Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi

2010-05-03 15:18:00
Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi |  görsel 1
Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi |  görsel 2
Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi |  görsel 3
Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi |  görsel 4
Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi |  görsel 5
Arte Tıp Merkezi'nde Göz Muayenesi |  görsel 6

Resimler yüklenirken ben de adını Cuma akşamı görümcemden duyduğum bu Tıp Merkez'inden kısaca sözetmek istiyorum. Yaklaşık on gündür gözlerimde kızarıklık, sulanma ve şişme ve batma hissi ile karakterize şikayetlerim başladı. Ha bu gün geçer ha yarın geçer, belki makyaj malzemesine alerji olmuştur, belki kreme diyerek bunların hiç birisini kullanmadığım halde şikayetlerim geçmedi.Görme ile ilgili bir problemim yok. Yalnız ışığa karşı bir hassasiyet oldu.Cuma gecesi Selin'in halasını görmek için ısrarlı bastırmaları sonuc saat 21.00 de evden çıktık ve bize 15 dakikalık araba mesafesindeki villalarına geldik.Büyük kuzenler odaya çekilmiş, evde karı koca var sadece.
Hoş beş ettikten sonra görümceme Başkent Üniversitesinin Ümitköy'deki polikliniğinde göz doktoru olup olmadığını sordum. Görümceme soruyorum çünkü onlar 5 yıldır burada oturuyorlar. Kendisi gözlük kullanıyor ayrıca.
-Orayı bilmiyorum ama Arte'de var, dedi.
Ben de Arte adını ilk kez duyuyorum. Bana yerini tarif etti.
Cumartesi Merkezi aradım 1 Mayıs nedeni ile doktor yok dediler, Pazartesi günü için saat 11.00'e randevu aldım.
Bu sabah Selin'i gönderdikten sonra hızla yatakları düzelttim ve kahvaltımı yaptım, gitmişken de maaşımı çekip, kredi taksidini yatırıp, Mersindeki evimin de yıllık emlak vergisini ödemek istediğim için bunlarla ilgili evraklarımı hazırladım. Eşim randevu saatimi sordu, seni bırakayım dedi. Gerek yok, kendim giderim dedim. Yarım saat sonra tekrar, hazırlanırsan seni bırakırım dedi. İyi bıraksın bari diye düşünerek hazırlanmaya başlamştım ki, kendisi iki dirhem bir çekirdek hazırlanmış olarak oda kapısında göründü ve
-Hazırsan seni aşağıda bekliyorum, aşağıya gelirsin, deyince tepem attı ve
-Sen git, ben kendim giderim, bekleme beni dedim.
-Geç kalırsın
-Hayır kalmam, yetişirim.
Gitti. Kendisi ile gidecektim bu kadar acele yapmasaydı, aşağıda bekleyecekmiş,madem acelen var ne diye götüreyim diyorsun, gelmiyorum işte, acelen varsa sen git o zaman.Evraklarımı vs. bir naylon çantaya koyup su ve bir adet te ara öğünde yemek üzere muz alarak evden çıktım. TRT Türkü kanalını dinleyerek minibüs durağına geldim. Güvenlik görevlisi, daima selam veren, yine selamını verdi, gülümseyerek aldım başımla, kapıyı açtı, meğer bu çocuk kendi efendiliğinden selam veriyormuş, bazı zamanlar başka çocuklara rast geldim, aynı duyarlılık onlarda yok. Tam dışarıya çıktım ki minibüs ufuk çizgisinde görüldü. Bindim, şoför de sigara yakıp indi, alelacele içip bindi. Basın Klup Sitesinin oradan çok binen oldu, ayakta yolcu kaldı.
Ümitköy'de Opet benzinliğinde inip yukarıya doğru tarif üzere gidiyorum.Sağ taraf apartman,site, sol taraf villa dolu. Ama görünürde Tıp Merkezine benziyen bir şey yok. Görümcemin tarifine göre şimdiye gelmiş olmam lazımdı, oysa daha halen yürüyorum, karşı kaldırımda gördüğüm iki bayana sordum, daha yürümem gerektiğini öğrendim. Neyse eczane tabelasını görünce Sağlık Merkezinin de buaralarda olması gerektiğini düşünmeye başladım ve Arte Tıp Merkezi büyükçe bir villa görünümünde ne apartman ne de villa arada bir şey işte, karşıma çıktı. Danışmada görevli kızın telefon konuşmasını gerçekten sabır göstererek dinledim ve nihayet ne için geldiğimi sorunca göz doktorunda randevum olduğunu söyledim. 2. katta diyerek cevapladı. Salona içeri girip koridora geçtim, yukarıya gideceğim bir merdiven veya asansör arıyorum ancak odaların dışında bir şey bulamayınca birisine sordum:
-Geldiğiniz yöne geri gidin diyerek cevap verdi.Danışmadaki görevlinin önünden geçerek dışarıya boşluğa geldim ve ara bir yerde hem asansörü hem de merdiven başlangıcını gördüm. Danışma görevlisi beni uyarmadığı için kızmakla birlikte kendisine bir şey demedim, ne kendi canımı ne de onun canını sıkmak istemedim. Keyifliyim, keyfimi bozmayacağım bu gibi şeylerle. Asansör çağırdığım halde emre itaatsizlik suçu işleyince 18 yaşında genç kızmışcasına merdivenlere yöneldim ve 2.kata geldim. Buradaki bankoda görevli kızımız işlemimi yaptı ve göz polikliniğinin olduğu koridoru sorup burada beklemeye başladım.Randevum olmasına karşın kayıt sırasına göre işlem yaptıklarından üç hastadan sonra hemşire hanım beni çağırdı. İçeriye girdim, ben yaşlarında, uzun boylu, esmer bir bey ayakta beni karşılayararak hoş geldiniz deyip tokalaştı, halimi hatırımı ismimle hitap ederek sordu. Bilgisayar denen şeyin mucizesi işte. Bankodaki görevlinin her kayıt ettiği bilgi doktorun ekranına geliyor anında.Şikayetlerimi sordu, anlatırken sözümü kesip tekrar sormasının dışında şimdiye kadar olan davranışlarını beğendim. İnsan ilişkileri sıcak, olumlu yaklaşımı iyi idi. Okuma gözlüğü kullanıp kullanmadığımı sordu. Okuyorum, bir sorunum yok dedim. Muayene aletlerinin olduğu bölümde göz tansiyonuma, görme dereceme baktı. Ölçümler yaptı, uzaktaki harfleri sordu, hepsini görüp okuduğumu görünce:
- Zaten inanmamıştım 4.. yaşında olduğunuza dedi.
- Aslında o kadar bile değilim, daha içindeyim,bitirmedim, diyerek doktoru tasdikledim. Demek ki ekrandaki yaşla bağlantılı sormuş okuma gözlüğü kullanıp kullanmadığımı. Beni gördükten sonra da inanmamış olduğunu belirtti sanırım. Biraz göz kuruluğu ve konjontivit( akut dönemi bitmiş)bleferit tanısı koyarak üç kalemden oluşan damlalarımı verdi.Ayrıca kartını da vererek bir şikayetim olduğunda arayabileceğimi söyleyerek muayene işlemimi bitirmiş oldu.
Bankoda muayene ücreti farkı ödemek üzere beklerken genç bir erkek
-Merhaba diyerek selam verdi.
-Merhaba dedim ama çocuğu tanıyamadım, herhalde beni birisine benzetti diye düşünüyordum ki arkasında Güler Hanımı gördüm;annesini, nasıl da çocuğu tanıyamadım, ayıp oldu vallahi. Güler Hanımla sarıldık, Güler Hanım eşimin arkadaşının hanımı. Onlar da emekli olunca İstanbul'dan Ankara Çayyolu'na geldiler. Güler Hanım malum o kötü hastalıktan epeyce bir tedavi gördü, şimdi iyi, triot bezini de aldılar. İlaca bağımlı mecburen. Kızı sözledik, yakında nişanı var dedi. Köstenceye tayin olmuş. Dışişleri Bakanlığında çalışıyor. Hariciyeci olmuş. Damat adayı bilgisayar mühendisi imiş. Oğlunun dişte randevusu varmış. Onlara sıra gelinceye kadar poliklinik koridorunda Güler hanımla konuştum. Ancak çabuk çağırdılar, ben de ayrıldım. Eczaneden ilaçlarımı aldım. Buraya da fark ödedim vs. Artık Tayyip Erdoğan sağlık hizmetini paralıya çevirmiş iyiden iyiye. Yolda giderken Güler Hanımlar arabayı durdurdu ve beni caddeye kadar götürdüler.
Onların evi ters yönde benim gideceğim banka, postane ters yönde olduğu için buradan gerisini yürüyerek halletmem gerekiyor. Saat 12.00 olmuş. Yarım saat içinde bankayı hallederim diye düşünüyorum, bankayı hallettim, son saniyede postaneye girip mezitli Belediyesinin posta çeki hesabına emlak vergisini, de yatırdım ve Tevfik İleri parkında bir dinlenme molası verdim. Muzumu yedim. LCW. uğradım. Bir kahverengi pantalon denedim. Avrupa beden ölçülerine göre 38 yazan pantalon bana uydu. Ama almadım. Bir şey alacak havada hiç değilim doğrusu. Alışveriş için de bir istek duymam gerekiyor. Yoksa hiç bir şey bana beğendiremez böyle anlarda hiç kimse. Selin aramış, tekrar aradı, konuştuk. Minibüs bekledim, geldi, eve geldim. yemeğimi yedim. Damlamın birisini kullandım. Ama bu damlalar ne kadar süre ile kullanılacak, doktor söylemedi benim de evde aklıma geldi. Sorup öğrenmem lazım şimdi.

1123
0
0
Yorum Yaz