Number of online users in last 3 minutes
Özel Arama

23/2/2009 · Kategori: PAYLASTIKCA COGALAN

               İki gün öncesinin akşamında diafondan Selin beni arayıp aşağıda bir kedinin doğurduğunu ve çabuk gelmemi istediğini söyleyince hemen sırtıma montumu ayağıma da botumu geçirip aşağıya indim telaşla. Babası, bir bey ve Selin'i motor kapağı açık bulunan bir arabanın başında görünce bir şaşkınlık geçirdim. Kedi doğuruyor dediler bunlar; arabanın motorunda ne yapıyorlar diye düşündüm.Yanlarına gidince eşim ve beyin konuşmalarının kedi ile ilgili olduğunu işittim.
- Hani kedi nerede? diye sordum.
-Arabanın motoruna girmiş, çıkartamıyoruz, acaba arabayı çalıştırsam gider mi? diye arabanın sahibi eşime sordu.
Bana dönerek:
-Benim arabanın mororuna girmiş, şuraya da şunları yapmış diye eliyle boruların üzerindeki ishalli kedi dışkısını gösterdi.  Ben başımı motora doğru yanaştırı gösterilen şeye baktım: Sadece ishal olsa neyse kan da vardı dışkıda.
-Ama çalıştırırsanız hayvana bir zararı olmaz mı? dedim.
-Kaçar gider diye beni yanıtladı.
-Motor aksamından vantilatör filan çalışırken hayvana bir şey yaparsa ya? dedim. Söylediğim şeyler olur mu bilmiyorum da gönlüm elvermiyor hayvanın zarar görme düşüncesine.
-Sesi yakından geliyor dedim ve yere çömelip arabanın motor bölümüne bakmaya çalıştım. Kedi miyavlamaya devam ediyor ama kendisi görünmüyordu. Ben
-Gel pisi pisi  gel pisi pisi demeye başladım. Birden arabanın yanından bir kafa uzandı elime dpğru. Kedi bana yaklaşıyordu. Hemen boynundan yakaladım ve kendime doğru çektim. Kaçmasına fırsat vermeden. Belden aşağısı ıslak bir halde idi. Elimle karnını yokladım, memeleri elime gelmedi. Ayrıca karnı da ufak, yavrularını doğurmuş da olabilirdi tabii.
-Plesentası halen kıçında duruyordu, gördüm diye konuştu eşim. Sonra devam etti, eşi duruyor.
                Eee ne de olsa bir ebenin eşi o kadarcık tıbbı terimleri kullansın değil mi? Bu arada kedi halen miyavlamaya devam ediyordu. Her taraf kar içinde iken bu kedinin dışarda doğum yapmasına ve yavruların soğuktan ölmesine tabii ki seyirci kalamazdı benim yufka yüreğim. Kediyi ön kollarının altından kavradım ve apartmana hızlıca yöneldim. Selin de kapıyı açıp asansörü çağırdı. Ben de hayvanın arka kısmına  baktım doğan yavru varmı, yoksa çıkımda kaldı hayvan doğum zorluğu yaşıyor da ondan mı bu kadar bağırıyor diye. Kuyruğunu kaldırdım ve baktım gerçekten pembe bir şey göründü. Acele ile bir kez daha baktım yine aynı şeyi gördüm. Herhalde yavru çıkamadı diye düşündüm. Kedi nasıl miyavlıyor canın acısı ile. Ben daha da telaşlandım ve bir an evvel eve ulaşmak gayretindeyim.
                   Eve girdik, doğru mutfak tarafındaki büyük balkona yöneldim. Diğer balkonlara koymadım buaradan bakması daha kolay olur diye düşündüm. Gazeteleri yayıp üzerine bıraktım kediyi.Çıkıp mukavva kutuların olduğu diğer bir balkona geldim ve bir koli seçip aldım, yavruyu bunun içine koyarız diye düşünüyorum. Tekrar büyük balkondayım bizimkiler de beni izliyorlar arada sırada onlardan istediğim bir kaç şeyi veriyorlar bana. Tam o sırada bizim mutfakta üst kat komşum belirdi. hamile 5-6 aylık. Bizimkilerden durumu öğreniyor ama bize nasıl geldiğini veya niye geldiğini soramadım anlayamadım bile. Onların da kedisi var ve ben kum veririm isterseniz biraz da mama veririm diyor. babası Selin'i yukarıya kum ve mamayı almaya gönderdi komşuyla.
                   Kedinin kanlı ishal hastalığına yakalandığını anladım. Yavru veya eş zannedilen şeyin kedinin kanlı ishalin de etkisi ile iyice şişen ve kanlanan testisleri olduğunu anladım ve bizimkiler söyledim.
                   Elim kaka ve kan da oldu ilk anda eve getirirken inşallah bana bir şey geçmemiştir.
                   Ben kedinin belden aşağısını yıkamaya karar verdim.Banyodan kovayı alıp ılık suyla doldurdum kızım da bana suyu dökerek yardım etti. Yıkadım belden aşağı kakalı ve kanlı kısımlarını. Havlu ilede kurulamaya çalıştım. Arka kısımlarına el vaeya herhangi bir şey değince bağırıp kaçıyor. Bu kısımları hassas.
                  Kolinin içine gazete ve de kuru bir havlu serdim ama bu kedinin gidip oturacak veya yatacak bir durumu görünmüyor. Durmadan miyavlıyor.  Ve kanlı su gibi kakalarını her tarafa yapıyor. Kumuna gidemiyor bile. Kıçınden su gibi süzülüyor. Hayvan hiç anlamıyor.
                  Daha çok uzun uzun anlatacak şeyi var bu kedi macerasının. İşte bir bölümü:
                  Balkona çıkmadan önce terliklerimin üzerine poşet geçirip bağlıyorum. Ellerime de aynı şekilde poşet geçirip bağlıyorum. eldiven gibi kullanıyorum. Kedi pencerenin önüne çıkıp oralara kustu, kakasını yaptı. yerler bir felaket.Hemen balkon kapısının önüne gelip miyavladığı için habire geriden gelen ishal ayaklarının kuyruğunun dibine aktı durdu. herşeyine katlanıyorum da miyavlamasına yüreğim dayanmadı. Dün sabahtan gece yataıncaya kadar kedi aralıksız miyavladı. İki poşet balkondan kakalı gazete toplayığ çöpe atmaya kendim gittim. Gazeteleri temiz serdim yaım saat içinde yine bir felakete dönüştü. Mutfakta çok zaman geçiren ben dün ne yapacağımı bilemedim. Ne doğru düzgün kahvaltı yaptım ne de yemek. 
                     Dayanamadım sesine ve sığınakta bakmaya karar verdim kendi kendime. Eşimin haberi olmadan bırakamadım sığınağa. Eşim terstir, kızar bana diye korktum açıkcası.Akşam eve gelince düşüncemi söyledim. Hiç sıcak bakmadı konuya. Selin'e de:
-Annen aklına koyduğunu yapar diyerek her aklına geleni yapmakla beni suçlamış bile oldu dolaylı olarak. Bütün gece kedinin hiç susmadığını kendi de gördü. Bin nasihatten bir musibet evladır atasözünün gerçekliği burada ispatlanmış oldu. Akşam o da şahit oldu balkondan iki torba pis geate toplayıp temizlerini serdiğime ve ardımdam hemen her tarafa su gibi kakaların döküldüğüne. Ben böyle yazınca kendisini duyarsız zannetmeyelim. Bakın o da gelirken ne yapıyor:
           Çayyolunda bir veterinere gidip durumu anlatıyor ve beni cepten arayıp veterineri benimle görüştürdü. Veteriner antibiotik yazmış ve yanından da 3 cc bir şurup vermiş. Aç karnına ağzına 1 cc verilecekmiş. Bu parazit için diye düşündüm  ben.Allah razı olsun ikisinden de. Gerçi bende evi karışrırıp bir antibiotik tablet bulmuş ve bıçağın ucu ile kazıyp haşlamış olduğum yumurtanın parçaları arasına ilacı gizleyip kediye yedirmiştim. Aynı türün şurubunu yazmış veteriner. İlaçları da enjektörle ağzına koyarak dün akşam başladık tedavisine. 
                 Sonra hiç aklıma gelmeyen yoğurt dün gece geldi. İshal için insanlar yoğurt yer değil mi? Tabağa iki yemek kaşığı yoğurdu koyup verdim. Yedi büyük bir iştahla. Çok hayıflandım. Daha önce niçin aklıma gelmedi diyerek. Hem bu kadar camımız, duvarımız, pencere önümüz kaka,kan ve kusmuğa bulanmazdı. Bunları nasıl tekrar hijyenik bir hale getireceğimi bilemiyorum. Yarım gün çamaşır suları ile bir temizlik yaparsam ancak içime sinebilir.
                   Dün sabah balkonu temizlerken kediyi kafese koyup eve kaloriferin yanına koymuştum. Biraz ısınırsa karnının ağrısına iyi gelir diye düşünmüştüm. Burada da su gibi yapmış ve ayağını silktikçe kalorifer ve duvar berbat olmuş. Yarım saat çamaşır suyu ile buraları sildim o yüzden.
                     İyi haber bu sabah da balkon batıktı ama kan görünmüyordu dışkısında. Gümüş rengi dışkısı da vardı bu da yoğurtun gayreti. Bağırsakları toplamaya başlamış. İlaçlarını verdikten 15-20 dakika sonra da patates püresi,pirinç lapasını ve bir parça peyniri karıştırıp yemeğini verdim. Öğlene de yoğurt vereceğim. Bir iyi haber daha eşim görevli ile konuşup sığınakta yer ayarlayalım dedi. Beş gün antibiotiği bitene kadar( Cuma) bakacağım. Sonrada bıracağım doğal ortamına. 
                  Çok uzun oldu biliyorum, sıkılacaksınız okurken ama inanın ben kısaltarak yazdım, bu kadar oldu ancak.
                    Kedi maalesef kurtulamadı ve öldü.
             

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

21/2/2009 ·

Öğretmen ilkokul üçüncü sınıfı okutmaktadır ve öğrencilerine performans ödevi verir. Atatürk resmini mukavva üzerine yapıştırp arkasına da puzzle şekillerini çizip kesecekler ve yeniden Atatürk resmini oluşturacaklardır.
Çocuklar küçük olunca anne ve babalar konuya müdahil olurlar. Ödevleri yaparlar ve çocuklara teslim etmeleri için verirler.
Akşam eve gelen evin küçük kızı babasına:
-Baba darılma ama Kağan'ın babası senden daha güzel ödev yapmış, der.

Yorum (yok) Yorum yaz!

20/2/2009 · Kategori: SINEMA TIYATRO TELEVIZYON

15 Şubat Pazar günü saat 13.30 da Recep İvedik 2'yi seyretmek üzere Çayyolu Arcadium'daki sinema salonuna kızım Selin ile birlikte girdik. Selin kendine sinema keyfi tam olsun diye koca bir de patlamış mısır satın aldı. 3 salonda  aynı anda birden oynuyor Recep İvedik 2.
İlk filmi de gemi yolculuğu esnasında mecburen seyretmiştim.  Büyükler için bir film değildi. Ama çocuklar için de değildi. Türkçeyi bozmalar,  abes hareketlerden oluşan bir güldürmece çekmişlerdi ilkinde bana göre.
Recep İvedik 2 filmi birincisinden daha geride kalmış.Daha abes hareketler ve güldürmüyor.  Babaanne rolünü acaip küfürlü yapmışlar. Recep İvedik çok değişik bir konuşma tarzı içinde yine. Bu filme çocuklarımızın gitmek istediklerini ve gittiklerini göz önüne aldığımızda film yapımcılarının tek gayelerinin para kazanmak olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ama emek verildiğini gözardı etmiyorum. Her şey de bir emek vardır. İyi ve kötüde.Bu filmde en iyi rol kesen kişi ise Recep İvedik'e internetten eş adayı bulup, randevu ayarlayan karakteri gördüm. Gelecekte iyi günler onu bekliyor diye düşünüyorum.
Babaanne karakteri yaşına uygun tarzda konuşsa ve filmin sonunda süpriz bir şekilde ölmese, çekilmesi muhtemel bir  Recep İvedik 3 filmi için iyi olurdu diye düşünüyorum.
Babaannenin teknolojik aletlere düşkünlüğü ve oyun cd'leri aldırıp oyun aynaması modern bir yaklaşım ve güldürü unsuru olarak iyi düşünülmüşken küfürlü konuşmalarının olmaması bu karakter için daha iyi olurdu diye düşünmekteyim.
Sinemada gülme sesleri o kadar az geldi ve gülenler de sadece iki-üç çocuktan başkası değildi. Biz büyükler de çocukların hatırına burada idik ve filmin iyi yönlerini görmeye çalıştık durduk.
Sonsöz: Gitmeyenler bir şey kaçırmış değiller, gidenler de bir şey yakalamış değiller.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

20/2/2009 · Kategori: FIKRA GIBI / FIKRALAR

Arkadaşım Filiz'in bana yolladığı bu fıkrayı sizlerle paylaşmak istedim.
Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş.
Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş:
''Beni gördün mü?''
Adam şaşkınlıkla ''Evet gördüm.'' deyince çekmiş tabancasını adamı alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.
Adama sormuş:
''Beni gördün mü?''
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:
''Valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü sanıyorum?..

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

17/2/2009 · Kategori: SELINLE HAYATIMIZ

Gerçekten benim kız bir alem! Bunu ben değil onu bütün tanıyanlar söylüyor. Selin başka bir şey hem çocuk, hem büyük,hem komik,hem de duygusal. O farklı, özel yaratmış rabbim. Allah herkesin çocuğunu ve benim afacanı nazarlardan korusun,şerlerden korusun. Amin.
Şimdi gelelim bir günde iki yazı ekleme sebebime. Çok nadir oluyor böyle yazılar. Hemen yazmayınca sonra unutuyorum. Benim buradaki günlüğümden hariç kendi defterime tuttuğum bir günlüğüm daha var ama zamanında yazamıyorum son zamanlarda. Biraz canım sıkkın. Kendi kendime bir şeyler düşünüp duruyorum. Bakalım ne sonuca varacağım. Göreceğiz zamanı gelince herhalde.
Selin okuldan gelmiş, site girişinde indirmiş servis ve Selin de nizamiyeden beni arıyor, diafon çaldı,koştum açtım,karşımdaki selin:
-Anneee babam yönetimde mi?
-Evet kızım
-Peki yanına gidebilir miyim?
-Önce bir eve gel, ödevlerine bakalım, bir şeyler ye iç bu arada babanı arayıp sorarsın, gel derse o zaman gidersin tamam mı? İstersen babanı şimdi oradan ara sor? Sonra da eve gel, babana gitme tamam mı?
-Tamam anne.
Bu kadar sıkı tembih şu nedenle yapıyorum: Geçen gün servisten inip direkt babasına gitmiş ben de evde gözüm camda çocuk bekliyorum. Babası aramasa daha yolda geliyor sanacağım.
Eve geldi bizim afacan. Elini koymuş zile uzun uzun çalıyor. Çanta sırtında, ağırlığı altında iki büklüm duruyor. Hemen içeri alıp, çantasını montunu aldım. Ellerini yıkamaya gönderdim. Dün bana sütlaç siparişi vermişti onu yaptığımı söyledim.Ellerini yıkamadan muzipçe mutfağa girdi
-Nerede bir göreyip, bakıp not vereyim! diyerek kaseye yapıştı. Elinden aldım ve elini yıkayıp gelmesini söyledim.
Geldi tarçınla süsledik ve alıp gitti. Yemiş geldi ikinciyi de kaptı ama ondan iki kaşık almış, bırakmış.
Banyoda Selinleyiz. Ben eşofmanını çekerken sordum:
-Ne bu gün yönetimi aramış, üşüttüğünü söylemişsin. Seni yalancı seni, dedim.
Hemen burnundan zorla nefes alma numarası yaptı ve bana külhanbeyi gibi yan yan bakarak şöyle dedi:
-Babamdan 1 lira daha aldım!
-Ne yani sen bu gün 2 lira mı harcadın?
Elini alnına ne yaptım ben anlamında götürüp dudaklarını komikçe büzerek:
-Çenem düştü, çenem düşünce ağzımdan neler düşüyor len.
Çenesi düşük olmak hiç iyi bir şey değilmiş!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!