Bu sabah Selin erken uyanmış. Ben de uyanığım ama gözlerim kapalı yatakta yatıyorum. Odamda bir tıkırtı duydum gibi geldi bana. Acaba kız mı uyandı diye gözümü açar açmaz yatağımın yanında duran çantamın önünde Selin'i diz çökmüş vaziyette gördüm. Hemen manzarayı kavradım. Çamtamdan gizlice para alıp okula götürecek!
-Ne yapıyorsu orada? Paramı alacaksın çantamdan,dedim.
yakalanmanın verdiği şaşkınlıkla ne yapacağını bilmez bir şekilde acemice:
- Yoo diyerek kalkıp yanıma girdi. Ondan bundan konuşuyoruz. Daha çok Selin konuşuyor tabii.Beni öpüyor, dünyanın en tatlı en genç annesi olduğumu söylüyor derken:
-Anne 3/A'nın ( kendi sınıfı) 5/B ile maçı var biliyor musun,dedi.
Geçen hafta da 4/A ile maç yapıp sınıfı yenilmişti. Küçücük çocukları koca çocukların karşısında top koşturduğunu düşününce:
-Eşek kadar çocukların at kadar çocukların karşısında ne işi var, dedim.10 tane gol yerler,yenilirsiniz.
Selin:
-Anne bari Midilli deseydin, dedi.
Ben:
-Niye?
-Öylesi daha şirin oluyor da, dedi selin cevap olarak. Fıkra gibi değil de ne şimdi bu.
Daha ne laflar ne laflar. Hele benim bisküvi, şekerlemeye yasak getirmeye çalışmama nasıl kızıyor, bunların sorumlusu olarak Ahmet Maranki'yi ve detoksu görüyor.
-Bıktım senin Ahmet Marankinden. Şundan bir kurtulsam da rahatlasam yahu. Şekerlerimi rahat rahat yesem. Ahmet Maranki'ye şikayet dilekçesi yazacağım haa! diyor da diyor işte.
10/3/2009 · Kategori: GUNLUGUM
Bu sabah erken kalkmam bayağı zor oldu. Telefon çaldı,susturup yatmaya devam ettim.Gözlerimi açtığımda saat 06.45 di. Kalktım mecburen. Zamanı geçecek lavmanın. Mutfakta ısıtıcıda suyu ısıttım.Tasa boşaltınca baktım sıcaklığına elime iyi geldi ama lavmanı uygulamaya başlayınca suyun vücut sıcaklığı kadar ısınmadığını hissettim. Soğuk soğuk bağırsaklarıma dolunca sancı hissi verdi. Torbaya baktım daha yarısı gitmemişken sancı hissi duymak beni telaşlandırdı. Bu suyun hepsini vermeyeyim yoksa tuvalete dahi yetişemem diye düşündüm.İki parmağım arasında hortumu sıktım ki gitmesin diye. Ama su yine de yolunu bilip gitmeye devam etti. Bu sefer hortumu elimle ikiye katladım. Gidemedi ama daha geride 500 mlt. su var. İyi bir temizlik için bunu da vermeliyim diye düşünüp hortumu serbest bıraktım.Suyun tamamı gitti. Pozisyonumu bozmadan kaldım 1 dakika kadar. Sonra yine 2-3 dakika sağ yana yatış ve ardından sırtüstü ayakları havaya kaldırma. Bu iyi oluyor. Su ilerilere gittiği için bir mütted sıkışıklık hissiniz geçiyor. Tam bu anda kalkıp tuvalete gittim.Hazır sıkışıklığım yokken gideyim diye düşündüm. Tuvalete önce verilen su arkasından da bol sulu ishal gibi bir şey hızlıca boşalıyor. Bu gün pek fazla bir temizlenme olmadı. Dün biraz fazla yediğimi düşünüp bu gün lavmandan sonra çok boşalma olur diye aklımdan geçiriyordum ama 3 gündür uygulanan lavman sonrası daha az bir temizlenme oldu galiba.
Kızımı servise bindirdikten sonra sitenin içinde 3 tur yürüyüp eve geldim. Saat 10.00 olmadan katı meyve sıkacağını çalıştırp sebze ve meyve sıkıp içemiyorum. O yüzden ben de kendime kadın hastalıklarına yönelik bitkilerin karışımından koca bir fincan bitki çayı yapıp bilgisayara geldim. Hem uygulamayı yazıyorum hem de sıcak bitki çayımı yudumluyorum. Biraz sonra da saat 10.00 olacak zaten. Gidip meyve ve sebzelerimi sıkıp içine bir kaç damla zeytinyağı damlatıp içeceğim.
Meyve sebze suyunu içip gidemiyorum. Alışmışım illa ağzımdabir şeyler çiğnemek istiyorum. Bir avuç ceviz ve fındık çıkarıp kırmaya başladım. Onları yedikten sonra rahatladım.
Saat 14.00 gibi dünden kalan sebze yemeğimi yedim.
Arada bir üzüm pekmezi kaşıkladım. Kuru üzüm fındık, badem atıştırdım.
Akşam için kendime sebze yemeği yaptım. Çok tatsız tutsuz oldu. Dünkü güzel olmuştu oysa. Yedim ama ağzımda tat diye bir şey kalmadı. Bizimkilere yaptığım karnabahar yemeğinden ben de bir kaşık alıp yedim. Ağzıma tat geldi vallahi. Sonra tencerenin dibinde kalan çorbayı da bitirdim. Atsan günah, dolaba koysan koymaya değecek kadar değildi. Ama bakın sonra sında ne oldu. Hazımsızlık hissettim. Fasulyenin içine bir adet kereviz doğramıştım acaba o mu böyle yaptı?
9/3/2009 · Kategori: GUNLUGUM
Sabaha doğru sık sık uyanıp durdum. Aklımda hep yapacağım lavman var.Acaba telefonun alarmı çaldı da duymadım mı diye vesveseye kapıldığım bile oldu. Sonra kendimi rahatlattım. Duymamış olsaydım devamlı çalıyor olurdu, çalmadığına göre öyle bir şey yok dedim. Artık bir ara dalıp uyandıktan sonra odamdaki saate baktığımda 06.00'yı gösteriyordu.Ve kalktım. Tekrar yatmayayım nasılsa 15 dakika sonra saat çalacak dedim ve alarmı susturdum. Mutfağa yürüdüm. Isıtıcıda akşamdan kaynattığım suyu şimdi sadece ısıttım. Büyük bir tasın içine boşalttım. İçine 2 kaşık elma sirkesi döküp karıştırdım. Artık gün geçtikçe daha bir profesyonelce hareket ediyorum. Örneğin lavman torbasını artık yüksekliğini ayarlayıp bağlamış olduğum dolap kapağından çözmüyorum. Çünkü içinde sıvı varken yüksekliğini karar kılıp bağlamak dün çok zor olmuştu.Dün 1.750 mlt.sıvı vermiştim o beni biraz fazla sıkıştırmıştı. Bu gün daha az vereceğim. Miktarını 1.250mlt. olarak doldurdum torbaya.
Lavman kanülünü yerleştirm ve klıpsi açtım su öyle çabuk boşalıyor ki daha başlangıç olmasına rağmen sıkıştırdı. Başımı çevirip torbaya baktığımda suyun dibe indiğini gördüm klipsi kapatayım daha gitmesin dedim ama onu bulup kapatıncaya kadar su tamami ile boşalmış oldu.
Peçeteyi ucuna sararak kanülü aldım ve kapattım. Maranki Hocanın dediği gibi pozisyonumu bozmadan bir mütted böylece kaldıktan sonra sağ tarafım üzerine bacaklarım kıvrık yattm. Suyun ilerlemesi için. 2 dakika filan kalabildim. Dün fazla sıkıştırdığı için bu gün korkuyorum yine o şekilde olacak diye. Sonra sırtüstü ayaklarım havada 1 dakika bekledim ve tuvalete gittim.
Önce su tazyikle boşaldı arkasından ishal şeklinde boşalma oldu. Dünkü gibi karın ağrısı yok. Daha rahat bir boşalma oluyor.Boşalanlara baktım parazit vs. şeyler var mı diyerek. Öyle bir şey yok. Sadece krem renginde kırpık kırpık bir şeyler vardı. Bunları merak ettim ve elime bir poşet giyip bunlara elledim. Sert değil. Kireç gibi bir şey. Maranki Hocanın bağırsak kıvrımları arasına artıklar girip orada kalıyor dediği şeylerden herhalde. Bir de sümüksü bir müküsün bir gaita ile düştüğünü gördüm.
Saat onda sebze ve meyvelerimi sıkıp içtim. 11.00 gibi fındık ve ceviz yedim. Ardından bir kupa yeşil çay içtim.Saat 15.00 te sebze yemeği az pişmiş ekmeksiz olarak yedim. Bitki çaylarını istediğimce içiyorum. Sınırlama yok. Yalnız böbrekler daha çabuk süzüyor sıvıyı. Aşırı idrara çıkma oluyor. Bu da böbrek sağlığı ve vücut sağlığımız için doğru değil. Sıvı alımını ayarlamak için çay içimini biraz azaltmam gerekecek.
Bu gün börek pişirdim. Kendimi tutup hiç yemedim di ta kii Selin:
-Anne 3 tane daha getir, dediğinde artık kendimi tutamadım ve küçük bir dilimden bir şey olmaz diye bir dilim yedim. Saat 17.00 gibi iki yaprak beyaz lahanayı öylece ve bir elmayı sıkmadan olduğu gibi yedim. Akşam 19.30 da ise derin dondurucuda sakladım taze fasulyelere beyaz lahana yaprağı, soğan, 3 diş sarmsak ve azıcık yağ, tuz ilavesi ile çiğ olmayacak kadar pişirdim. Salça koymadım ama koyuluyor. Domates te bir sebze çünkü. Derin dondurucu da dondurduğum karaca eriklerden 4 tanesini büyük bir cezvede şekersiz olarak pişirip suyunun bir kısmını yemeğime kattım lezzet versin diye geri kalanını da ben içtim. Yemeğe de çok yakışmıştı erik suyu.Bu gün yediklerim bana biraz fazla geldi diğer günler daha az yemiştim ben.
8/3/2009 · Kategori: KADIN
Özel günlerden hep bir rahatsızlık duyarım. Çünkü bu günler ortaya konuyorsa bu konuda bir sıkıntı var demektir bu. Kadınlar Günü de öyle işte. Hangi kadın ezilmediğini, hangi kadın horlanmadığını söyleyebilir ki. Ben de bir kadınım ve horlandığımı, ezildiğimi 70 milyonun önünde söylüyorum. Bundan da alınmıyorum. Bu bir gerçek işte. Güneş balçıkla sıvanmazmış.
Eve 5 dakika geç gelemezsin, hesabını vereceksin eşine ilkokul talebesi gibi. Daha bitmedi devamı var elbette , telefonu geç açamazsın, ne yaptığını söyleyeceksin, yalnız başına bir yere gidersen niçin haberi yok diye sana soru sorar. Ama erkek evden çıkarken nereye gittiğini, ne zaman geleceğine dair en ufak bir şey söylemez, sen sorduğunda da alaylı bir cevap verir.
Senin yetişmeni, eğitimini, işini , arkadaşlarını küçümser.Seni hep kırar bir özür dahi dilemez. Senden para alır, verirken hakkını vermez, bu kadar hakkın der, maaş kartına el koyar, iki yıl kartın onda gezer. Kartını istersin, evde kavga bile yaparsınız bunun için ama o yinede aslanlar gibi sana karşı koyar ve kartını vermez. Taa ki ödediği evin borcu bitince kartını ondan kurtarırsın.
Misafirlerin yanında seni kırar, misafirler gidince tatlı tatlı söylersin bu şekilde konuşman doğru değil diye. O hiç oralı olmaz ve yine bir başka misafir gelişinde aynı şey tekrarlanır.
Onun ailesi geleceği zaman sen bir gün önceden hazırlıklara başlarsın, ertesi sabah erkenden kalkıp devam edersin, hizmette kusur etmemek için masada iki lokmanı bile soğuk yersin, millet gidince sana eline sağlık dediğinde mutlu olursun.
Benim ailem gelince de sen de aynı şeyi yap dediğinde ben sevmiyorum senin aileni der, seni kırar. Belki ben de sevmiyorumdur aileni ama sana değer verdiğimden ailene de değer veriyor olamaz mıyım acaba? Bu kadarlık bir fedakarlığı yapmaz.
İşte dünya kadınlarının dünya üzerindeki ahvali budur. Bu halimizi mi kutlayalım şimdi? Eziliyoruz, hakaret görüyoruz diye mi sevinelim yani. Ağzımıza bir parmak bal çalmışlar bir gün ayırarak hepsi bu işte. Benim görüşlerime katılın demiyorum, demokratik hakkımı kullanıp kendi düşüncemi söylüyorum. Sizler de ya katılırsınız ya katılmazsınız. Saygı duyarım.
8/3/2009 · Kategori: GUNLUGUM
Bu sabah telefonun çalar saati ile 06.15'te uyandım. Bir gece önceden kaynatılmış ve içine limon suyu ile sirke katılmış suyumu vücut sıcaklığına gelinceye kadar ısıttım ve lavman setine doldurdum. Dünküne göre bir farkı var suyun. Miktarını Maranki Hoca sitesinde 500 mlt. olarak yazıyor. Halbuki eşi Elmas Maranki bir televizyon konuşmasında lavman suyunun 2ooo mlt. olduğunu söyledi. Bunu duyduğum için bu sabah suyu fazlalaştırdım. 1.750.mlt. su doldurdum. Torbanın şişkinliğini görünce bu kadar suya dayanabilir miyim diye biraz korkmadım da değil yani.
Detoks uygulamasında korkulacak, çekinilecek bir şey yok. Meyve ve sebze suları içip sindirim sistemini oluşturan organları dinlendirip temizliyorsun. Mineral kaybını önlemek için de kuru yemiş yiyorsun. Bal, üzüm pekmezi,ceviz,fındık,kuru üzüm benim yediklerim arasında bulunuyor. Öğlen sebzelerden oluşan az yağlı, tuzsuz ve limonlu salata yiyorum. Aralarda içebildiğim kadar bitki çayı içiyorum. Elma sıkıp içiyorum.Kuru yemiş aynı zamanda açlık hissi duymanızı engellediğinden yararı oluyor.
Torba bayağı ağır olunca dolaba asmakta zorlandım. Lavmana başladım. Suyun yarıdan fazlası boşalınca sıkışma hissettim ama klipsi kapatamadım. Ben uğraşırken klipsle su boşaldı zaten.Kanülü çıkarıp bir mütted pozisyonumu bozmadan öylece kaldım. Zorla olsa da sağ yanıma dönüp 2-3 dakika yatmaya çalıştım. Su fazla olduğundan sıkışma hissediyorum. Sonra sırt üstü ayaklarımı havaya kaldırıp suyu bağırsağın derinlerine itmeye çalıştım. Artık daha fazla kalamayacağımı düşündüğümde tuvalete koştum.
Önce lavman suyu boşaldı arkasından biraz bekledikten sonra ishal şeklinde boşalmaya başladı. Karın ağrısı ile birlikte boşaltım oluyor. Bu gün fazla su verdiğim için bağırsaklardan daha fazla boşalma oldu.Uzun sürdü. Tuvalate iki defa girp çıktım. İkincisinden sonra bağırsaklar tam anlamıyla boşaldı ki karın ağrısı hissetmedim.
Mutfağa gelip kırmızı pancar,yeşil elma,2 adet havuç,kara turp,biraz maydanoz ve dereotundan oluşan grubu katı meyve sıkacağında sıktım. İçine bir kaç damladan az fazla zeytinyağı koydum. Dün biraz fazlaydı ve burnuma yağ kokusu geldiği için içmekte zorlanmıştım. Bu gün düne göre daha rahat içtim. Vücut ısısına gelmesi için içine ılık su ilave ettim. İlk içtiğim bardağa koymamışım onu soğuk soğuk midemde durduğunu hissettim. Soğuk su yağın çözülümünü engellediği için esas olanı ılık içmektir. Yarın bunu unutmam artık tecrübe oldu.
Eşim kalkıp geldi, elektrikli aleti saat 10.00'a kadar çalıştırmak yasak dedi. Yarın sabah bu işi saat 10.00 da yapacağım artık. Sıvı kaybını önlemek için ılık bir bardak su içip yatarım.
Meyve ve sebze sularını içip yattım. Uyku pek tutmadı. Uyuyp uyandım durmadan. Kalktığım zaman kendimi acıkmış buldum. Biraz üzüm pekmezi,fındık,ceviz yedim. Bitki çayı içtim. Şimdi kendimi çok iyi hissediyorum.
Maranki Hoca'nın en çok son gün avuç avuç döküleceğini söylediği şeyleri merak ediyorum. Benden de dökülecek mi? Göreceğiz ne olduğunu ve buraya yazacağım ben de neler olduğunu şimdiki gibi.