31/10/2009 · Kategori: ÇOCUK
Ankara'da 26 Ekim'den itibaren okullar bir hafta tatil oldu malumunuz üzere. Bu konu ile düşüncelerimi bir önceki yazımda belirtmiştim. Bu bir hafta içinde öğrencilerde büyük bir gevşeme, rahatlık oldu. Gezmelere gitmeler, arkadaşları ile bilgisayar başında mesajlaşmalar, oyun oynamalar filan. Ne ödeve bakan var, ne bir kitap okuyan. Öğrencilerin zararına olan bu tatil umarım domuz gribi virüsünün de zararına olur da içimiz biraz ferahlar....
27/4/2008 · Kategori: ÇOCUK
Aşağıdaki şiiri tesadüfen net'te gezinirken buldum ve çok beğendim.Aynen yayınlıyorum. Paylaşıma açan'ın notu da dahil olmak üzere. Şiir kime ait bilemiyorum. Belki Sedat YILDIRIM olabilir. Kendisi şiiri yazmış ama kendine ait olup olmadığına dair bir bigi vermemiş.
Şiir o kadar güzel ve içten ki! Bir şiir ancak bu kadar güzel anlatır evlada duyulan özlemi, çocuk isteğini ve çocuksuzluğu. 3-4 defa okudum ve hepsinde aynı derecede duygulandım.Sizler ne düşünürsünüz bilemiyorum, yorumlarınızı bırakırsanız sevinirim.
| YAVRU'SU OLANA |
| UMUDA DOĞRU (Suşehri'li) (Sedat Yıldırım) |
|
YAVRU'SU OLANA İçimde bir özlem,ve bir fırtına. Gelmişim ben artık,yaşın kırkına. Ay bacayı aştı,vardım farkına. Evladı olana,sefalar olsun. Bundan sonra düşer,bana düş görmek. Hasret yüreğimde,hep ilmek ilmek. Evlat sevgisini,rüyada görmek. Yavrusu olana,sefalar olsun. Hasret yakar beni,akşam olunca. Ağlarım her zaman,bir gül solunca. Özledim yavrumu,ömür boyunca. Çocuğu olana sefalar olsun. Bilemez kimseler,benim acımı. İçimde büyüyen,evlat sancımı. Yoluna koymuşum,ben bu canımı. Bebeği olana sefalar olsun. Kimseye sözüm yok,çünkü kaderim. Evlat hasretiyle yandı ciğerim. Ölünce gözlerim açık giderim. Yavrusu olana sefalar olsun. Vermedi ki Mevlam,bana bir evlat. Almadım Dünyada,bende bir murat. Yavru hasretiyle geçti,bu hayat. Çocuğu olana sefalar olsun. Evim hüzün dolar,hep gün boyunca. Hasretin konusu,evlat olunca. Acı çektim her gün,ömür boyunca. Yavrusu olana sefalar olsun. Sedat derki,ömrüm ah ile geçti. Ne yapalım felek benide seçti. Artık çarem yoktur iş işten geçti. Yavrusu olana sefalar olsun. Sedat151995@mynet.com.tr Ben bu Dünya'dan giderken soyadımı da beraber götüreceğim.Çünkü bırakabileceğim kimse yok. |
24/4/2008 · Kategori: ÇOCUK

Dün Münevver Öztürk İlköğretim Okulunda çok güzel bir 23 Nisan Bayramı kutlandı. Yeni nesil çocuklar bu bayrama öyle sahip çıkıyorlar ki hayret ve umut verici bir durum bu.İlkokul bölümünde ana sınıfı da dahil olmak üzere her sınıf gösteri hazırlamış. Veliler de çocukları izlemek için bahçeyi doldurmuştu. Tabii bizde. Selin'e folklor kıyafeti öyle yakıştı ki...Ortada soldaki bıcırık benim kız. Onun sağındaki de çook sevdiği Başak, sıra arkadaşı, oyun arkadaşı...
Size abartıyorum gibi gelebilir ama Selin folklorü öyle güzel oynadı ki.. Hiç yanlış yapmadan, ayağını hiç şaşırmadan, tüm benliğini oyuna vererek. Halası da izlemeye gelmişti. Ben kameraya aldığımdam çok fazla çıplak gözle seyredemedim. Acaba bana mı öyle geldi, gerçekten Selin çok mu güzel oynadı diyordum. Halası da aynı şeyi söyleyince annelik duygusu ile öyle düşünmediğimi anladım. Hatta bana folklore ver, büyüyünce Anadolu Ateşi'nde oynayabilir bile dediler.
Başak'la birbirlerinden ayrılmak istemediler. Bugün bizim günümüz her isteğimizi yapacaksınız, bizi gezmeye götürün dediler. Haklı söze ne denir. Ama her iki ailenin de kendilerine ait bir programı olunca çocukları ikna edip ayırdık.
Halaya gittik. Orada öğle yemeğini yedikten sonra Çayyolu'nda bulunan Arcadıum alışveriş merkezine geldik. Arcadıum burada 23 Nisan Karnavalı düzenlemiş , o yeni başlamıştı. Onu izledik . Çok eğlenceliydi.
Küresel ısınma, küresel kirlilik mesajları veren giysi tasrımları içinde bir özel okul öğrencileri sahnede idiler. Sonra çocuklar için çeşitli oyunlar düzenlendi. Ben kendi adıma söylüyorum, çok eğlendim. Tek sorun saatlerce ayakta durmaktı.

Çocuklar kalecisi köpek olan kaleye şut çektiler. Selin de sunucu tarafından sahneye çağrıldı ve bu sefer bana değil köpeğe şut çekti.Selin o kadar sevindiki gördüğünüz gibi dönmüş bana bakıyor. Köpeğimiz de kalede hazır....

Ve biberondan süt içme yarışması. Yarışma kimler arasında bilin bakalım. İki çocuk ve bir şeker mi şeker kuzu arasında. Tabii ki kuzucuk göz açıp kapayana kadar sütünü içti ve yarışın galibi oldu.
13/4/2008 · Kategori: ÇOCUK
On gün kadar önce öğretmenleri çocuklara Hayat Bilgisi dersinden proje ödevi verdi. Konu Türkiye'nin coğrafi bölgeleri. Öğrencileri grup yapıp öğretmen dağıtmış bölgeleri. Buraya kadar her şey çok iyi. Sorun yok görünüyor. Hatta bu ödevle ilgili onlara görsel göstermiş, izlettirmiş. Nasıl yapacaklarına dair. Burası da çok iyi. Bundan sonra işte soru ve sorun başlıyor. Öğrenciler ilkokul 2 sınıf öğrencisi.Benim kızın grubu Marmara Bölgesini yapacak. Bölgenin yetiştirdiği ünlüler, ürünler, iklim tipi,yeryüzü şekilleri, geçim kaynakları vs. Bu konuları kendi aranızda bölüşün demiş. Sonra da ödevlerinizi bir dosyada birleştirin. Grupta 4 öğrenci var.7 başlık bölüşülecek. Kimisi bir başlık, kimisi iki başlık almışlar. Hafta içinde de duyarlı bir veli aradı beni.
-Çocukları bir araya getirelim, ödevlerini yapsınlar diyerek. Ben de hastahanede nöbetteyim.
-Benim kızım yer yüzü şekilleri ile bitki örtüsünü almış onu yapacak dedim. Hafta sonu da müsait değiliz bir araya gelmek için. Kapağı paylaşalım o zaman. Ya siz yapın ya da ben Selin'e yazdırayım dedim. Tamam dedi.
Tekrar bir iki gün sonra aradı veli. Hafta sonu bir yaşgününe gideceklermiş. Geliriz dışarda kalırız ihtimaline göre haber verdi.Bu da çok güzel bir hareket. Duyarlı insanlar diye düşündüm.
Haftasonu Selin'e ödevini tamamlatıyordum bu duyarlı veliyi aradım:
- Özlem Hanım kapak yaptınız mı? Yoksa ben Selin'e yazdıracağım da.
-Yok yapmadık. Diğer çocukların ödevi bizde toplandı. Hepsi toplansın da. Ona göre yaparız.
- Doğu hangi bölümü hazırladı ödevde? Selin İklim ve yeryüzü şekillerini almış, onları yaptı.
-Doğu da yeryüzü şekillerini almış, bizde onu yaptık.demesin mi?
-Selin ilk ödev yönergesini getirdiğinde bana bunları aldığını söylemişti. Doğu da aynısını almış?
-Doğuda ilk gün geldiğinde bunları aldığını söyledi bana. Ne olacak şimdi?
- Artık bundan sonra bir şey olacağı yok. İkisi de emek verdiklerine göre ikisi de koysun ödevlerini arka arkaya.
-Aaa evet, arka arkaya koyarlar tabii.( Sesinde bir rahatlama)
Aradığım ilk kişide bu şekilde bir karışıklık olması, çocukların her ikisinin aynı konuyu almış olmaları hoşuma gitmedi tabii ki. Selin'e dosya kapağını yazdıracağım için diğer öğrencilerin velilerini arayıp çocukların hazırladığı bölümleri tek tek sordum. Ve bu soruşturmanın sonunda ne çıktı ortaya? Bir konuyu hiç bir çocuk almamış.Marmara Bölgesinin geçim kaynaklarını yazan hiç bir öğrenci yok. Hemen aklıma beni ve diğer velileri arayan sorumlu ve duyarlı veli geldi. Madem ki organize etmeye çalışıyorsun, ödev paylaşımlarını sorsaydın ya be canım. Selin'e :
- Bunu biz yapacağız artık dedim. Çok yazı yazmanın verdiği sıkıntı ile itiraz etti.
- Bana ne, ben yapmak istemiyorum! O da kalsın, niye ben yapıyorum ki.
- Olmaz, biz yapacağız. Şimdi burası yapılmadan ödevinizi verirseniz notunuz kırılır. Hem de hepinizden dedim. İkna oldu biraz. Ben de hemen bilgisayara koştum, araştırma yapmak için.
Çocuğun sadece bu ödevi yok ki. Normal, haftasonu için verilmiş ev ödevleri de vardı. Onları yaptı saatlerce. O ödev bitti, bu sefer ben proje ödevi için oturttum masanın başına. Sızlana sızlana biraz yazdı. Bir ara pes etti. Yazmıyorum, sen yaz demeye başladı. Artık çaresiz aldım kalemi elime hatırlayabildiğim ve becerebildiğim kadarı ile elyazısı yazmaya başladım.İki üç cümle yazdım. Sonra da Selin'e
- Kontrol et bakalım, yazabilmiş miyim diyerek el yazımı kontrol ettirdim!
Dosya için kapak yazdırdım ve ödev gitmeye hazır hale geldi.
Öğretmen olmak bunlar yaşanmasın diye önemli. Çocuklara konu paylaşımını da öğretmen yapmalıydı. Bu çocuklar daha 7,5 yaşındalar. İşte paylaştıkları konular ortada. Kimisi aynı konuyu paylaşmış.Bazı konu hiç paylaşılmamış, konu ortada kalmış.
Bu ödevlerin amacı çocuklara grup çalışmasını öğretmek galiba.Ama bu şekilde çocukları kendi hallerine ve velilerin duyarlılığına bırakmak doğru değil. Sonuçta bu çocuklar bu grup çalışmasını ve paylaşımını yapamadılar bana göre. Anne ve babalar, ablalar bu ödev için devreye girdiler. Öğretmen bunu mu istiyordu yoksa öğrencilerinin mi bir şeyler yapmasını? Öğretmen olmak gerekli.....
20/3/2008 · Kategori: ÇOCUK
21 Mart 2008 Baharın İlk Günü

21 Mart'ta gündüz ve gece eşitlenir, bu tarihten sonra hava değişir,hayvanlar yavrular,tabiat uyanır,yaşlı ve genç birbirlerine şaka yapmayı ihmal etmezler, 1 Nisan şakası gibi.
Bahar gelince kırlarda uçan uğur böceklerini hepimiz biliriz, bazılarımız elimize alıp dilek de dileriz değil mi?Aşağıda nette gezinerken görüp beğendiğim uğur böcekleri var.
İşte çocuklarımız için eğlenceli bir elişi uğraşısı.Toprak veya hamurdan yapacağı bu sevimli uğur böceklerine ne dersiniz? Bu onların hem el becerilerini hem de hayal dünyalarını geliştirecek.Boyama yapmayı bütün çocuklar çok sever. Okul öncesi çocukları oyalamak çok zordur. Onların bitmeyen enerjileri vardır. Bir örtü üzerine yerleştireceğiniz tepsi üzerinde veya mutfak masalarında bu faaliyetlerini sizin gözetiminiz altında yaparlar ve bir şeyleri başarmanın hazzını yaşarlar. Size de ev işi veya kendiniz için biraz zaman kalır.
Çocuklar resim yapmak isterler. Yaşamlarının ilk yıllarından itibaren resimleri farklılık gösterir.3 yaşında yaptığı resim çizgi ve yuvarlak dairesel karalamadan ibaretken 4-5 yaşlarından itibaren ev,okul ve çöp adam çizmeye, 6-7 yaşlarında ise çöp adam biraz şişmanlamış, daha insana benzer hale gelmeye başlamıştır.Bu yaşlarda resimlerinde aksesuvarlara yer verirler.Saça toka takarlar, gözlerde gözlük,kolda çanta yer almaya başlar. İşte yukarıdaki resim çocukaların çizgi çalışmaları yapmalarına yönelik. Bir sayfaya hafifçe bunu kopya etmelerini sağlayın. Çizgilerin nasıl insan ve harekete dönüştüklerini yaptıkça kavrayacak, tekrarı arttıkça ezbere yapar hale gelecektir.
Şimdi de oyuncak fil yapalım. Gerekli malzemeler:

1 adet boşalan tuvalet kağıdı rulosu
1 adet elişi kağıdı veya normal kağıt
sulu boya yada kuru boya
1 adet prit
1 parça burun kıvrımını oluşturmak için gövdesi plastiklerinden soyulmamış elektrik kablosu
Nette gezinirken bulduğum yapımı kolay elişi oyuncak bir fil.Tuvalet kağıdının boşalan rulosundan yapılabilir.Rulonun dış yüzüne filin göz ve kaşı yapılır,kalan yüzey sulu boya veya kuru boya ile çocuk tarafından istediği bir renge boyandıktan sonra elişi kağıdından veya normal bir kağıttan kulak keslir. (Kulağın rahat bir şekilde ruloya yapışması için kulak bitiminde fiyonk şeklinde bir kağıt parça bırakılarak kesilmelidir. Bu fiyong yardımı ile kulak yapıştırılır.) Burun da hazırlanıp yapıştırılır.Filin yüzüne anlam katacak çizgileri de çocuk çizdikten sonra oyuncak hazırdı artık.
24/2/2006 · Kategori: ÇOCUK

Merhabalar.. Herkese, hepimize.. Ben içimden geçenleri, duyduklarımı, gördüklerimi, hayallerimi buraya aktaracağım. çocuklarımıza masallar büyüklerimizden nasihatler olacak burada.Kendi kızım Selin ile yaşadıklarım ve diğer çocuklar ile olan dialoglarımı burada sizlerle paylaşacağım.Çok sevgili varlığımız olan çocuklarımızı yeteri kadar ilgilenip, doğru büyütebiliyor muyuz acaba? Bütün anne ve babalar çocukları için en iyisini isterken, bu isteklerinin çocuklar üzerinde olumlu-olumsuz etkilerini fark edebiliyorlar mı? Bizim Selin her isteğinin bizim tarafımızdan kesin bir emir telakki edildiğini ve yerine getirildiğini gördükçe, sayısız istekleri ve emirleri olmaya başladı. Selin"in önünü alamaz olmuştuk artık. Sayısız istekler. Yapmadığımızı görünce kusuncaya kadar ağlama krizleri. Hepsini yaşadık biz bunların Selin"le. Şimdi yaşamıyor muyuz? Yaşıyoruz elbet. Ama daha az.Selin"in aklı ermeye başlıyalı biz de ona yaptırımlar uygulamaya başladık. Bunlar çizgi film kanalını seyredememe, sevdiği, istediği bir abur cuburu vermeme, istediği giysiyi giymekten men etme, erken yatma, gezmeye gitmeme gibi cezalar. Hiç istemiyorum ama bazen de dayak. Şunu gördüm kü dayağın çocuk eğitiminde ve terbiyesinde hiç yeri yok.Netice veren şey dayak haricindeki yaptırımlar oldu.
Bu hafta sonu hasta oldum. Üzerinize afiyet gribe yakalandım. Yüksek ateşim oldu. Eşime ve kızıma hastalık geçmesin diye dikkat etmeye, eşimin isteği ile de maske takmaya başladım. Selin de hemen bende takacağım dedi. Ona da bir maske verdim. Canım yavrum, yanıma gelme, beni öpme kızım, sana da geçer dedikçe o bütün samimiyeti ve içtenliği ile bana yanaşıp durdu.Beni muayene etti. Eline bir dergi alıp oradaki resimlere bakarak hastalığımı söylememi istedi. Ona göre gerekli muayenemi yaptı. Pamuklu çubuklarla gözüme, kulağıma baktı. Doktorculuk oynarken kullandığı dile dikkat ettim. Benimle sizli bizli konuştu hep. İstirahat etmem gerekiyormuş, çok hastaymışım, doktorun verdiği ilaçları kullanmam gerekiyormuş.
Sürekli istirahat etmeme rağmen hastalığımı atlatamadım. Ateş devam ediyor. Hem burnum, hem de gözüm akıyor. Geçen gün de tavuk yemmenin verdiği hassasiyet ile acaba kuş gribi mi oldum diye düşünmeye başladım. Selin"in de içine doğmuş gibi " anneciğim sen kuş gribi olma" diye eteğime sarılmasın mı"?
Cumartesi akşam Selin televizyondaki dizilerini seyrettikten sonra banyo yapmak istedi. Leğene suyu dolduruyoruz. Kendisi yanına tokadır. taraktır, veya ona benzer şeyler getirerek onlarla leğenin içinde oyunlar oynuyor. Selin"i yıkamak çok zor. Bakıcımız küçükken gözüne sabun kaçırmış, o günden bu yana banyoda başını yıkattırmaz hiç. Beş yaşında oldu halen aynı sorun devam ediyor. Bu leğen işi iyi oldu. Oyun oynama bahanesi ile giriyor, bir mütted oynadıktan sonra da ben gelip banyosunu yaptırıyorum. Saçına şampuan sürdürtmemek için epeyce benimle mücadele ediyor ama bir şekilde tatlı sert bunun da üstesinden geliyorum. Bazen ödül vermeyi deniyorum. Etkili oluyor.
Evde Selin gibi bir çocuk varken evde hiç sıkılmaya vaktim olmuyor.Bütün çocuklar gibi Selin de çok zeki. Bu kadar zeki olması bizi bayağı zorluyor tabii.
Bir haftadır yemeklerini güzel yiyordu. Kreşde de iyi yediğini öğretmeni söylüyordu. Evde de biz yediriyoruz zaten. Son günlerde çorbasını kendisi içmeye, pilav, makarna gibi yemekleri de yemeye başlamıştı. Bende rahatça akşam yemeğimi yiyordum ki yine düzenimiz bozuldu dün. Yemeğini hiç yemediği gibi birde ağlama huyu çıkardı. Yemeği gördü mü ben bu kadar mı koy dedim, ben bunu mu koy dedim. Hep çorba ,hep çorba mı olur anneee demeler. Kendi keyfine bıraksam yemek seçmeyi öğrenecek, onun keyfine göre değil de kendi keyfime göre hareket etsem bu sefer de direnç geliştirip, bazen kusmaya kadar götürüyor işi. Ama ben yine de annelerin hazırladığı mönünün çocuklara yedirilmesi taraftarıyım. Yanlış mı düşünüyorum? Televizyon izleyemezsin deyip televizyon kozunu ortaya koyuyorum hemen. En hassas noktası. Hem ağlıyor, hem yiyor ozaman.
Dün akşam da televizyon cezası aldı benden. Oturma odasındaki koltukların üzerinden kanapeye zıplamış. Ben mutfakta bal kabağı soymakla meşgulüm. Babamız da salonda tv. seyrediyordu. Bizim kız da kendi başına istediğini gibi zıplamış durmuş.Kan ter içinde yanıma geldi ve bana bir şeyler anlatıyor nefes nefese. Biliyor musun anne ben zıplamayı başardım. Ayy terledim ama başardım diyor. Saçlarının dipleri terli. Ne olduğunu, neyi başardığı için bu kadar sevinçli bunu oturma odasının halini görünce anladım. Kızdım. Televizyonu kapattım. Ağlamaya başladı. yatırmaya göndereceğimi de ekledim. Sustu. Sesi kesilince biraz sonra bakiim ne yapıyor dedim ken kendime. Salona babasının koltuğunun altına sığınmış, televizyon izliyor. Babaya da cezalı çocuğa televizyon izlettirdiği için televizyonu kapama cezası verdim. Burada amacım bir ceza verilmiş, çocuğun bunu mutlaka çekmesi yönündeydi. Baba mırın kırın etti ama bunu ona da anlattım. On dakika sonra Selin"in cezası bitti dedim. Ama artık Selin televizyon izlemedi. kendi kendine oyun kurmuş, salonda oyun oynuyordu.Oyundan zor koparıp yatmaya ikna ettim.