Number of online users in last 3 minutes
Özel Arama

10/11/2009 · Kategori: MIZAH

      
                                            Vaktiyle bir bilge hoca,
            Yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisininseviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip  iri bir nesne verip: "Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç  para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan  sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
             Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar .
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir;sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
             İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği
neneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
             Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu der
"benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım.Buna  bir on lira veririm."
             En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. "Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden
buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. "Buna kaç lira istiyorsun?" Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?" "Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya  başlar:"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini  istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
              Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır.
Böylesi  karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta
elindeki  nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak
görenler, diğer  tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak
için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
              Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından
geçen macerasını anlatır.
              Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum,kafam karmakarışık" diye cevap verir.
              Bilge hoca çok kısa cevap verir: "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini
bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
              Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.Mesele kuyumcuyu bulmaktadır...

            Bu kıssadan hisse sevgili arkadaşım Filiz Öztürk tarafından mailime gönderilmiştir. Alıntıdır.

        

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/11/2009 · Kategori: SELINLE HAYATIMIZ

                Çocukları 4. sınıfa gidenler için slayt tarzında hazırlanması istenen bir ödev konusu bu. Tabii ki öğrenci bu slaytı yapacak bilgisayar tekniği ile donanımlı olmadığından bu işi ya anne babalar yada büyük kardeşler yapacaktır. Bizde de kural değişmedi ve bu iş bana düştü. halimden şikayetçi de değilim bunun için. Çünkü bana da oyalanacak bir şeyler çıkıyor bu vesile ile.
                 Dün Selin okula gittikten sonra bilgisayar başına oturdum ve internette araştırma yaptım. Allah razı olsun bu interneti hayatımaza katanlardan. Ne kadar çok işimize yarıyor. Sizi bilmem ama ben her şeye internetten bakarım. Misafir gelecek bakarım, bir hastalık var bakarım, bir başka şey yine bakarım. Beni tanıyanlar bu yönümü bilirler.
                 Konuyla ilgili pek çok örneğe rastladım. hepsinden biraz bir şey katıp kendi fikirlerimle birleştirdim. Tam 23 slaytan oluşan bir ödev yaptım. Düzenleme ve resim arama işi beni çok oyaladı. saat 14.00 kadar bilgisayar başından kalkmadım. Selin okuldan gelince hazırlığı gösterdim. Anne hareketli, oynayan iskelet koy dedi. Dedi ama bulabilecekmiyim bakalım dedim. İnternet sağolsun onu da hallettik. Başlangıç slayta Selin'in resmini de koyduk. Selin sorular olsun dedi. Konu sonuna sorularda ekledik. Bu gün okula götürdü ve sunumunu yaptı. Çok mutlu olmuş. Öğretmeni beğenmiş. Büyük ödülü kaptıp dedi. Hani dedim. Karnımda dedi. benim bağımlısı olduğum şey bilirsin ya dedi. (Şekeri kastediyor)
                  Ben de sevindim. Ödevim beğenilmiş. Çocuğumla birlikte 4'e gidiyorum nede olsa.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

31/10/2009 · Kategori: _OCUK

Ankara'da 26 Ekim'den itibaren okullar bir hafta tatil oldu malumunuz üzere. Bu konu ile düşüncelerimi bir önceki yazımda belirtmiştim. Bu bir hafta içinde öğrencilerde büyük bir gevşeme, rahatlık oldu. Gezmelere gitmeler, arkadaşları ile bilgisayar başında mesajlaşmalar, oyun oynamalar filan. Ne ödeve bakan var, ne bir kitap okuyan. Öğrencilerin zararına olan bu tatil umarım domuz gribi virüsünün de zararına olur da içimiz biraz ferahlar....

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

29/10/2009 · Kategori: GUNLUGUM

                        Bu sene Cumhuriyet Bayramı coşkusunu yaşayamıyoruz Ankara' da domuz gribi yüzünden. Hükümet bana göre sebepsiz, başkalarına göre lüzumlu bir tatil etti okulları.İlaçlama ile grip virüsünü önlemeye çalışıyor aklı evveller. Nasıl oacak bu? Mevcut mikrobu kontrol altına aldın diyelim, okullar açıldığında mikroplanmayı önlemeye gücün yetecek mi? yapılan dezenfeksiyonu koruyup sürdürebilecek misin? Yoo, bunların hiçbirisini yapamaz, yapamayacak.
                       Gordion alışveriş merkezinde ayıptır söylemesi 5-6 saat süren çekiliş, yeme içme, hediye alma ve Selin Hanıma kıyafet seçip beğenme işinin ardından eve ayaklarım sızlıyor olarak dönerken Selin'in:
- Anne bak bayrak asmışlar, bayrak asılmış anne bak diye ısrarlı cümleleri ile kocaman bir bayrağın apartmanımızda nazlı nazlı dalgalandığını gördüm. Çok hoşuma gitti. Geçen yıl böyle bir şey yapılmamıştı bu sene nasıl oldu da akıllarına geldi bayrak asma işi? diye Selin'e söyledim.
                       Cumhuriyeti Atatürk önderliğinde Türk halkı kurdu onu yaşatmak ve korumak Türk evladının birinci vazifesi. Yaşasın Cumhuriyetimiz, ilelebet varolsun, hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

24/10/2009 · Kategori: SELINLE HAYATIMIZ

                        Bir haftadır evde ufak ufak hazırlanmaya başladım. Temizlik yapıyorum. Cam siliyorum, yer siliyorum, toz alıyorum vs. Cuma günü ve gecesi aman tanrım! O neydi öyle! Ne çalışmak, ne yorulmaktı yarabbim!
                          Kayınvalidemi de Cuma akşamı aldık. Bir hafta on gün bizde kalacak. Hazırlığım iki katına çıktı. Gece yatağa yattığımda yerimi pek beğenmişim ki sabaha kadar uyanmadım. Sabah çalar saate tam 8.00 de kalktım ve işe koyuldum. Harıl harıl bu gün öğlene kadar hazırlığımı bitirmeye bakıyorum.
                         Nihayet hazırlık bitti ve misafirlerimiz gelmeye başladırlar. 4 erkek 6 kız toplam 10 çocuk oldular. Oturma odasına onlara masa hazırladım. Salona da biz büyüklere. Tahmin edebileceğiniz gibi iki katı bir yorgunluk oldu. Ayrı ayrı hizmet etmek. Ama çocuklar eğleniyorlar ya işte o zaman yorgunluğunuz uçup gidiyor. Gerisini yarın yazarım inşallah. Şimdi hazırlanıp yatmaya gideceğim. Çok yorgunum.Hadi allah rahatlık versin şimdilik. 
                        Çocuklara hazırladığım yiyecekleri servis yaptım. 10 çocuk masa başında kuduruyorlar adeta. Oğlanlar koltuğun altını üstüne getirirlerken kızlar da az kudurk değillerdi yani. Güzelce yedirdim onları. Yavaş yiyen bir oğlanı da özellikle teşvik ettim ve yedirdim. ama onlar illa pasta kesilmesini bekliyorlar. Eşim ve ailesi salonda masadalar. ben hizmet etmekten yiyemedim. Çayım bardakta kaldı. Nihayet beklenen an geldi ve pastayı salona masaya getirdik. Çocuklar etrafında toplandı. Alkışlarla birlikte mumu söndürdü Selin ve pastasını kesti. ben de servisi yaptım. Pastayı yediler ve 40 dakika bahçeye gitmelerine izin verdik. Aile balkona çıktı, orada pastalarını yiyorlar. Ben de altı üstüne gelen oturma odası ile salonu toplayıp sildim. Bulaşıkları makineye yerleştirip çalıştırdım ve çocuklar geldiler. Kimisi pasta kimisi mercimek köfte kimisi de sosisli milföy böreği istedi. Hepsinin isteğini yerine getirdim. Anneler, babalar tek tek çocukları almaya geldiler. İçeri davet edip onlara da çay ve pasta ile börek servisi yaptım. Yarım saat oturp konuştuk. Çocuklardan birisinin ailesi gelmedi. diğerleri gittiler. Selin'in apartmandan arkadaşı İpek ve bizde kalan diğer çocukla birlikte oyunlarına devam ettiler. saat 19.00 civarında yasin'in annesi aradı ve eşime Yasin'i siz getirir misiniz dedi. Eşim şaşırdı bu rahatlığa ama yine de tabi deyip Selinle birlikte götürüp bıraktılar çocuğu.
                   Ben evi bu gün ikinci kez tekrar sildim. Felaket karışmış ortalık.Bulaşıkları ikinci kez makineye attım. Yatmaya gittiğimde yorgunluktan vücudum sızlıyordu. Seneye bu kadar  kalabalık olmasın kızım yaşgünün!

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!