23/3/2008 · Kategori: NÖBETTE YAŞADIKLARIMDAN
22 Mart tarihinde nöbetçiydim. Yoğunluktan ziyade ilginçliklerle dolu bir nöbet geçirdim. Gebelerde hiç de azımsanmayacak oranda son adet tarihini bilmeyenler var. Bu nedenle gebe kaç aylık hamile olduğunu bilmiyor bu konuda sağlık personeline ışık tutacak bir bilgi veremiyor. Bundan dolayı da benim günüm geçti, 42 haftalık hamileyim diyerek geliyor.Eğer gebeye inanırsak hemen kendisini doğurtmamız gerekiyor.Özel gittiği poliklinikten kendisine son adet tarihini söyşlemişler de o da hesplamış 42 haftalık hamile çıkıyormuş.Burada dikkat edilecek nokta kendisinin son adet tarihini bilmemesi ve bunu gittiği poliklinikten öğrendiğini bize söylemesi ve kendine inanmamamızı istemektedir. Böyle birisine nasıl inanalım? Ya yanılıyor ise?
Evet bazı ziyaretçilerim bilirler gebelerin vaginal muayeneye hazırlanmayı bilmedikleri ile ilgili yazımı. Bu gece yine o şekilde iki olay yaşadım. Gebe hazırlanmış, masaya çıkıyor ki ne göreyim pijamasını dizlerinden biraz aşağıya indirmiş o şekilde jinekolojik masada yatıyor ama ayaklarını nasıl masaya yerleştirecek?
- Nasıl ayaklarını buraya koymayı düşünüyorsun? dedim.
- Tamamen çıkaracakmıydım? diye sordu.
-Lütfen, zahmet olacak ama, istersen bir paçan kalsın dedim.
Bu gebeden 1-2 saat sonra bir başka olaydayız şimdi. Gebemiz eski sezaryenli bu ikinci gebeliği ağrısı tutmuş gelmiş. Ben de muayane edip, rahim ağzında açıklık var mı diye bakacağım. Gebe muayene odasında hazırlanıyordu. Ben de içeri geçtim.Eldiveni giydim, ayaklarını şuraya koy diyerek masadaki ayak koyma bölümünü işaret ettim. Gebe de söyleneni yaptı ve ne göreyim! İç çamaşırı ile masaya çıkmış.Artık ben de yavaş yavaş bu garip ortama ayak uydurmaya başladım galiba ki kendimi sakin kalmaya zorlayarak:
-Seni nasıl bu şekilde muayene etmemi bekliyorsun diye sordum
-İç çamaşırını kast ederek çıkaracak mıydım diye sordu.
- Tabii ki çıkaracaksın. Bak, sen tecrübeli bir gebesin. Bir çocuğun var. Daha nasıl doğum için muayene yapılıyor öğrenemedinse ayıp vallahi dedim.
Hiç sesini çıkarmadı. Usulüne göre hazırlandı ve muayenesini oldu.
Bir başka ilginç bir olay da genç bir kadınla ilgili. 5 aylık evli ve aşağı yukarı her ay dört beş kere hastahaneye gelmiş. Yapılan tetkik de bol bol kanda gebelik testi olan Beta HCG. Nöbetçi doktor genç kadının dosyasını inceleyip bunu tespit etti. İlginç olanı kendisi de Beta HCG istemesi ama bunu da istemesi gerekiyordu çünkü gelin hanım geçen ay çok az adet gördüm şimdi de karnım ağrıyor diyerek akla bir gebelik şüphesi sokuyor vede acaba hamile ise bir düşük tehdidi mi var sorusunu getiriyordu.Ve tüm diğer tahlillerinde olduğu gibi hamile çıkmadı. Doktor ginekolojik muayene yapacağını söyleyince gelin muayene olmak istemedi. Ben kendimi tutamadım artık ve:
- Bak, sen hastayım diyerek acile gelmedin mi Burcu?
-Evet
- O halde muayeneni olmalısın canım. Eğer korkuyorsan bunda hiç korkulacak bir şey yok.Durmadan gelip gidersin böyle. Muayeneni olmazsan dedim.
Aklı yattı ve muayene odasına geçti. Doktor hanım orada kendisi ile uzun uzun konuştu. Çok sık gelip gittiğini ve kendisindeki bu sorunun halen neden bulunamadığını,ya kendisinde yada doktorlarda mı bir eksiklik olduğunu Burcuyla konuştu.Ailesi, kocası, kayınvalidesi ile mi problem yaşadığını sordu. Baktım konu uzuyor ben onları içerde bırakıp çıktım. Gerisini bilmiyorum.
En ilginç olay,olmasından hep korktuğum şey oldu! Arabada doğum yaptırdım! Sabah 06 gibiydi galiba. Acilin kapısından zayıf hırpani kılıklı genç bir adam arabada hasta var doğuruyor diyerek bana seslendi ve gitti. Ben hemen eldivenlerimi giydim. Bayan personel de giydi.Doğum setini alıp caddeye koştum. Renonun içinde iki kadın, arka koltukta birisi yatıyor. Bu doğum yapanı. Diğeri ne yapacağını bilmiyor ama bir şey de yapmak istiyor. Hemen gebenin ayak ucuna geçtim.Pijaması üzerinde. Aşağı indirdim ama çıkarmadım.Bebeğin gövdesi doğmuş, kafa çıkmamış. Çene takılmış diye düşünüyorum ama makat doğum olduğunu hiç aklıma getirmiyorum telaşımdan. Ne kadardır bebek böyle diye sordum. 5 dakikadır cevabını alınca iyice telaşlandım. Bebek ölmüş veya ölmek üzere olabilir diyerek.Oksijensiz kaldı, ölecek diyorum kendi kendime. Anne salmış kendini hiç ıkınma yok. Dümdüz yatıyor. Böyle ıkınılmaz, kadının arkasını kaldırmak gerek, hemen diğer kadına gebenin arkasını kaldırmasını ve kendisine yaslamasını söyledim, ben de bebeğin başını çıkarmaya çalışıyorum ama çıkmıyor, kenetlenmiş kalmış içerde sanki. Dilate yapıp kanalı esnetmeye ve bu arada çeneyi yakalamaya çalıştım. Gebeye ıkınmasını söyledim. Talimata uyan yok, sesimi yükselterek tekrarladım. Bu sefer gayret etmeye başladı. Hadi bebek ölecek yoksa çabuk ol dedim. Bu çok etkili oldu. Öyle bir ıkınmaya başladıki baş çıktı o hale ıkınıyor. Artık yeter, dur ıkınma dediğimi duymuyor bile. O ıkınma ile eşin yarısını bile çıkardı. Besmele ile göbeği kestim, getirdiğimiz bezi personelden alıp bebeğe sardım. Ama nefes almıyor bebek. Pestil gibi kendini bırakmış bir vaziyette yatttığını görünce göğsünü ovaladım. Bir iki sağa sola hafifçe sallladım arabada. Nefes alır gibi ağzını kıpırtdattığını görünce personel bebeği küvöz bölümüne götürdü hemen. Anneyi tekerlekli sandalyeye alıp hastahaneye aldık, önce septik servisine götürdük, biz en son alıyoruz hariçte doğumu, önce doğum salonuna gitmeniz lazım dedi hemşire arkadaş, doğuma gidip teslim ettim hastayı.
Ağrısını evde çekmek istemiş bu gebe. İkinci bebeği. Ama kendisini ayarlayamadığından hem kendisi, hem bebeği ve hem de bizi bayağı uğraştırdı. Bebeğin ters olduğunu da biliyormuş üstelik ama bunlara hep cahillik neden oluyor. Yoksa aklı erse bu kadar rezilliği göze alır mıydı? Allah hem onun hem bizim yüzümüze baktı da bebeğe bir şey olmadı. Halen bilmiyorum bebeğin cinsiyetini. O kargaşada çocuğun cinsiyetinin hiç önemi yoktu yaşamasının dışında.