Number of online users in last 3 minutes
Özel Arama

29/3/2008 · Kategori: GEZDİĞİM YERLER

 Benim Sağlık Kolejinde yatılı okuduğum yıllarda (1979-1982) televizyonda hafta sonları sirk gösterileri yayınlanırdı. Büyük bir öğrenci grubu tarafından izlenirdi okulumuzda. Kızımın da Ankara'ya gelen sirkin gösterisini izlemesini istediğimden daha dün akşam babasına :

-Yarın bizi Yenimahalle  Karşıyaka'daki ASKİ Spor Salonu'na götür. Sirk gösterisi var. Selin izlesin istiyorum dedim.

Evde Selin'e hiç bir şey demedim. Bakarsın bir aksilik olur, gidemeyiz, çoçuk burnumuzdan getirir SİRK diye.

Yemekten sonra kızım:

- Anne yarın seninle gezmeye gidebilir miyiz? diye sorunca: 

- Tabii gidebiliriz,dedim.

- Sahi mi?

-Sahi tabii.( Sirkten hiç bahsetmiyorum ama gezmeye götüreceğim yer orası)

Bilgisayarın başına tam geçtim ki bizimkisi geldi, dudaklarını büzerek:

- Siz benimle ip atlamıyorsunuz,hani yemekten sonra ip atlayacaktık? dedi.

Şimdi kıza ne cevap vereyim! Hadi gel desem, bakarsın babası gelmez, çoçuk bu sefer yine huysuzluk yapar. Ben de aklımca politik davranıp:

- Babana sordun mu, o geliyorsa ben de hemen gelirim dedim.

- Babam geliyor deyince de yerimden kalkıp salona gittim.

Babası da geldi ip sallamaya başladık. Bizimkisi ip atlamayı yeni yeni öğreniyor ya yılmadan hep atlamak istiyor durmadan. Nefes nefese kalmasına rağmen. Ben arada bir azcık güçlenmen gerek, biraz dinlen diye bir dakika dinlendirmeye çalışıyorum ama nafile. Bu süre içinde bile yine çok hareketli. 30'a kadar yanmadan atlarsa bizden 1 lira kazanıyor.Parayı alınca tekrar aynı şeyi istedi. Ben de:

- Olmaz kızım, sonra babanın parası biter. Her akşam bir defa 1 lira alabilirsin dedim de vazgeçti. 

Ankara Büyükşehir Belediyesinin  Rusyadan getirtdiği ve Ankara'ya geldiğinde adı değişerek Büyük Ankara Sirki olan Rusya Devlet Sirkini izlemeye gittik bu gün.Sirk Ücretsiz.Otobüsler gösteri saatinden 1 saat kadar önceden Opera'dan kalkıyor.

Aski Kapalı Spor Salonu Yenimahalle  Karşıyaka'daki müsait bir alana belediye tarafından yapılmış orta büyüklükte bir salon. Biz de ilk defa görüyoruz. Hatta bilmediğimizden Karşıyaka'ya gelince eşim sordu yerini.Karşıyaka'da nüfus çok yoğun. O kadar kalabalık ki caddeler, insanlar alışverişte. Kimisi arkadaşının koluna girmiş bir yerlere neşe içinde gidiyor. Yol kenarındaki manavlardan kadınlar alişveriş yapıyor. Cadde üzerinde çok büyük giysi dükkanları var. Ürün çok galiba ki mağazanın önüne bile stand açılmış. Hanımların karıştırıp uygun bir şey bulur muyum acaba diye rağbet gösterdiği tezgahlardan. Tıpkı İstanbul Merter gibi. Merter tekstilin yüreği İstanbul'da. Karşıyaka'daki bu canlılık eşimin de dikkatini çekti. Benim:

- Aynı Merter gibi demem üzerine,

- Evet şimdi ben söyleyecektim, dedi.

 

Bu sağlı solu irili ufaklı mağazalar ile dolu caddeyi geride bıraktıkça yolun her iki yakasındaki mağazalar yerini mermer taşlara, mezar örneklerine bırakmaya başladı. Daha önceden buradan geçtiğimizde bu dükkanlar kendilerini bu kadar geliştirmemiş, daha basit görünümlü idiler. Şimdi ise dükkanlar yenilenmiş,kapı önünde mezar taşları örnekleri ve hatta mezar örneklerini bile koyduklarını görünce şaşırdım. Ankara'da başka mezarlık var mı bilmem ama Karşıyaka'da çok büyük bir mezarlık vardır.Mezarlıklara doğru yaklaştıkça sağ tarafta yüksek tepeler bulunur, bu tepelerde de gecekondular. Bu gecekondular mezarlığa bakar. Hal böyle olduğu için olsa gerek burada düzenli yapılaşma olmamış uzun yıllar. Meydan gecekonduculara kalmış.Ama halkın alım gücünün burada kötü olduğunu düşünmüyorum. Altındağ'daki gecekondular bir felaket. Tahtadan merdivenler, tahtadan balkonları olan, balkonu yıkılmasın diye bir tahta ile payende yapılarak ayakta tutulmaya çalışan bir yer. Oysa burada durum öyle değil. Eli yüzü düzgün müstakil ev görünümündeler. Mezarlık buranın kalkınmasına yardım etmiş, ediyor görünüyor.

Mezarlığı sağımızda bırakarak biz sola döndük ve Spor Salonunun bahçesine girdik.Arabadan indik. Eşime:

- Gel sen de seyret, eğlenirsin dedim.

Suratını buruşturup:

-Bu yaşta ne eğlenmesi diyerek gelmedi. Annesine gidecekmiş. Giderken de mezarlıkta babasını ziyaret edecekmiş. Peki o zaman deyip biz içeri girdik. Çok kalabalıktı.Dar gelirli aileler ve orta sınıf gelmiş, yerler dolmuş. Oturacak yer arıyorum. Boş oturaklar görüyorum, o tarafa yönelip

- Boş mu diye sorduğumda sahibi var veya gelecek var cevabını alıyorum, bu sefer başka yere gidip soruyorum. Bu böyle beş altı  kere oldu. Sonunda en üst sırada tek bir yer buldum. Oturup Selin'i kucağıma aldım.Yanımda oturan bey:

-Arkada boş yer varmış bir tane diyerek arkada oturan çoçuklarının yana kayarak açtıkları yeri bana gösterdi. Kalkıp oraya geçtim. Selin önümde oturuyor.Stad tamami ile dolmuş.Bizim gibi yer arayanları görüyorum. Yer bulamasaydım merdivene oturacaktım. Benim gibi düşünenler yanımızdaki basamaklara montlarını koyup oturdular.

 

Oturduğum yerden salonu inceliyorum. Ortaya gösteri ile ilgili olmak üzere sahne kurulmuş. Daire şeklinde etrafı duvarla kaplı bir sahne yapmışlar. Sahnenin dış kısmında çeşitli makineler var ve üzeri parlak kumaştan dikilmiş örtülerle kapatılmış. Sirklerde kıyafetler parlak ve dar, parlak ve bol olmaz mıydı zaten? Bu renkler bu gösterileri daha da cazip kılıyor. Sirkimizin bir de ağzı iyi laf yapan sunucusu vardı. gerçekten sunumunu çok beğendim. Çok güzel bir girişten sonra sirkin ilk gösterisini anons etti. 7-8 at üzerinde Türkmenler gösteriye çıktı. Üzerlerinde binicileri ile atlar bana göre dar olan o yuvarlak sahnede birbirlerini itip kakmadan aynı hizaya gelerek seyirciyi selamladılar ki şaşıdım. Sonra bütün atlar içeriye gitti. Kısa boylu,kıvırcık saçlı, saçları ensesinde ve kumral, çevik bir adam, parlak yeşil bir kumaştan yapılmış, etekleri belinden lastikli blüz giymiş, elinde kırbaç  olduğu halde sahneye çıktı. Hemen ardından üzerinde binicisi ile bir at sahneye daldı.Sırayla teker teker atlar ve binicileri sahnede gösteri yaptılar. Yeşil bluzlu adam atları elindeki kırbaç ile yapacakları hareketlerle ilgili olarak yönetiyor.Atlar daire boyunca koşarken binicisi ayağa kalkıyor, ataı altından geçerek tekrar üstüne çıkıyor, at üzerinede ayakta tutunmadan gidiyor, veya bir ikinci binici atsı sahneye gelip, hızla giden atın üğzerine çıkıyor, diğer binici ile birlikte komplike bir hareket sergiliyorlardı.Atın birisi binicisi ile daha sahneye yeni gelmiş iken tam daire kenarından koşarken birden ayakları iki büklüm oldu ve ikisi birden düştüler. Allahtan hayvanın ayakları kırılmadı ki galiba yerinden kalktı ve üzerinde binicisi ile sahneden koşarak ayrıldı.

 

Sonra sahneye köpekler çıktı. Köpeklerin gösterisini ince, ufak tefek bir kadın yönetti.Siyah beyaz iki cins köpek, tüyleri modelli traş edilmiş bir vaziyette olarak gösteriye başladılar.Köpekler birbirlerinin üzerinden sırayla atlıyorlar, arka ayakları üzerinde duruyor vs. derken bi üçüncü gösteriye katıldı. Bu afacan şey küçük bir fino. İki köpek tasmaları takılı, sırtlarında ikisini bir arada tutan çarşaf gibi bir örtü ile koşarken bu fino zıplayıp bu çarşafın üstüne çıkıyor ve diğer iki köpek de onu çekiyor.

 

Beğendiğim bir gösterde Deniz Aslanlarının gösterisi idi.Bu hayvanlar sahneye çıkmdan önce sahneye muşamba serildi. Yürüyecekleri yola dahi. Sürünerek yürüdüklerinden olsa gerek gövdeleri zedelenmesin diye sirk tarafından bu önlem alınmış. Siyah, derileri parıl parıl bir halde sahneye geldiler. Yöneticileri köpeklerle gösteri yapan bayan. Deniz aslanının birisinin gövdesi oldukça iri idi. Bu her halde yaşça diğerine göre daha büyük olsa gerekti. Diğeri daha ufak, daha söz dinlemezdi. Hatta bu yüzden sirk görevlilerinin giriş çıkış yaptıkları kapı önünde bekleyen sirk görevlisinden boynuna bir değnek  bile yedi.Ön kanat gibi olan ayakları veya elleri ile zaman zaman bizi selamladılar. Ters çevrilmiş masanın üzerine çıkıp indiler, müzik eşliğinde sağa sola sallanarak dans ettiler, arka ayakları üzerinde durarak yönetmenlerini öptüler, arada bayan komut yerine getirildikçe ağızlarına bir şey veriyor. Genç olanı karnı aç galiba ki gösteriyi unutup yiyecek telaşına kapıldı. Bayandan yiyecek istedi. Başını uzatıyor eline doğru. Alamayınca kapıya yöneldi. Orada duranlardan da istedi. Hatta içeriye gidecek gibi bir hareketi oldu. Görevliler onu sahnede kalması için azarladılar. Yere yapışıp başını yere uzatarak yatması ve isteğinde ısrar etmesi yüreğime dokundu. Tam bu sırada görevli elindeki değnek ile ona vurarak sahneye döndürdü. Vurması çok canımı sıktı. Bundan sonra bu hayvanların gösterisini zevk almadan izledim.

 

Transformasyon: Giysi değişimi gösterisi. Süper bir şeydi. Bir bayan, bir erkek tarafından sunuldu. Müzik eşliğinde bir kumaşla kapanmış kasnak içinde durmadan giysileri değiştirdiler. 15-20 saniyede giysi bir tuvalet oluyor veya başka bir abiye kıyafet.

Jonglör: Tek tekerlek üzerinde 6-7 topu havada çevirdi. Tekerlekden inip tekrar elinde çevirdiği toplar var iken tekerleğe yardımsız bindi.

Kenyalı Akrobatlar nefes kesici idi. İp atlarken takla atmak, amuda kalkıp ip atlamaya devam etmek, iki kişinin çevirdiği ipte kendiside ip atlaması gibi pek çok şeyler.

Ve yukarda resmi olan havada yapılan denge gösterisi. Daha pek çok var ama artık Ankara'lılar gidip seyretsinler.  

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır