20/2/2009 · Kategori: SİNEMA TİYATRO TELEVİZYON
15 Şubat Pazar günü saat 13.30 da Recep İvedik 2'yi seyretmek üzere Çayyolu Arcadium'daki sinema salonuna kızım Selin ile birlikte girdik. Selin kendine sinema keyfi tam olsun diye koca bir de patlamış mısır satın aldı. 3 salonda aynı anda birden oynuyor Recep İvedik 2.
İlk filmi de gemi yolculuğu esnasında mecburen seyretmiştim. Büyükler için bir film değildi. Ama çocuklar için de değildi. Türkçeyi bozmalar, abes hareketlerden oluşan bir güldürmece çekmişlerdi ilkinde bana göre.
Recep İvedik 2 filmi birincisinden daha geride kalmış.Daha abes hareketler ve güldürmüyor. Babaanne rolünü acaip küfürlü yapmışlar. Recep İvedik çok değişik bir konuşma tarzı içinde yine. Bu filme çocuklarımızın gitmek istediklerini ve gittiklerini göz önüne aldığımızda film yapımcılarının tek gayelerinin para kazanmak olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ama emek verildiğini gözardı etmiyorum. Her şey de bir emek vardır. İyi ve kötüde.Bu filmde en iyi rol kesen kişi ise Recep İvedik'e internetten eş adayı bulup, randevu ayarlayan karakteri gördüm. Gelecekte iyi günler onu bekliyor diye düşünüyorum.
Babaanne karakteri yaşına uygun tarzda konuşsa ve filmin sonunda süpriz bir şekilde ölmese, çekilmesi muhtemel bir Recep İvedik 3 filmi için iyi olurdu diye düşünüyorum.
Babaannenin teknolojik aletlere düşkünlüğü ve oyun cd'leri aldırıp oyun aynaması modern bir yaklaşım ve güldürü unsuru olarak iyi düşünülmüşken küfürlü konuşmalarının olmaması bu karakter için daha iyi olurdu diye düşünmekteyim.
Sinemada gülme sesleri o kadar az geldi ve gülenler de sadece iki-üç çocuktan başkası değildi. Biz büyükler de çocukların hatırına burada idik ve filmin iyi yönlerini görmeye çalıştık durduk.
Sonsöz: Gitmeyenler bir şey kaçırmış değiller, gidenler de bir şey yakalamış değiller.