Number of online users in last 3 minutes
Özel Arama

7/3/2009 · Kategori: GUNLUGUM

         Gece 2 litre suyu ısıtıcıda kaynatıp yattım. Saati 06.15'e kurdum. 05.00- ila 07.00 arası lavman için en uygun saatlermiş.Saatle birlikte sabahleyin uyandım. Kalktım. Lavman setini elime aldım. Uzun yıllar önce Uzunköprü devlet Hastahanesi hariciye servisinde 3 yıl çalışmıştım. Salı perşembe ameliyat günümüzdü. Ve bu günlerde tedavide görevli olan hemşire arkadaş ameliyata girecek hastalara lavman uygulaması yapardı. Günde en az 4 lavman yapardım. Doğum hastalarına yapardık. Ama şimdi kendime yapacağım için biraz heyacanlıyım. Mutfakta suyu bir kaba boşaltım Ahmet Maranki Hocanın söylediği gibi içine 2 kaşık elma sirkesi ve 2 kaşık limon suyu koydum. Vücut ısısında olması için içine biraz sıcak su koydum. 500mlt. işaretine kadar suyu koydum ve odama geldim. Lavman torbasını yerden 1,5 metre yükseğe dolap kapısına bağladım.Lavman uygulamasını yaptım. Verilen sıvı bizim hastalara verdiklerimizden daha az olduğu için boşaltım ihtiyacı hissetme duyusuna daha iyi dayandım. 5 dakika sağ yanıma yattım. Sonra da bacaklarımı havaya kaldırıdım ki su bağırsak içinde iyice derinlere ulaşsın.Ağrı veya başka can sıkıcı bir durumla karşılaşmadım.Sonra tuvalete gittim . Önce su boşaldı ardından ishal şeklinde biraz dışkı.
           Şimdi sabahın erken saati Bütün bunları saat 07.00 olmadan bitirdiğim için meyve sebze sıkıp içmedim. Yatıp uyumaya çalıştım. Selin 10.30 da gelip kaldırdı. 
-Ben de detoks yapacağım diyor başka şey söylemiyor. Kahvaltı istemiyorum diyor.
          Birlikte meyve ve sebzeleri sıktık. Ancak içine zeytinyağı koyunca içemedi. Ben içtim. yarın sabah daha erken meyve ve sebzeyi sıkacağım. Arada kuruyemiş ve meyve suları içilebili demişti Ahmet Maranki hoca. Ben kuru üzüm yedim.Bir tane de kayısı.
Şimdi gidip mevsim salatası yiyeceğim. Detoksa başlarken kilom 64. Bittiğinde ne kadar olacak ona da bakacağım. 
          Saat 14.00 civarında marul,kereviz,lahana,maydanozdan oluşan salatamı yedim. Çok ince bir dilim buğday ekmeği ile. Ama programda hiç ekmekten bahsedilmiyor. Bir daha yemeyeceğim. Sonra birer avuç dolusu fındık ve ceviz kırıp yedim. Yanında kuru üzüm de var. Detoks yaparken hastanelik duruma gelmeyelim diye yenilmesini hoca tavsiye ediyor.
          Saat 16.00 da büyük bir elma sıkıp içtim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

6/3/2009 · Kategori: GUNLUGUM

           Bu gün mamografi randevum için çalışmakta olduğum hastaneye öğleden sonra gittim. Raporluyum ya. Epeydir işe gitmediğimden olsa gerek yol bana o kadar uzun geldi ki. Sanki şehirlerarası gidiyorum. Öyle hissettim.
Daha önce görmediğim iki bayan teknisyen güler yüzle işlerini yaptılar. kendimi tanıtım burada hemşire olduğumu söyleyince abla diye hitap ettiler. Hele emekliye ayrılacağımı söyleyince esmer orta boylu olanı eldivenli elleri ile gelip :
-Abla sana elimi bir süreyim dedi. Kendisine de bulaşsın diye.
Hazırlanmadan önce bilgi işlem numaramı ekrana girdi sarışın teknisyen. Doğru değil mi diye bana sordu.
-Eminim dedim . Ama iyice emin olmak için en yakın poliklinikten kontrol  edip geleyim dedim.
            Dr.A.nın polikliniği imiş. Hemşire arkadaşla beni güler yüzle karşıladı. Hastasının işi bitince benim bilgi işlem numaramı kontrol ettik. Doğruymuş. Dr.A. tahlil sonuçlarını istiyormusun diye sordu.
-Aaa evet iyi olur doktor bey dedim. Ayın 4'ünde istenilenleri çıkartabilir misiniz dedim.
Gayet kolay bir şekilde çıktısını verdi. Bilgisayarı kendi işini görecek kadar öğrenmiş. Yaşı var malum. Bunca seneden sonra kullanılan program değişmiş, yaşlı olanlar sıkıntı yaşamışlardı. Ama şimdi hepsi gayet iyiler.
Mamografi odasına döndüm. Hazırlık olarak belden üst taraftaki giysiler çıkartılıyor. Her iki meme önce önden sonra da yandan filmi çekiliyor. Makinenin aparatları arasında biraz baskı uygulanıyor. Çok kısa bir süre canınız yanıyor ama hemen üstteki aparat çekim biter bitmez kaldırılıyor. Korkulacak bir şey yok. Gidip filmlerinizi çektirin. Yılda bir kere yapılması şart.
-Abla 10-15 dakika gitme bakalım filme iyi değilse tekrar çekeriz dediler.
             Ben de bu arada     Zeynep'in yanına gittim. Kemik ölçümü sonuçlarım ondaydı. Aldım. Osteopeni ile uyumlu diye Dr. İ. rapor vermiş. Kendisi ile Erzurum Kandilli Sağlık Ocağında 1 yıl birlikte çalışmıştım.Şimdi de burada rastlaştık.Zeynep:
-Emine geçen yıkıne göre daha iyi kemiklerin dedi.
-Bana da öyle gibi geldi. Eve gidince eskisine bakıp değerleri karşılaştırayım dedim.
           Tekrar mamografiye uğradım. Doktora götürüp geldiler filmi. İyi demiş herhalde ki gidebilirsin dediler bana. Sonuçlarımı haftaya alacağım.
            Acil odasına geldim ki sorumlu Kadriye Hemşire :
-Emine biz de seni konuşuyorduk ,dedi. Arkamdam ayaklarını sürüyerek gelip enseme iki elini koyarak.
-Niye beni konuşuyorsunuz bakim dedim.İçerde iki hemşire oturuyordu. Birini görmüşlüğüm var ama diğerinden haberim yok. Onlar hastahanenin çocuk bölümünde çalışıyorlarmış.
Mevzu bebekmiş. Benim kullandığım bitkiselleri öğrenmek için gelmişler. Benim de çok acalem var. Eve yetişmek istiyorum. Kızılaydan katı meyve sıkacağı almak istiyorum vs. Çok ısrar ettiler. 5 dakika aslan pençesi,civanperçemi,böğürtlen kökü kürü,keçi boynuzu küründen bahsettim ama konu o kadar uzar ki. Bunlarla bitmez bu iş. Gerisini internetten aramasını tavsiye edip ayrıldım.
           Saat 15.30'a geliyordu. Hastanenin arka sokağındaki eczaneye gittim sıvı lavman seti sordum. Bizde yok medikalcilerde bulabilirsiniz dedi eczacı bayan.Tekrar geriye hastanenein önüne geldim durağa gitmek için.301 numara duraktaydı. Koşup yetiştim ve  eczaneden sıvı lavman seti alacağım için sıhhıyede indim otobüsten.Sıhhıyedeki eczanede aynı şeyi söyleyince köprünün üzerine çıktım ve bir minibüse bindim. Numune'in orada indim. Yolun karşısına geçtim. Çevik Medikal yazan bir dükkanı gözüme kestirdim. Ancak yine önce eczaneye girdim. Sordum. Yok dediler.
            Çevik Medikaldeki biraz toplu sempatik genç kız :
-Bu gün ne kadar çok hanım gelip bundan aldılar, ne yapacaklar bununla? dedi.Yine kendi sorusuna kendisi cevap verdi:
-Yarın bir program mı ne başlıyormuş, onu yapacaklarmış deyince:
-Detoks parogramı başlıyor. Ahmet Maranki'nin anlattığı dedim.
Sandalyede oturan kibar görünümlü bir bayan da konumuza katıldı. Üçümüz arasında konuyla ilgili bir sohbet oldu. Tezgahtar kız:
-haymanadan mı ne gelip aldılar ta.10-15 tane aldılar dedi.
-O kadarına ne gerek var ki dedim.Bir tanesi yeter.
-Birisi geldi aldı. Bütün apartmandaki hanımlar yapacaklarmış birlikte dedi, tezgahtar kız.
          Fiyatı 4 Tl. imiş. Parasını ben kasaya öderken bizim tezgahtar elinde beyaz büyük bir sütyen tutarak bir yere telefon açtı ve:
-Bu sütyen küçük gelmiş. Alan kişi bana öyle söyledi. Bunu değiştirebilir miyiz diye konuşmaya başlayınca çok şaşırdım.Dükkanda iki tane erkek görevli ve iki tane bayan müşteri olarak sandalyede oturan hanımla ben bulunuyorken o elinde sütyeni sallandıra sallandıra rahat bir şekilde konuşması beni şaşırttı. Acaba medikal sütyenler var mı?  Belki de öyle bir şeydir de ondan işi gereği rahat konuşmuştur. Bu hiç aklıma gelmemişti bakın. Şimdi yazarken geldi.
          Dükkandan çıktım ve bir minibüse binerek tekrar Sıhhıye Köprüsünün üzerinde indim ve Kızılay'a doğru yürümeye başladım. Arçelik satan bir mağazaya girdim. Katı meyve sıkacağının küçüğü kalmış. Buradan çıktım. Billuriye Dünyası diye pasajın altında açılan bir dükkan var. Oraya girip sordım. Fiyatları çok pahalı geldi. 299 Tl.350 Tl. gibi rakamlar var.
          Alp Billuriye mağazasına geldim. Burada tek bir sıkacak vardı o da küçüktü. FGiyatı 119.tl. idi. Ben büyük arıyorum. Burada da yokmuş çıktım mağazadan. Başka da bir yer bilmiyorum ki. İstanbul'u ne kadar aradım. Şimdiye kadar ne kadar çok beyaz eşya mağazası görmüştüm orada diye düşündüm. Kızılay'da bol bol kıyafet ve yiyecek dükkanları var.  
          Kızılay'ın binasını geçip sola döndüm. Toker bebe tarafına doğru gidiyorum. Buralar da belki bulurum diye umuyorum. Üst geçidin sol tarafında Tefal mağazasını gördüm. Geçitten geçip tefale bakarım. Belki vardır dedim içimden. Geçide gelmeden sağdaki sokakta bir Arçelik görünce buraya saptım. İçeri girdim.4-5 erkek var. Bir tanesi kalkıp geldi. ne istediğimi sormaya fırsatı olmadan söyledim ne aradığımı.
-Şurada var dei ve magazanın cam önüne koydukları büyük beyaz eşyanın üstünde duran katı meyve sıkacağını gösterdi. Büyüklüğünü beğendim. Fiyatının da 150 den 100'e indiğini söyledi.Burasını şüpheli buldum ancak başka da arayacak yer bilmediğimden ve diğer gördüğüm ürünlere göre fiyatı da uygun geldiğinde almaya karar verdim. Bonus karta iki taksit yaparız dedi.
-Niçin diğer kartlara fazla yapıyorsunuz da bonus karta iki dedim. 
-Üç yapalım o zaman dedi.
-4 yapsanız benim için daha iyi olur dedim. 25 ,25 öderim, ben emekliyim yani diye cümlemi bitirdim. 
-Peki dedi görevli bey ve yeni kutuyu poşete koyup birisi getirdi. Ben de:
-Açıp bakalım, gördüğüm ürünü mü almışım dedim. Açtılar. Açılmışken garanti belgesini de imzaladılar. Kredi kartımdan 4 taksitli çekim yaptılar.  Pişman olmam inşallah diyerek dükkandn çıkıp Meşrutiyet caddesine geldim. Durmadan 541 numaralı otobüs gelip gidiyor. Çayyolu yolcuları da rüzgarda kaldırım üzerinde bekleşip duruyor. Yolcular kendi aralarında bunu konuşuyorlar:
-Tabii bizden oy çıkmayınca cezalandırıyorlar bizi böyle otobüs vermeyerek .
            Durağa geldiğimde saat 17.05 ti. Otobüs geldiğinde saat 17.31 di. Tam 26 dakika ben bekledim. Ya benden önce gelenler ne kadar beklediler? 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

4/3/2009 · Kategori: GUNLUGUM

            Bu gün sabah 06.10 da kalktım ve hazırlandım. İşe gidiyorum.1,5 aydır izin ve rapor kullanıyorum. Evdeydim. Ev hayatı sandığım gibi zevkli değilmiş. O zevki ev değil ancak yaşamızdaki şeylerin size verdiğini anladım.Evde hafif bir makyaj bile yaptım. Arkadaşlarım ne jadar pasaklı olmuş bu kadın demesinler. İşe geldim. Hoş beş ve kısa bir sohbet sonrası sevk kağıdı çıkardım. Ayrılış yapmadan önce kan verip usg ve diğer bazı tetkiklerimi yaptırayım dedim. Artık aylarca hastahane ve doktor yüzü görmeyeceğim için böyle bir şeye ihtiyaç duydum. Bu işlerim bittikten sonra ayrılış yapmayı düşünüyordum ancak arkadaşlarım maaşını al da öyle ayrıl, sana rapor alalım dediler.
-Ben kimseye söyleyemem sen söyleyeceksin o zaman diye bunu bana söyleyen Ü'ye söyledim.
-Tamam ben söylerim vermezlerse zorla alırız dedi kendinden emim bir şekilde.
Acile giriş yaptırdım kan ve diğer tetkikleri isterken acilin doktoru H.  geldi.Ü. hemen ona söyledi durumumu kısaca. Hele tahlilleri bir göreyim bakarız dedi H.
USG de tek doktor çalışıyordu.Yoğundu. Bekledim ama diğer hastaları daha öncelikli idiler. Benim durumum acil değildi. Beni de yemekten sonra öğle arası alıp baktı. Her şey iyi çıktı. Yalnız bir şey hariç. Endometrium tabakası biraz fazla incelmiş. Bu hoşuma gitmedi. Aslan pençesi çayı ile bu durumu düzeltecek miyim bakalım.
Kemik dansitometre ölçümüm yapıldı. Osteopeni sınırındayım. Ama doktor imzalayıp rapor vereceğinden (sistem değişmiş ben yokken) onun sonucunu USG'ye bırakmak zorunda kaldım.
            Ve H. den 10 günlük bir istirahat aldım. 10 gün sonra gittiğimde ayrılışımı yapacağım inşallah.
Saat 14.00 oldu ben bunları yaparken. Sağlık Müdürlüğünden almış olduğum onay üst yazımı hastahanenein gelen evrak bölümüne bırakıp ayrıldım. Zeynep beni otobüs gelinceye kadar kapıda bekledi. Üşümesine rağmen.
Herkes çok iyi göründüğümü, dinlenmiş olduğumu söylediler. Kimileri hamileliğimi sordular. Düşük yaptığımı söyleyince üzüldüler.
Bir personel benim kullandığım bitkiselleri kullanırken hamile kalmış. Emine abla senin otlardan oldu diyor. Artık neyden olduğunu ancak Allah bilir!
Kızılayda inip katı meyve sıkacağı alacaktım ama saat 15.10 du. Eve geç kalırsam çocuk perişan olur diye mağazaya girmedim. Yaşamkent otobüs durağına gidip arabayı bekledim. Selinden 15 dakika kadar önce eve gelebildim. İyi ki Kızılay'da bir yere uğramamışım.
Burası İstanbul olsaydı adım başı bir beyaz eşya mağazası olurdu ve ben de çoktan bunu almış olurdum.
             Yolda plazma ekranda gösterime girecek olan Mahsun Kırmızıgül'ün yönettiği Güneşi Gördüm filminin bölümleri gsteriliyordu. Filmin bölümlerini zaten geçen haftaki sinema keyfimizde görmüştüm.Gördüğüm kadarı ile şunu söyleyebilirim görsel anlamda fotografik sahneleri var ve bunlar çok etkileyici. Konusu zaten bildiğimiz Güneydoğu mevzuusu. Çözüm yolu ise benim kendi düşüncem yörenin içinden olmalı. Kendileri istemeli değişmeyi. Çünkü bu gelenekleri kendileri yaşatmışlar, uygulamışlar. Son verecek olan da kendileri. Mahsun Kırmızıgül de bir yöre insanı olarak benim düşündüğüm gibi düşünüp soruna bir bakış açısı getirmeye çalışmış. Doğru da yapmış. Başarılı olacağını düşünüyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

1/3/2009 · Kategori: SINEMA TIYATRO TELEVIZYON

            Şubat ayının soğuk son gününü kızım Selinle birlikte Arcadium Alışveriş Merkezindeki cinebonus sinemalarında Bir Alışveriş Koliğin İtirafları isimli alt yazılı Amerikan filmini seyrederek bitirdik. Selinciğim 9 yaşından bir kaç ay aldı. Alt yazıları okuyup filmi takip etmesi güçtü onun için ama filmde oynayan başrol oyuncusu kız çok tatlı ve sempatik, filmin konusu ise alışveriş olunca Selin açısından sıkıcı olmadı diyebilirim. Hatta bir ara kahkahalarla güldü bile.
            Film adından anlaşılacağı üzere lüks giyime tutkusu olan ve alışverişin geçici mutluluğuna kendini kaptırmış bir kızı anlatıyor. Türkiye de örneklerini gördüğümüz üzere 10 adet kredi kartını bu iş için kullanıyor. Ama borçlarını ödeyemez ve kredi kartlarının limiti dolar, bankalar kendisini alacak tahsildarı (Bizdeki karşılığı ise İcra Dairesi) na verirler. Bu arada işten çıkarılır ve bir arkadaşının tavsiyesi ile Alette mağazası( Şık giysiler satar) nın Tasarruf Dergisinde çalışmak üzere müracaat eder. Patron genç ve yakışıklı aristokrat bir ailenin oğludur ama kendi değerleriyle hayatta başarılı olmak isteyen bir tiptir. 
             Uzatmayayım bizim sempatik kızımız bu dergide işe alınır ve zaten alışverişkolik olduğu için ve de kredi kartı mağduru olduğundan işin özünü çok iyi bilmektedir. İçindekileri zor da olsa kaleme döker ve dünya üzerinde okunan bir dergi imajının gelişmesine Yeşil Fularlı Kız mahyası ile katkısı olur. 
              Film romantik komedi tarzında devam eder ve mutlu sonla biter. Aile filmi. Çocuklarınızla gidebileceğiniz, sevgilinizle başbaşa seyredebileceğiniz, hoşça vakit geçirebileceğiniz bir film. Seyretmek isteyenlere takdim olunur.  

        

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

28/2/2009 · Kategori: PAYLASTIKCA COGALAN

              Maalesef kediyi dün gece kaybettik. Birdenbire hiç ayağa kalkamaz, yürüyemez ve yiyemez oldu. Çarşamba akşamı sığınağa indik, yemek verdiğimizde hemen büyük bir iştahla, ben; gazetelere yaptığı tuvaletini toplarken yiyip bitiren kedi ertesi sabah yemek tabağının başına geldi bir kaç lokma aldı ve gitti onun için hazırladığım küçük mukavvanın içine girdi. Başını okşadığımda vücudundaki soğukluğu hissettim. Bacaklarını yokladım. Ayakları üşümüştü.Kulakları da aynı şekilde. Kediye iyice dikkatle bakmaya başlayınca titrediğini gördüm.Bu durum nasıl içimi sızlattı! Telaffuz etmekten kaçındığım, iyileştiririm diye kardan kıştan eve aldığım kedicik galiba ölüme hazırlanıyordu artık. Ağlayarak eve çıktım. Buzlukta dondurduğum kızılcıklardan biraz alıp ishale iyi gelir diye hoşaf yaptım hemen bir cezvenin içinde. Az biraz da şeker koydum. Soğuyunca ağzının kenarından enjektörle akıttım.Onu sığınaktan almalıyım diye düşündüm. Gerçi sığınak bizim kapalı cam balkondan daha sıcaktı ama çok halsiz ve bitkin gördüğüm kediyi 4 kat inip çıkarak istediğim gibi bakamayacağımı düşündüm. Bu sefer evin en büyük banyosuna küvete koyarım diye düşündüm. Saat 10.30'a kadar eve 4 kez çıkıp indim. Veterinerin verdiği antibiotiğin kedinin ishalinin artmasına neden olduğunu düşünmeye başladım. Sabahki dozu vermiş oldum ama artık akşam vermeyeyim dedim. Kediciğin inlemelerine dayanamayıp 0,5 cc kalpol şurup verdim. Ağrısını dindirir diye düşündüm hiç olmazsa.Turgor tonüsü bozulmuş kedinin. Sıvı ve elektrolit kaybı maalesef onu aramızdan aldı.Derisini tutup kaldırdığınızda düzelmesi gerekirken deri öyle bıraktığınız gibi duruyor.
             Öğlen ve öğlen sonrası çarşıda işim vardı. Çarşı dönüşü saat15.30 da ilk işim aşağıya inip bkmak oldu kediye. Durumu daha da kötü geldi gözüme. Mukavva kutudan çıkmadı bile bana inlemeyle karşılık verdi. Eve gelip banyo küvetine mukavvalar ve gazeteler koydum. Kediyi gidip alıp geldim. tekrar inip tuvalet kabını ve battaniyesini getirdim. Su kaybına karşılık yine ağzına kızılcık joşafı verdim. Banyonun kaloriferini açtm. Onu ısıtmaya çalışıyorum. Ölümn soğukluğu ayaklarında ve ellerinde, kulaklarında. Her geçen dakika fenalaşıyor.
Kızım okuldan geldi, kedinin halini görünce ağlamaya başladı.Karşılıklı ağlıyoruz yavrumla.
Gece yarısına doğru koliden çıkıp boylu boyunca küvete uzanmış. Bu can çekişme, anladım. Battaniye ile her tarafını örttüm. Şişeye sıcak su koyup karın bölgesinin alt tarafına yerleştirdim. Kızımla gidip gelip bakıyoruz. Ben bir parça tuzlu ayran verdim enjektörle ağzına yine.
               Ağlamaktan gözlerim şişti ama acı son kaçınılmazdı artık. Sabaha ölüsünü buluruz dedim öyle de oldu.Enson o1.00 civarında başında idim. Kafasını okşadım yüzünü dayadığı battaniyeden hiç kaldıramadı, iyice tükenmiş şirin kedicik. Selin adını Şirin koymuş.Acaba ağzına bir yudum süt versem mi vermesem mi hayvana bir eziyet etmiş olur muyum diye düşündüm. vermeye karar verdim. Susuz selsiz ölsün istemedim. Şişenin suyunu yeniden doldurup kediyi bir bebek gibi örttüp,epeyce ağlayıp konuştum kendisiyle.Adeta vedalaştım. hakkın geçtiyse helal et dedim . Izdırap verip canını yaktıysam hakkını helal ettim ve yatmaya gittim. Gece bir kaç defa uyandım lakin kediye bakmaya çekindim. Ölmüş olabileceğini, ölüsünü göreceğimden korktum ama en son uyandığımda gidip baktım ve hakka kavuşmutu. Bıraktığım gibi yatıyordu. Rahat gibiydi. En son ben başındayken ayaklarını çekiştiriyordu. Bunlar ölüm belirtisiydi. Can çekişme.Allah; hayvan, insan tüm canlılara kolay bir ölüm, rahat, yatağında bir ölüm nasip etsin inşallah.
                Bu gün saat 10.30 da bizim sitenin karşısındaki araziye defnettik kediyi.Başucuna da bir çubuk diktim. Arada gidip bakarız kızımla.Zaten kendisi dedi, anne bir işaret koy diye. Kediyi bir parça sargı bezi ve temiz bir elbise naylonu içine koyarak toprağa verdik. Onu öylece toprağa koymak ayıbıma gittiği için böyle bir şey yaptım. Yine ağladım. Gözüm şişti, bunumu hiç tutamıyorum, çok akıyor. Ben ağladığımda hep böyle oluyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!