum. Birbirimizi özlemişiz. Makbuş '' Herkes gitti, siz yokken sizin boşluğunuzu daha çok hisettik, arıyoruz'' dedi.Hülya başka şeyler dedi. Grup Başkanı tayinen Bursa iline gittiğinden yerine yine sevdiğimiz bir doktor hanım gelmiş. Görevinde başarılar diliyorum kendisine çok iyi yapacağından hiç şüphem yok.
Ve eczacı arkadaşımı sordum.. Kendisi kalp krizi geçirdiğinden raporlu idi. Babasını kaybetmiş. Şok oldum. Hemen kendisini arayıp baş sağlığı diledim. Annesi de çok sarsılmış. Kendisi de sarsılmıştır. Daha yeni yeni kendisini topluyordu. Kendisini çok seviyorum. Buradan tekrar başsağlığı diliyorum. Allah geride kalanlara uzun ömürler versin...

Eşyalarımız kamyonla Ankara yoluna çıktıktan sonra bizde son kez boşalltığımız eve gelip bir kontrol yapıp anahtarı evsahibi adına emlakçiye teslim ettikten sonra apartmanda tekkomşuluk yaptığımız(selamlaşmanın dışında) Koreli komşumuza Allahaısmarladık demek için çıktık. Dil bilmememe rağmen Son_Hi hanımla gayet iyi anlaştık. Beyler de İngilizce anlaşıyorlar. Çocuklar çocuk odasına gimişler Çou-Song'un yatağında gevrek yiyorlar hem de bir taraftan evcilik oynuyorlardı. Artık bir daha göremeyeceğimiz bu komşularımızla son hatıramız. Beyin adı bende yazılı ama şu an aklımda değil,buraya yazamadım, karı koca bizi arabaya kadar geçirdiler. Onların gelenekleri bize çok yakın. Başka hiç kimsenin ziline basmadık onlarıkinden başka. Buda çok manalı ...
A'dan Z'de her şeyi bulabileceğiniz bir site.Burada kişisel bakımdan çocuk bakımına, yemek ve pasta tariflerinden fıkra, hikaye ve çocuk masalına, gezilere, günümüz popüler olaylarına kadar her şeyi bulabilirsiniz.Kendi kişisel sitemi yapmaya karar verdiğim zaman yardım almadan, bunları nasıl yapacağımı bilemiyordum. Ama şunu gördüm ki eğer bir şeyi istiyorsak , başarmak için adayız.Canım kadar sevdiğim yurdumda maalesef gelişmemiz adına katedilmesi gereken çok yolumuz var.
Her şeyin eğitimde olduğunu düşünüyorum. Eğitim evde başlar, okulda devam eder ve kişi yaşadıkça da bunları uygular.Gözlemlerime dayanarak söylüyorum Türk toplumu cahil. Annelerimiz, babalarımız artık uyanın, mücevher değerindeki yavrularımıza daha çok zaman ayırın, onlar için yapabileceklerinizi öğrenin.Bütün hepimiz yaşantımızın çeşitli dönemlerinde başkalarını şu veya bu şekilde eleştirmişizdir. Bu eleştirilerimiz lütfen başkalarına yönelik kalmasın. Çuvaldızı kendimize batıralım. İki lafın biri herkes bir şeyleri devletten bekliyor. Lütfen artık sivil toplum örgütlerimizi çoğaltalım, devletimizin yükünü hafifletelim. Bir elin nesi var iki elin sesi var örneğine gözümüzü kapatmayalım, kulagımızı tıkamayalım. Düşenin dostu olalım.El birliği ile neler yapabileceğimizi görelim.
Hayatımızın her döneminde israftan kaçınalım. Elimizdekinden en fazla nasıl yararlanabilirim diye düşünelim.Ben alış veriş poşetlerini biriktiriyorum. Bunlardan çöp poşeti olarak kullanıyorum. Ama tabiiki tüketimim eve girenden daha az olduğu için bayağı evin içinde birikiyor. Bunları da kapıcımızla konuştum. Onun kullanması için zaman zaman poşet içinde ona veriyorum. İnanın şurup şişelerimi bile boşalınca cam kumbarasına atarım diye biriktiriyorum.Bir zamanlar televizyonda izlemiştim. Bir ev hanımı aklınıza gelebilecek her türlü kullanılamaz diye düşündüğümüz eşyaları yeniden kullanılabilir duruma getirmiş ve o kadar şık şeyler oluşturmuştu ki.. İmrendim ve maharetini kıskandım.O günden sonra elime bir şey alıp çöp kovasının başına gittiğim zaman aklıma televizyondaki hanım geliyor ve , ben bunu acaba başka bir şekilde değerlendirebilir miyim diye düşünüyorum.
Ben küçükken annemin bana verdiği harçlıkları bir coca cola kutusunda biriktiriyor ve okul ihtiyaçlarımın karşılanmasında aileme veriyordum.Buradan şuraya gelmek istiyorum ağaç yaş iken eğilir. Uzmanlar insan hayatında 0-6 yaşın çok önemli olduğunu belirtiyorlar. İnsan ilerideki kişiliğinin çok büyük bir bölümünü bu yaşlarda öğrenip ileriki yıllara taşıyormuş.Medyamızda 0-6 yaş eğtimini destekleyen görüntüleri yeni yeni görmeye başlıyoruz. Geçenlerde bir futbol takımı 0-6 yaş eğitimini destekleyen bir pankartla maç sahasına çıktı. 0-6 yaş eğitimini çocuklarımıza nasıl verebiliriz. Bunun için illa çocuk yuvaları şart mıdır? Benim görüşüme göre şarttır. Ebeveynler ne kadar bilinçli olurlarsa olsunlar çocukların bir disiplin içinde , uygulamalı olarak bu eğitimi almaları görüşündeyim. Bunun için de çocuk yuvaları şart. Ama semtine göre de bunun fiyatları değişmekte. Özellikle çocuk sayısının çok fazla olduğu ailelerin oturduğu semtlerde bu aileler çocuklarını ekonomik yetersizlik nedeni ile buralara gönderememektedir. Bunun için devletin kendi açacağı çocuk yuvalarının çok cüzzi bir miktarla bu yavrularımızı kabul etmesi gerekmektedir.
Bundan 3 ay kadar önce bir arkadaşımla bereber Hakkari Yüksekovadaki bir ilkokula kırtasiye ve giyim yardımında bulunduk. Çocuklardan ve okul müdüründen gelen mektuplar çok sevindirici oldu. Durumu iyi olan arkadaşlara sesleniyorum. Lütfen siz veya bir kaçınız birleşerek çevrenizdekiler için neler yapacağınızı gözden geçirin ve elinizdekileri, imkanlarınızı onlarla paylaşın.



Aşağıda Doğanlı İlköğretim Okulu Müdürünün mektubunu yayınlıyorum. Yardımlarımızın ihtiyaç sahipleri için ne büyük bir değer ifade ettiğini sayın müdür çok güzel ifade etmiş.
Sayın Emine Hanım,
DOĞANLI İlköğretim Okulu öğretmen ve öğrencileri adına öncelikle yapmış olduğunuz yardımlardan dolayı teşekkür eder , saygılarımı sunarım.
Okulumuza göndermiş olduğunuz yardımları eksiksiz olarak öğrencilerimize dağıttım.Yaşamış olduğumuz bölgenin koşulları itibariyle çocuklarımızın gözlerinde parıldayan sevinci sanırım tarif etmeme hiç gerek yok.
Sayın Emine Hanım; işte yaptığınız yardımın güzelliği burada ortaya çıkıyor. Önemli olan çocuğun almış olduğu yardımın yanında o anki mutluluğu...
Ben size birazda okulumuzu ve bulunduğu çevreyi tanıtmak istiyorum.Okulumuz 2003 EYLÜL ayında açılmıştır.3 sınıflı okulumuzda 1,2,3,4,5. sınıflar okumakta , 5 öğretmen çalışmaktadır.Köyümüzde ki 6,7,8.sınıflar ise taşımalı olarak yakın bir okula gitmektedir. Okulumuzun bulunduğu yörede genel geçim kaynağı yalnızca doğu illerimizde mevcut olan geçici köy koruculuğudur. Ve bu işin aylık değeri sadece 300-325YTL civarıdır, bu insanlar bu para ile ortalama 10-15 kişilik bir aileyi geçindirmek zorundalar. Ne ilginçtir ki her halde sadece bu yöreye mahsustur ki bir velinin 1’den 8’e kadar her sınıfta öğrencisi var.Bunları göz önünde bulundurursak yaptığınız katkının büyüklüğü ayan beyan ortadadır.
Sizlere bütün eğitim camiası adına, ülkemiz adına bir kez daha teşekkür eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.
Orhan YADİGAROĞLU
Tüm Okul Öğretmen ve Öğrencileri Adına
Sizler gibi düşünen, yardımsever, eğitim gönüllüsü arkadaşlarınız var ise okulumuzun adını vermenizi rica eder , saygılarımı sunarım.
KURULUŞ AMACI
Bosna savaşıyla beraber hızlı bir şekilde çalışmalara başlayan ve bu çalışmalarını Çeçenistan savaşında da sürdüren gönüllüler 1995 yılında bir araya gelerek İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı'nı kurarlar. Temel amaç bellidir
Nerede olursa olsun sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış, savaş, tabi afet vb. sebeplerle mağdur olmuş, yaralanmış, sakatlanmış, aç ya da açıkta kalmış, zulme uğramış tüm insanlara gerekli insani yardımı ulaştırmak ve bu insanların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmemesi için gerekli tüm girişimleri yapmak vakfın temel amacıdır.
MİSYONU
İHH, kimsenin gidemediği mazlum ve mahrum coğrafyalara gitmek, ulaşılmaz denilen yerlere ulaşmak, adı-sanı unutulmuşlara bir selamın, bir umudun adı olmak için var.
İHH,Her türlü insanlık suçlarının işlendiği savaş bölgelerinde muhacir olmuş yaşlı, kadın, çocuk, hasta ve yaralının hayata ümitle bakışını kaybetmemesi için, onların ekmeği, çadırı, ilacı olmak için var.
İHH,tarihi bir misyon üstlenerek değişen dünyada değişmeyen değerlerin yaşatılmasını sağlamak için var.
ÇALIŞMA ALANLARI
ACİL YARDIM
- Temel gıda ve temel ihtiyaç maddeleri yardımı
- Barınma yardımı
- Hijyenik ve temizlik maddeleri yardımı
- Teknik malzeme yardımı
SOSYAL YARDIM
- Kimsesizlere yapılan yardımlar
- Kurban yardımı
- Fakir aile ve mültecilere ayni yardımlar
SAĞLIK
- Yaralıların tedavisi
- İlaç ve tıbbi malzeme yardımı
- Sağlık çadırları kurulması
- Mobil hastane oluşturulması
- Sağlık taramaları
EĞİTİM
- Kırtasiye yardımı
- Öğrenci barındırma
- Burs verme
- Eğitim programları uygulaması
- Kitap Basımı ve Dağıtımı
İNSAN HAKLARI
- İzleme Komiteleri oluşturulması ve gözlem
- Rapor yayını
- Çözüm önerileri
VAKFIN AMACINI GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN YAPACAĞI TASARRUFLAR VE VAKFIN MALVARLIĞININ SEVK VE İDARESİ
Madde 6: Vakfın senelik gelirlerinden idare, teftiş, muhafaza ve murakabe masrafları çıktıktan sonra gelirinin % 80'i 903 s. lı Kanunun 4. Maddesinde zikredilen umumi, hususi ve katma bütçeli kuruluşların bütçeleri içerisinde yer alan hizmetlere bu vakıf senedindeki esaslara göre sarf ve idare edilir. Bu sebeple vakıf;
a- Amaçlarından birini veya tamamını gerçekleştirmek için faydalı ve gerekli gördüğü bütün teşebbüs, tasarruf ve işlemleri icra eder. Vakıf mütevelli heyeti veya onun atayacağı yönetim kurulu kararı ile yurt içinde veya dışında gerekli yerlere şube veya temsilcilikler açar, faaliyet alanına giren kurumları kurar, aynı alanda yurt içinde veya dışında faaliyet gösteren diğer kuruluşlarla işbirliği yapar, yardım eder, yardım alır.
b- Gayrimenkul alabilir, satabilir, kiraya verebilir, kiralayabilir, ayni veya şahsi haklar tesis edebilir, takas edebilir, iştirakler kurar, sona erdirir, kurulu bulunanlara ortak olabilir, ortaklıktan ayrılabilir, gerektiğinde izale-i şuyu davası açabilir.
c- Her türlü kültürel ve sosyal organizasyonları yapar, yarışmalar, paneller, müzayedeler, çekilişler, konserler organize eder. Malvarlığını arttırmak amacıyla her türlü ticari zirai ve sınai işlemler yapar.
d- Her türlü ihaleye girer, pey sürer, menkul veya gayrimenkul teminatı gösterir. Taahhüt altına girer.
e- Malvarlığına ilişkin bütün temliki muameleleri yapar.
| Afrika yardım bekliyor! |
|
|
İnsanların bir bardak su için kilometrelerce yürüdüğü, bir pirinç tanesine onlarca elin uzandığı Afrika’da yaşanan bu drama kayıtsız ...
|
| Somali: Susuzluğa yağmur olalım |
|
|
Susuzluk ve açlık nedeniyle ölümlerin başladığı Somali’de su bulamayan insanlar idrarlarını içerek hayatta kalmaya çalışıyorlar.
İHH İnsani Yardım Vakfı Battal kasabasındaki en yoksul 15 aileyi tespit etti ve bu 15 aileyi ev sahibi yapmak için kolları sıvadı |
BAĞIŞ
İnsani Yardım Vakfı"nın bağış için hesap numaraları aşağıdadır. Duyarlı insanlarımızdan büyük küçük demeden katkılarıyla büyüyecek hesaplar için yardımlarımızı beklemekte..
1. Bizzat elden:
Eğer İstanbul’da ikamet ediyorsanız, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Fatih ilçesinde bulunan merkezine gelerek elden makbuz karşılığında bağışlarınızı teslim edebilirsiniz.
2. Posta çeki ile:
Bulunduğunuz yere en yakın Postaneden İHH İnsani Yardım Vakfı'nın 1605451 nolu posta çeki hesabına yatırabilirsiniz. Bunu yaparken dekontun açıklama kısmına bağış türünü yazdırmayı unutmayın.
3. Banka havalesi veya EFT ile:
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın banka hesap numaralarına havale ya da EFT yapabilirsiniz. Bankadan havale gönderirken ya da hesabınızdan EFT yaparken açıklama kısmına bağış türünü belirtmeyi unutmayın.
Tüm bağışlar için
a) Ziraat Bankası (Fatih Şubesi–İstanbul)
Şube kodu: 488
YTL: 2124994-5007
USD: 2124994-5008
EURO: 2124994-5012
b) Vakıfbank (Valide Sultan Şubesi-İstanbul)
Şube kodu: 345
YTL: 2014008
USD: 4014006
EURO: 4014007
Afrika Yardım Kampanyası bağışlarınız için
a) Ziraat Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 488
YTL: 53 53 53 53 - 5007
USD: 53 53 53 53 – 5008
EURO:53 53 53 53 – 5010
-------------Mail olarak gelen bir önemli mesaj-------------
(Lütfen dağıtıma yardımcı olun!)]
Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru...
Sonra ' Türkiye neden kanserden kırılıyor..' diye soruyoruz..!?
Tuz Gölü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük gölüdür...
Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur...
Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür...
Dünyanın en tuzlu göllerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek
oranda tuz ihtiva etmektedir...
Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla
kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur... Bu tuzlalardan elde edilen tuz
Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük bölümünü karşılamaktadır... Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu
sığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür...
Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan gölün tabanında,
kalınlığı yer yer 30 cm.' i bulan mevsimlik bir tuz katmanı
oluşmaktadır...
Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin
derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir...
Göle dökülen en önemli akarsular? Peçenekozu Deresi" ile "Melendiz
Çayı"dir. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor.
Coğrafya bilgilerine girmemiş acı gerçek ise sudur:
Tuz gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nin şehir kanalizasyonudur...
Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef
herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne akıtılmaktadır... Bir milyonu geçen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri dönmektedir...Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her sorumlu vatandasın üzerine düsen
görevi yerine getirmesi gerektiği inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her
kişiye gönderelim ve ilgilileri göreve davet edelim...Yoksa hepimizin
yemeğinde Konya'lıların katkısı olmaya devam edecek.."
Yrd. Doc. Dr. MUSTAFA DURAN PAMUKKALE UNIVERSITESI
FEN-EDEBIYAT FAK. BIYOLOJI BOL. 20017 DENIZLI
TEL:+90 258 2134030-1178
CEP:05334361297
FAX:+90 258 2125546