21/10/2009 · Kategori: SIYASET
Bu gün sizlere ben de kendi demokratik açılımımı anlatacağım. Ben Çepniyim diyerek söze başlayacağım. Ne olduğunu merak edenler için internette aramalarını söyleyeceğim sadece.
Her; ben oyum buyum diyene bir açılım ihtiyacı neden doğuyor? Neden? Sonra bu açılım da ne? Binlerce yıldır kullandığımız Türkçe'mize son bir yıl içinde sokuşturulan kelimeler neyi ifade ediyor?
Bizim ülkemiz miladdan öncesine dayanan eski yerleşim merkezlerin en önemlisidir.Ben tarihçi değilim ama tarihi çok severim ve fırsatım olduğunda okuyorum.Öğreniyorum.Ege bölgesinin tarihi okunduğunda, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu tarihi okunduğunda yüzlerce milletin yaşamış ve yer değiştirmiş olduğunu öğreniyoruz. bu milletlerden şimdi hiç kimse yok mu Anadolu'da? Bu insanların soyu birden kuş uçup gitmedi ya? Elbette ki halen yaşamlarını devam ettiren, içimizden kimbilir hangimiz bu insanların soyundanız! Ama yıllar yılları kovalamış ve insanlar artık kendini başka bir isimle adlandırmaz olmuşlar. Türk'üm demiş Anadolu insanı. Öncesi ve sonrasını bırakmış.
Herkes soyunu sopunu araştırsa neler neler çıkar bu milletin içinden! Sayısı yüzleri bulan. Şimdi her soy için bir açılıma bir demokratikleşme hareketine niçin ihtiyaç duyalım ki! Biz demokratik değil miydik? Biz zaten açık, şeffaf bir toplum değil miydik? Değilsek ve artık açılma zamanımız gelmişse şunlar için de bir açılım yapılsa: Arnavutlar, Çerkezler, Abazalar,Lazlar,Gürcüler,Çepniler,Tatarlar,Araplar ve daha sayamadıklarım için.
Yukarıdaki paragrafta anlatmak istediğim şey şu idi: Bu açılım, demokratikleşme hareketleri milletimizi ayrımcılığa, bölücülüğe, etnik ayrıma sürüklemeden başka bir işe yaramaz.Bu gün iktarda olan vekillerimiz sadece bu güne karşı değil, geleceğimize karşı da sorumludurlar. Ağızlarından çıkanı önce kulakları ile duymalıdırlar.
20 Ekim günü sözde PKK'lı olduklarını söylediğimiz ama onların ısrarla kendilerini PKK'lı olmadıklarını söyleyen kadınlı erkekli Kürtler neyin şovunu yaptılar sizce? Onları zılgıtlarla halaylarla karşılayan kadınlı erkekli Kürtler de neyin sevinci vardı sizce?Görüntülere baktığımda yüzlerce Kürt kadınını sınır kapısında bekleşirken gördüm. Zılgıt çekerken gördüm. Ben Tatvan ilçesinde iki yıl ebelik yaptım. Yaşayanların %98'i hemen hemen Kürt olan bu yerde bu kadınlar dertlerini bile anlatamazken, çocuklarını sağlık ocağına aşıya bile getiremezken nasıl olmuş da sınır boyuna diğer Kürtleri karşılamaya gidebilmişler? Evlerinden çıkmışlar, Çok anlamlı değil mi bu sizce? Bunları bir örgütleyen,bir galeyana getirenin olmadığını söyleyebilir miyiz? Ben ne yazık ki söyleyemiyorum. keşke kendiliklerinden oraya gitmiş olduklarını düşünebilseydim. 150 bebeğin olduğu Karataş Mahallesinden (benim sorumluluk bölgemdi) Sağlık Ocağına ayda ancak 3-4 bebek aşıya getirilirdi. Diğer bebekler benim tarafımdan her ay mahalleye gidilip, ev ev dolaşılarak aşılanır ve yine diğer aşısı için sağlık ocağına bıkmadan davet edilmesine karşın gelecek ay da bundan farklı olmazdı.Hatta bölgemde oturan bir sağlık memurunun 3-4 çocuğundan birisi olan bebeği 8 aylık olmuş ve hiç aşı yaptırmamış sağlık memuru. Ben evde, mahallede tespit edip aşılarına başlamıştım. Şuraya varmak istiyorum. Bu insanlarımız kendileri için lüzumlu olan şeyleri yapmıyorken nasıl sınıra gidebilmişler?
Hepimiz olgun olmalıyız, odur budur diye memleketi bölmenin kime ne faydası olur söyleyeyim: Yabancı ülkelere tabii ki. Türkiye durdurulamaz bir şekilde ekonomik büyümeye sahip. Krizden dahi pek etkilenmedi. Ekonominin kalbi bankalarımız krizi tınlamadı bile. Tüm dünya tepetaklak olmuşken krizden. Bizim etkilenmemiz onların etkilenmesinden dolayı oldu. Bir halka tabii bu. Dalgaları kıyılarımız ne kadar emniyetli de olsa sahillerimize kadar geldi. Ama içeriye giremedi.Avrupa Birliğine alınmama nedenimiz de bu. Birliğe alındığımızda daha da güçleneceğimizi hesap eden Avrupalılar Birliğe durmadan yeni ülkeler almaya da devam ediyorlar ama bakın nasıl ülkeleri alıyorlar: Nüfusu 12-15 milyon, ekonomisi zayıf ülkeler. Bulgaristan, Yunanistan vs. gibi.
Kürt ve Ermeni arkadaşlarla işyerinde beraber çalıştım. Onlarla bu konuları konuşmaktan çekinmedim. Onlar da benimle konuşmaktan çekinmediler hiç. Bunlarda çekinecek saklanacak bir şey de yok zaten. Ben onlara Kürtler çok inatçı dedikçe onlar da bana sen de Kürt sayılırsın, Karadenizliler de Kürt'ün deniz görmüşü deyip takılırlardı. Tabii bu konuşmalar kırıcı ve haysiyet dışı şeyleri kapsamaz arkadaşlığımızı bozmazdı.
Şimdi siyasetçilerimiz içimizde bir ayrıştırmaya, bölünmüşlüğe doğru bir açılıma geçtiler. Biz biriz ve bu yurdun insanlarıyız. Ayrıştırılmak istemiyoruz. Anayasa hepimizi eşit kılmış. Amerika gibi zenciler başka okulda, beyazlar başka okulda değiliz.Zenci ve beyaz mahalleleri yok bizim ülkemizde. Bizim ülkemizde her etnik köken aynı otobüse biner, aynı okullarda okur, istediği mesleği seçebilir,istediği yerde yaşayabilir. Kökenine bakılmadan her türlü demokratik hak herkese eşit verilmiştir. İşte örneği: DTP'deki vekiller. Nasıl vekil oldular? Türk'ün ne hakkı varsa Kürt'üm diyenin de Lazım diyenin de o hakkı var bu ülkede.
Bu konu böyle uzayıp gider ama ben uzatmayacağım. hepimiz yurdumuzu çok seviyoruz ve hiç kimsenin ayrımcılık, etnik köken ayrıştırması, etnik köken açılımı yapmasını istemiyoruz. Birlikte var olduk ve var olmaya devam edeceğiz!
28/3/2009 · Kategori: SIYASET
29 Mart 2009 tarihinde yerel seçimlerle aynı gün 1 saat saatler de ileri alınacak.25 Ekim 2009 da ise 1 saat geri alınacak.
Oylarımızı kullanalım. Vicdanımızın hür iradesi ile oy verelim. Kocam istedi, babam dedi diyerek oylarımızı istemediğimiz kişilere vermeyelim. Oy üzerinde ipotek olmaz. sandık bölümü ayrı. Kime verdiğini bir Allah bir sen bilirsin. Kimseden çekinme ey kadın seçmen. En çok da onların oyları gaspedilir ülkemizde.
Saatini bir saat ileri almayı unutma, büyük şehirde yaşıyorsan erkenden sandık başına git, oyunu kullan, sonra çook sıra beklersin. Benden size söylemesi.
28/3/2009 · Kategori: SIYASET
Kahramanmaraş'tan Yozgat'a giderken geçirdiği helikopter kazası sonucu hayatını kaybeden BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı siyasi mücadeleler ile geçti. Yazıcıoğlu, kazadan hemen önceki mitinginde 29 Mart seçim çalışmaları için "Devletten yardım almıyoruz ilk kez helikopter kiralıyoruz" demişti.
Muhsin Yazıcıoğlu, 1954 yılında Sivas'ın Sarkışla ilçesi Elmalı Köyü'nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla'da yaptı.
Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972'de Ankara'ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde tamamladı.
1968'de cemiyet (dernek) çalışmalarına başladı. Şarkışla'da Genç Ülkücüler Hareketi'ne katıldı. Ankara'ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi'nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. (1977-78). (Alıntı.Hürriyet.com)
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun beraberindeki kişilerle birlikte 3 gün önce düşen ve dün bulunan helikopter kazasında yaşamını yitirmesi milletimizi olduğu kadar beni de çok üzmüştür. Kendisine ve diğer ölenlere Allahtan rahmet diliyorum.
Dinimize göre bu şekilde gelen ani ölümler ile ölenlerin şehit sayıldığını peygamber efendimiz bildirmektedir. İnşallah öyledir. Ölenlerin ailelerine başsağlığı ve Allahtan sabır diliyorum.
Siyasette veya başka bir konuda yaşarken her şeyin ne kadar boş olduğunu, insanların hayatta dürüst yürümesi gerektiğini kendi ağzından açıklamış Muhsin Yazıcıoğlu.
Doğru söze ne denir ki... Kıssadan hisse çıkarmak da sizlere.
18/3/2008 · Kategori: SIYASET
Bu gün 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin yıldönümü. Çanakkale boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri boğazın her iki yakasındaki birliklerimize 3 Kasım 1914 de ateş açtılar.18 Mart 1915 tarihinde İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. 3 gemisi sulara gömülen düşman geri çekilmiştir.Denizden başarılı olamayınca İngiliz,Fransız,Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge devletlerin askerleri ile karadan 25 Nisan 1915 günü çıkarma yaptılar.Kara savaşları 9 Ocak 1916 tarihine kadar 8 ay sürmüştür.
6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar'a yapılan çıkarma harekatını Mustafa kemal komutasında bulunan birliğimiz durdurmuştur.
Bu savaşta 300.000 askerimiz şehit düşmüştür. Atalarımızın dedelerimizin cepheye giderken geri dönmeyi düşünmedikleri büyük zaferin yıldönümü. Mehmetçiklerimiz ayakları yalın ayak, bacağındaki pantalonunun ana kumaşının hangisi olduğu artık yamalardan belli olmayan, ne yiyip ne içerek, nerede nasıl yatıp uyuduklarını bilmediğimiz ama tek bildiğimiz vatanın bir karış toprağına göz dikmişlere, yurdumuzu parçalayıp bölmek isteyenlere dur diyerek ve bunu canı pahasına yaparak bu güzel vatanı bizlere nasip ettikleri için, vurulup tertemiz alınlarından bu vatanın bağrında yatan mehmetçiklerimiz, Allah rahmet etsin, hepiniz nur içinde yatın, sizler olmasaydınız,sizler şehit olmasaydınız bu kutsal vatan uğruna, bu gün bizlerde bu vatan da olmayacaktı.Ruhunuz şad olsun!
4/1/2008 · Kategori: SIYASET
Evet bu ölüm bizler için ani oldu ama Butto'nun ülkesine Kasım ayında döndüğünde yaşanılan bombalı saldırı bu ölümün ip uçlarını Butto'ya vermeliydi, belki de verdi ama bir kadın olarak ölüme bu kadar bile bile gitmesini aşırı cesaretine mi vermeli yoksa neye yormalı bilemiyorum. 19 yaşında bulunan oğlunun hemen annesinin partisinin başına geçip siyasi demeçler vermesi bu cesaretini annesinden aldığının bir göstergesi mi acaba? İnşallah ona bir şey olmaz. Bütün Buttolar hep cinayete kurban gitmişler çünkü.
5/1/2007 · Kategori: SIYASET
30 Aralık 2006 Cumartesi sabaha karşı Iraklılar devrik liderleri SADDAM'ı idam ettiler.
İdam görüntüleri medyaya yansıdı.Belki Saddam bu sonu hak etmişti.
AMA O GÖRÜNTÜDE İNSANIN VİCDANI RAHATSIZ OLUYOR.
Akşamleyin yatağa yattığımda hep gözümün önüne geldi.
AMERİKALILAR İDAMDAN 30 DAKİKA ÖNCE SADDAM'ı IRAKLILARA TESLİM ETMİŞLER. İDAMDAN SONRA DA GERİ ALMIŞLAR. SADDAMIN İPİNİ ÇEKEN BANA GÖRE BUSH'TUR
AMERİKA PETROLÜN ÜSTÜNE YATMAK VE ORTADOĞUYU ZAYIFLATMAK İÇİN İYİ BİR FİLM OYNADI .
6/11/2006 · Kategori: SIYASET
05 Kasım 2006 tarihinde saat 22.40 da Sayın ECEVİT hakkın rahmetine kavuşmuş. Sabah işe geldiğimde arkadaş söyledi. İnanamadım bir an. Sonra aileden birisini kaybetmenin acısı gibi ECEVİT"in ölümü gözlerimi sulandırdı. Ağlattı beni.Allah rahmet eylesin. Yakınlarına sabır versin. Türk Milletinin de başı sağolsun.
Kendisi çok sevdiğim ve inandığım bir politikacı idi. Cesaretli ve ülkesini seven bir liderdi. Cesaretini 1974 Kıbrıs Barış Harekatında göstermiştir. Sevgisini ise her zaman göstermiştir. Kibar siyaset yapmıştır.
Yıllarca bizi pençesinde sıkan enflasyon canavarından Sayın ECEVİT"in Babakanlığı döneminde uygulamaya koyduğu ekonomik politika kurtarmıştır. Enflasyon onun zamanında düşmeye başlamış, AK Parti iktidarında ise bu düşüş devam etmiş ve tek haneli rakamlara inmiştir.
Bizim için ve ülkemiz için çok önemli bir liderdi. Onu erken kaybettik. Allah rahmet eylesin. Güle Güle KARAOĞLAN.
16/3/2006 · Kategori: SIYASET


3 veya 4 defa Çanakkale Şehitliğini gezdim. Mehmetçiklerin bizi, yurdumuzu savunmak için seve seve kanını, canını verdiği yerlerde bulundum ve o havayı teneffüs ettim. Yurdumuzun kıymetini anlamak için okumak yeterli değil, o şehitlikleri, yaratılan destanları, bu mücadelenin yapıldığı yerleri görmeli . Hepsi şehit düşen alayın mezar taşlarını görüp de bastığımız toprak için hayatta en değerli şeyi olan yaşama hakkından vaz geçen Mehmetçiklerimizin yarattığı destanları görmeli.
2/3/2006 · Kategori: SIYASET
Irak Ve Amerika
Amerika"nın sonsuz özgürlük vaad ettiği Irak ne hale geldi! Ekonomisi sıfırlandı. İnsanları öldü, ölüyor, bir yığın insan sakatlandı. Annesiz, babasız, eşsiz kalan insanalara kim sahip çıkıyor acaba? Amerika mı? Bana sorarsanız bu gün Irak Saddam Hüseyin rejimini mumla arıyor. Amerikan askerleri Irak"a hiç bir direniş görmeden girdiğinde sokaklardaki bir avuç yalabık insan bu gün o zamanki hallerinden utanıyorlar herhalde. Utanmalı bence. Ülkesini işgal eden askere alkış tutuyor. Kurtuluş savaşı öncesi ülkemizi işgal eden güçlere ülkemizdeki azınlığın yaptığı gibi.
08.03.2006 İran"ın nükleer çalışmaları
İrandaki uranyumu zenginleştirme çalışmaları dünya üzerindeki süper güçlerin süperliğini zedeleyeceğinden başta Amerika olmak üzere güçlü ülkeler tarafından engellenmeye çalışılıyor. Şu ana kadar İran"ın tutumunu destekliyorum. Peki efendim, tamam efendim edebiyatı yapmadılar. Türkiye eğer bu konuda Amerika"ya üsleri kullanma konusunda izin vermezse Amerika İran"a hiç bir şey yapamayacaktır. Irak"a da Türkiye"nin desteği ile yapmadı mı ne yaptıysa. Irak"ta yaşananlardan bizler de sorumluyuz.
18 Mart Çanakkale Savaşları
Bu gün ülkemizde bir başka ülkenin hegomanyası altında değilsek bunu bize armağan eden Mehmetçiklerimizdir. Onların canlarını ortaya koyup ÇANAKKALE GEÇİLMEZ dedirtmeleridir bu gün bizi hür yapan. İstiklal Savaşı Gazisi bir dedenin torunu olmanın gururunu taşıyorum ben. Dedem zaman zaman savaş anılarını anlatırken vücudundaki yaralandığı yerleri gösterirdi. Dnun vücudunu görünce bir ürperme almıştı beni. Daha ben çok küçüktüm o zaman. Savaş delik deşik etmişti dedemin vücudunu. Bağırsaklarının dışarı çıktığını ve onu kendisinin içeri ittirip diktiğini anlatırdı.
09.05.2006 Selanik"te Yırtılan Mektup
Sayın Recep Tayyip Erdoğan"ın Selanik"te; Atatürk"ün doğduğu evdeki ziyaretçi defterinin bir sayfasını koparması ve bununda dün basına açıklanmasını çoğunuz duydunuz, duymayanlar da şimdi duyuyorlar.Mektubu Milliyet gazetesinin internet sayfasında tamamını bulubilirsiniz.Hatta bir örneğini de alıp buraya yapıştıracağım. Mektubu yazan şahıs bunların okunacağından bile eminim ki kuşkuluydu. Çok büyük bir tesadüf eseri asıl şikayetini yaptığı mercii tarafından mektubu bulundu ve koparıldı. Arkadaşlar; düşünce artık suç olmaktan çıkarılmalı diye sürekli söyleniyor, yazılıp çiziliyor ya. İşte şimdi bu olayla düşüncenin suça nasıl dönüştürüldüğünü hep birlikte görüyoruz.Sayın başbakan bu sayfayı koparmayarak demokratik bir lider örneği sergilemeli ve burada yazılanların aslı yoksa hiç oralı olmamalıydı. Ki aslı da varsa bu konuyu düşünüp yorumlamalı ve eksik taraflarını düzeltmeliydi. Eleştiriye insan olarak katlanabilirsek bunun iyi taraflarını bulup kendimizin lehine çevirmememiz içten bile değildir.Burada Tayyip Bey"e vatandaş haklı veyahut ta haksız olarak bir ayna tutmuştur. Bu kişinin ve daha birçoklarının kafasında sayın başbakan bu şekilde hissediliyor olabilme ihtimali de azımsanmıyacak bir yüzdede olabilir. Başbakan rahatsızlık duyduğu düşünceleri bu şekilde insanların kafasından veya yazısından yırtıp atabileceğini sanmakla aldanmaktadır. Kafalardan bunu söküp atmanın tek yolu yazılanların aksini yazabilmektedir. Tayyip Bey defterin sayfaları arasında sararmaya mahkum olan bir yaprağı kopararak ve kendi bakanı aracılığıylada basına ve halka duyurarak hayata geçirmiş ve kendisine suni bir düşmanlık yaratmıştır. Toplumun ilgisini bu yöne çekmekle toplum içindede bu görüşe katılanlar ve katılmayanlar olmak üzere gruplaşmalara meydan verebilmiş olmuştur.
Gazetede okuduğuma göre bu şahsa dava açılacağı yazılmaktadır. Belki de davayı Tayyip Bey kazanacaktır da. Ama mektubu yazanın kafasında cezayı almakla bu düşünceler değişime mi uğrayacaktır. Sorarım sizlere?
İşte, tartışmalara yol açan mektubun tam metni:
"ATAM 17 EKİM 2005-Selanik 19 Mayıs 1881 Pazar günü Selanik’de o zaman ki ismi ile Koca Kasım Paşa İslahane Caddesi üzerindeki (EVE) Tanrının bir hediyesi olan mübarek vücudun dünya ya bir Güneş gibi arzı endam ettiğinde yer yüzü Nurlara gark oldu, yeniden hayat buldu, insanlar ısınıp kendilerine geldiler. Bende bugün 5. defa buraya huzurunuza gelme mutluluğunu tattım.
Aynı Güneş 38 yıl sonra yine bir 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü Samsun’da doğup ışıklarını bütün Türkiye’ye yaydı... Atam o mübarek varlık Tanrı tarafından gönderilmiş olan sendin. 4 yıl gibi kısa bir zaman da 7 düvel düşmanları mağlup ederek muasır medeniyetler seviyesine çıkardığın Türkiye’yi ve Türk Milletinin dini duygularını yıllarca sömüre sömüre bir A-K-P si çöreklendi.
İslamiyet’i bir kalkan gibi kullanan bu insanlar hakikatte kafir olduklarını Hz.Muhammed (S.A.) sakalı şerifini yerinden kaldırıp Atatürk Hava limanına getirip Dubaili Arap’ın gözüne girmek için sattıkları İstanbul’un en güzel yerlerinden vazgeçmesin diye Muhammed’i bile oyuncak yaptılar.
Bunların din anlayışı bu hepsi kafir. Zamanınızda Osmanlıya ait olan dış borçları ödediniz, R.Tayyip hükümeti nesiller boyunca altından kalkamayacak şekilde borç altına girmekle kalmadı, birde mağlup ettiğiniz devlet ve hükümet başkanları ayağınıza gelip saygılarını bildirirken Başbakan R.Tayyip Erdoğan Avrupa ve Amerika’nın Uşaklığını yapıyor.
Türkiye’nin maliyesi İMF ve Dünya Bankası’nın elinde. Dış siyaseti Amerika’nın ve İç siyaset de Belçika’dan idare edilmeye kadar düştü. Tayip kendisi uşak olduğundan Türk Milletini de uşak yapmak istiyor, ama muvaffak olamayacak.
Uşaklığını yaptığı Amerika’da ev de satın aldı. Her yaptığı gayri meşru iş gibi güya oğlu almış. 22 dönem 59. R. Tayyip Erdoğan hükümeti başta kendisi olmak üzere bakanlar A-K-P milletvekilleri hayatları boyunca Atatürk ilke ve devrimlerini ve Cumhuriyet idaresini ortadan kaldırıp Hilafet devleti kurma çabalarındalar ayrıca en çok korktukları Türk Ordusunu zayıflatıp iş göremez hale getirmek maksatları ile emellerine ulaşmaktır.
Ruhlarında Uşaklık ve Kölelik taşıyan bu gürüh emellerine muvaffak olamayacakları gibi aslında hükümet üyeleri hırsız, sahtekar, kafir, görevi kötüye kullanan, uzak doğuda otel köşelerinde Avrupa’da kimsenin haberi olmadan memleketi satıp doymayan aç gözleri hırsla yalnızca küplerini doldurup memleketi satan Vatan Hainleri olduğundan maksatları kursaklarında kalıp tüyü bitmedik yetimlerin haklarını yiye yiye sürünüp bir gün def olup gidecekleri yakındır.
Şehadetine her zaman olduğu gibi Türk Milletinin zekidir, çalışkandır, buyurduğunuz insanlarından esirgeme Atam. M. Fethi Dördüncü"