Çocukları 4. sınıfa gidenler için slayt tarzında hazırlanması istenen bir ödev konusu bu. Tabii ki öğrenci bu slaytı yapacak bilgisayar tekniği ile donanımlı olmadığından bu işi ya anne babalar yada büyük kardeşler yapacaktır. Bizde de kural değişmedi ve bu iş bana düştü. halimden şikayetçi de değilim bunun için. Çünkü bana da oyalanacak bir şeyler çıkıyor bu vesile ile.
Dün Selin okula gittikten sonra bilgisayar başına oturdum ve internette araştırma yaptım. Allah razı olsun bu interneti hayatımaza katanlardan. Ne kadar çok işimize yarıyor. Sizi bilmem ama ben her şeye internetten bakarım. Misafir gelecek bakarım, bir hastalık var bakarım, bir başka şey yine bakarım. Beni tanıyanlar bu yönümü bilirler.
Konuyla ilgili pek çok örneğe rastladım. hepsinden biraz bir şey katıp kendi fikirlerimle birleştirdim. Tam 23 slaytan oluşan bir ödev yaptım. Düzenleme ve resim arama işi beni çok oyaladı. saat 14.00 kadar bilgisayar başından kalkmadım. Selin okuldan gelince hazırlığı gösterdim. Anne hareketli, oynayan iskelet koy dedi. Dedi ama bulabilecekmiyim bakalım dedim. İnternet sağolsun onu da hallettik. Başlangıç slayta Selin'in resmini de koyduk. Selin sorular olsun dedi. Konu sonuna sorularda ekledik. Bu gün okula götürdü ve sunumunu yaptı. Çok mutlu olmuş. Öğretmeni beğenmiş. Büyük ödülü kaptıp dedi. Hani dedim. Karnımda dedi. benim bağımlısı olduğum şey bilirsin ya dedi. (Şekeri kastediyor)
Ben de sevindim. Ödevim beğenilmiş. Çocuğumla birlikte 4'e gidiyorum nede olsa.
Bir haftadır evde ufak ufak hazırlanmaya başladım. Temizlik yapıyorum. Cam siliyorum, yer siliyorum, toz alıyorum vs. Cuma günü ve gecesi aman tanrım! O neydi öyle! Ne çalışmak, ne yorulmaktı yarabbim!
Kayınvalidemi de Cuma akşamı aldık. Bir hafta on gün bizde kalacak. Hazırlığım iki katına çıktı. Gece yatağa yattığımda yerimi pek beğenmişim ki sabaha kadar uyanmadım. Sabah çalar saate tam 8.00 de kalktım ve işe koyuldum. Harıl harıl bu gün öğlene kadar hazırlığımı bitirmeye bakıyorum.
Nihayet hazırlık bitti ve misafirlerimiz gelmeye başladırlar. 4 erkek 6 kız toplam 10 çocuk oldular. Oturma odasına onlara masa hazırladım. Salona da biz büyüklere. Tahmin edebileceğiniz gibi iki katı bir yorgunluk oldu. Ayrı ayrı hizmet etmek. Ama çocuklar eğleniyorlar ya işte o zaman yorgunluğunuz uçup gidiyor. Gerisini yarın yazarım inşallah. Şimdi hazırlanıp yatmaya gideceğim. Çok yorgunum.Hadi allah rahatlık versin şimdilik.
Çocuklara hazırladığım yiyecekleri servis yaptım. 10 çocuk masa başında kuduruyorlar adeta. Oğlanlar koltuğun altını üstüne getirirlerken kızlar da az kudurk değillerdi yani. Güzelce yedirdim onları. Yavaş yiyen bir oğlanı da özellikle teşvik ettim ve yedirdim. ama onlar illa pasta kesilmesini bekliyorlar. Eşim ve ailesi salonda masadalar. ben hizmet etmekten yiyemedim. Çayım bardakta kaldı. Nihayet beklenen an geldi ve pastayı salona masaya getirdik. Çocuklar etrafında toplandı. Alkışlarla birlikte mumu söndürdü Selin ve pastasını kesti. ben de servisi yaptım. Pastayı yediler ve 40 dakika bahçeye gitmelerine izin verdik. Aile balkona çıktı, orada pastalarını yiyorlar. Ben de altı üstüne gelen oturma odası ile salonu toplayıp sildim. Bulaşıkları makineye yerleştirip çalıştırdım ve çocuklar geldiler. Kimisi pasta kimisi mercimek köfte kimisi de sosisli milföy böreği istedi. Hepsinin isteğini yerine getirdim. Anneler, babalar tek tek çocukları almaya geldiler. İçeri davet edip onlara da çay ve pasta ile börek servisi yaptım. Yarım saat oturp konuştuk. Çocuklardan birisinin ailesi gelmedi. diğerleri gittiler. Selin'in apartmandan arkadaşı İpek ve bizde kalan diğer çocukla birlikte oyunlarına devam ettiler. saat 19.00 civarında yasin'in annesi aradı ve eşime Yasin'i siz getirir misiniz dedi. Eşim şaşırdı bu rahatlığa ama yine de tabi deyip Selinle birlikte götürüp bıraktılar çocuğu.
Ben evi bu gün ikinci kez tekrar sildim. Felaket karışmış ortalık.Bulaşıkları ikinci kez makineye attım. Yatmaya gittiğimde yorgunluktan vücudum sızlıyordu. Seneye bu kadar kalabalık olmasın kızım yaşgünün!
Bu gün öğlen eşimle birlikte Çayyoluna gittim. Selin Sanalika diye çocuklar için açılmış bir siteye üye. Pek tavsiye etmeyeceğim ve çocuklara bir şey kazandırmayan ve hatta küfürlü konuşmanın yayılmasına ve bozuk Türkçe ile yazışmalarına neden olan bir site. Site yönetiminin amacı sitenin para birimi olan sanilleri çocuklara satmak. Para yatırarak sanil yüklüyorsunuz ve çocuğunuz da burada sanal ev eşyaları vs. alarak evini sanal olarak döşemiş oluyor.
Kısaca bu tanıtımı yaptıktan sonra asıl konuya geliyorm hemen. Okulların açılmasına yakın Selin kızım bir kitap okuyup bitirdi ve karşılığında da ben de ona sanil yüklemek için postahaneden bu sitenin posta çeki hesabına para yatırmayı kabul ettim.
İşte bu gün Çayyolu'na gitme sebebim bu idi. Öğlen arası teneffüsü yemek saati olması nedeni ile uzun olduğundan Selin'e de uğradık.karı koca güneşli havadan da yararlanarak bahçedeki banklara oturduk bekliyoruz. Selin yemek yesin de sonra yanına gidelim, bizi görünce yemeğini yemez diye düşğnüyoruz. 5-10 dakika sonra ben gidipsınıfa bakayım dedim ve kalktım. Sınıfta yoktu, yemekhaneye bakmak için aşağıya indim. Ben kantinin önünden geçerken kapıdan içerdeki öğrencilere baktım Selin burada mı diye.bazen yemeğe gitmeyip buradan yediğini tahmin ediyoruz. Çocukların arasında göremedim derken en önde bankoya dayanmış birisinin başını Selin'e benzettim. Yanına yaklaştım, benim kız! Yanında arkadaşı Başak da var. Başak yemeğe yazılmadığından o burada yiyor. Ama ya Selin! O da burada yemeğe karar vermiş anlaşılan ki tost siparişini bekliyormuş. Beni görünce çok fena oldu. Tostu iptal ettirdim. bayan önce itiraz edecek oldu ama benim:
- O yemeğe yazılı. Yemeğe gitmemiş burada tost bekliyor, siz onu bir başkasına satarsınız dedim.
Selin'i alıp giderken arkamdan sseslendiler ve tost parasını verdiler.
Yemekhanede de sıra var tabii. bekledik. Eşimi arayıp yemekhaneye gelmesini söyledim. yemekhane sorumlusu ile konuştuk. Bir çizelge yapıp bunu Selin'e vereceğiz ve her gün imzalatıp getirmesini isteyeceğiz. Hem suçlu, hem güçlü bizimki. Suçunu bastırmak için edepsizlikler yapıyor. Zorla başında durup yemeğinden biraz yedirdik. Biz varken böyle olan biz yokken kantinde tosta talim ediyor demekki. Çocuk aklı it aklı derler eskiler. İyi beslensin dediğimiz kızımız neler yiyormuş meğerse.
Emekli olduktan sonra iyice tembelleşen ben geceleri geç yatıp sabahları geç kalkmayı alışkanlık haline getirdim. Bu sabah yine her zaman olduğu gibi benden önce kalkan kızım tam ben uyanmış, yatağın içinde tembel tembel yatarken elinde bir tabakla odama girdi ve bana şöyle dedi:
-Bak anne! Kendi yemeğimi yaptım!Bak, tost yaptım kendim ilk defa!
Şaşırdım birden, aklıma bıçak,elektrik prizi filan gelince. Kaşarı keserken elini kesseydi veya fişi prize takarken bir şey olsaydı. Aman Allahım! Allah korumuş kızımı. Allah korumuş. HER ŞEYİN BİR İLKİ TABİ OLACAK AMA BU TEHLİKELİ BİR ŞEY
-Aman kızım bir yerine bir şey oldu mu kaşar filan keserken?
-Yooo olmadı. İlk tostumu yaptım. Artık kendi yemeğimi yapabildiğime göre aç beklememe gerek yok!
Gece yatağa giren Selin'e babası banyodan seslendi:
-Selin, Seliin!
Selin elinde hayvanları babasına cevap verdi:
-Evet, buyrun, Selin benim!
Bu cevabı duyan ben kahkayı bastım.
Dün gece Selinle yatakta konuşuyoruz.
-Yarın tatil mi size?
-Evet
-Eminsin değil mi?
-Evet anne, öğretmenim söyledi!
-İşçilere tatil olabilir belki sadece o nedenle soruyorum.
-Öğretmenim işçi değil mi anne?
-Hayır, öğretmenin memur.
-1 Mayıs İşçi Bayramı Kör oldu!Bize de tatil! Yaşasın 1 Mayıs Öğrenci Bayramı!
23 Nisan coşkumuz. Gaziantep yöresi oyununu oynadılar bu yıl bizim sınf. Ortadaki afacan benim Selin'im.

Alttaki resimde benim kız Atatürk Orman Çiftliğindeki Tigem'de köfte ekmek sonrası kendi deyişi ile kudururken.

Geçen sene olduğu gibi bu sene de yine Selin beni şakaladı. Ben de inandım. Çok geçerli ve gerçekçi bir konuyu işlemişti çünkü. Doğrusu şaka olabileceği hiç aklıma gelmedi. işte Selin'in 1 Nisan Şakası:
Akşamları servisi siteye girmiyor. Ben de gidip nizamiyede bekledim bu akşam. Hoşuna gidiyor karşılam kendisini. benim de zaten son aylarda moralim hiç iyi değil. O mutlu olunca ben de kendi sıkıntılarımı unutuyorum. Mutlu oluyorum kısa bir an. Kızımı karşıladım. Havada ılık, öyle güzel ki... Ben hiç dışarı çıkmadığımdan havanın ısındığını ancak dün fark ettim.
Kızımla sarmaş dolaş olduk geliyoruz. Ben de onu büyük insan gibi kabul edip ciddi konuları onunla konuşuyorum. Birileri ile paylaşmak çocuk dahi olsa çok iyi geliyor. Hafifliyorum biraz.
Ben susunca bu sefer Selin konuştu:
- Anne biliyor musun, öğretmenim Başak'la kavga ettiğim için ikimizi de müdürün yanına götürdü,dedi.
Şaşırdım. Selin ve Başak kavga etsinler! O kadar samimi arkadaşlar ki...Ama olmaz olmaz deyip inandım . Ne de olsa daha küçükler. Kavga da edebilirler tabii. Bu sefer de kavganın sebebini öğrenmek için ben sordum:
- Neden kavga ettiniz bakiim?
- Şey bahçede oynuyorduk, tartıştık, oda büyüdü, sonra Başak ''kulağıma vurdun'' dedi.
-Peki vurdun mu?
- Elim kazayla çarpmış olabilir. Sonra Başak bana şey dedi, ,işe yaramazsın dedi. Ben de öğretmenime söyledim. O da ''bıktım sizden, sizinle uğraşamam'' dedi ve kulağımızdan tutup müdürün odasına götürdü.
- Ee sonra ne oldu, ne dedi müdür?
- Bizimle konuştu.Sonra da sınıfa gönderdi.
Ben bu duyduklarımı yorumlamaya çalışırken benim kız bana alttan bakıp gülümseyerek:
-Şaka şaka, inandın mı? 1 Nisan Şakası demez mi'
Gerçekten benim kız bir alem! Bunu ben değil onu bütün tanıyanlar söylüyor. Selin başka bir şey hem çocuk, hem büyük,hem komik,hem de duygusal. O farklı, özel yaratmış rabbim. Allah herkesin çocuğunu ve benim afacanı nazarlardan korusun,şerlerden korusun. Amin.
Şimdi gelelim bir günde iki yazı ekleme sebebime. Çok nadir oluyor böyle yazılar. Hemen yazmayınca sonra unutuyorum. Benim buradaki günlüğümden hariç kendi defterime tuttuğum bir günlüğüm daha var ama zamanında yazamıyorum son zamanlarda. Biraz canım sıkkın. Kendi kendime bir şeyler düşünüp duruyorum. Bakalım ne sonuca varacağım. Göreceğiz zamanı gelince herhalde.
Selin okuldan gelmiş, site girişinde indirmiş servis ve Selin de nizamiyeden beni arıyor, diafon çaldı,koştum açtım,karşımdaki selin:
-Anneee babam yönetimde mi?
-Evet kızım
-Peki yanına gidebilir miyim?
-Önce bir eve gel, ödevlerine bakalım, bir şeyler ye iç bu arada babanı arayıp sorarsın, gel derse o zaman gidersin tamam mı? İstersen babanı şimdi oradan ara sor? Sonra da eve gel, babana gitme tamam mı?
-Tamam anne.
Bu kadar sıkı tembih şu nedenle yapıyorum: Geçen gün servisten inip direkt babasına gitmiş ben de evde gözüm camda çocuk bekliyorum. Babası aramasa daha yolda geliyor sanacağım.
Eve geldi bizim afacan. Elini koymuş zile uzun uzun çalıyor. Çanta sırtında, ağırlığı altında iki büklüm duruyor. Hemen içeri alıp, çantasını montunu aldım. Ellerini yıkamaya gönderdim. Dün bana sütlaç siparişi vermişti onu yaptığımı söyledim.Ellerini yıkamadan muzipçe mutfağa girdi
-Nerede bir göreyip, bakıp not vereyim! diyerek kaseye yapıştı. Elinden aldım ve elini yıkayıp gelmesini söyledim.
Geldi tarçınla süsledik ve alıp gitti. Yemiş geldi ikinciyi de kaptı ama ondan iki kaşık almış, bırakmış.
Banyoda Selinleyiz. Ben eşofmanını çekerken sordum:
-Ne bu gün yönetimi aramış, üşüttüğünü söylemişsin. Seni yalancı seni, dedim.
Hemen burnundan zorla nefes alma numarası yaptı ve bana külhanbeyi gibi yan yan bakarak şöyle dedi:
-Babamdan 1 lira daha aldım!
-Ne yani sen bu gün 2 lira mı harcadın?
Elini alnına ne yaptım ben anlamında götürüp dudaklarını komikçe büzerek:
-Çenem düştü, çenem düşünce ağzımdan neler düşüyor len.
Çenesi düşük olmak hiç iyi bir şey değilmiş!