Number of online users in last 3 minutes
Özel Arama

26/4/2008 · Kategori: NÖBETTE YAŞADIKLARIMDAN

Bu gün 26 Nisan 2008. Ben nöbetçi ebe olarak doğumevi acil polikliniğinde görevimi gündüzkü nöbetçiden devir aldım. Gelen hastalara bakıyorum. Burada hastayı biz karşılıyoruz. Nöbetçi doktor koridorun sonunda ve ikinci katta kalıyor. Hastanın öyküsünü alıyor, gerekli kayıtları yapıyor, gerekiyorsa vaginal muayeneyi yapıyor ve yine de gerekiyorsa kan idrar,nst tetkiklerini isteyip yaptırdıktan sonra bunların değerlendirilme aşamasında doktora haber veriyoruz.Bazı doktorlar acile bile gelmeyip, tetkiklerle hastayı yukarıya odasına istiyor. Ayağa servis yani..

             Asıl anlatmak istediğim de bunlar değil bugün. Başka bir şeyden bahsedeceğim. Okur yazar olmaktan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan bahsedeceğim.Bazıları bunun ne demek olduğunun farkında dahi olmayabilirler. Okur yazar olmasaydık bu gün hayatımız şu ankinden nasıl olurdu bunu hiç düşündük mü? Bu yazılanları okuyabilir miydik. Ya o güzel dünya klasiklerini veya elektronik eşyaların kullanma kılavuzlarını yada şu an yaptığımız bu mesleğimizi yapabilir miydik? Kazancımızı nasıl elde eder, ne yer içerdik acaba? 

              İşte bunları yazmama sebep olan da bir gebe. Adı Hanife Atik.29 yaşında. Kendisi soyadı gibi atik ama ne çare ki okur yazar değil. İki çocuğu var, daha resmi nikahı yok. Üçüncüsü de geliyor. Sosyal güvencesi yok.Kocası geçimlerini kağıt, hurda toplayarak temin ediyormuş. Her ikisi de gençler.Ama şu okur yazarlık yok mu? İşte boyunlarını büken de bu.

Hanife son adet tarihini bilmiyor. Kaç aylık hamile bilemiyor. Bir arkadaşı hesaplıyormuş, onun hesabına göre bu pazar değil, gelecek pazar doğum yapacakmış. Kanama şikayeti ile bize başvurdu.Muayene ettim. Açılma yok. Kanama müspet.NST yaptım. Sonra doktor kan ve idrar tetkiki istedi. Kocası gitti veznede ödedi, barkodları getirdi. Keçiören'in yüksek bir yerinde çadırda yaşıyorlarmış. Buraya Adana Osmaniye'den gelmişler. Hanife doğum yapınca küçük bebeğe de çadırda bakacak. Sosyal güvenceleri için Yeşil Karta müracaat etmelerini söyledim.Ama buradaki muhtarda kayıtları olmayınca Yeşil Kart işi de olmaz. Bir dilekçe örneği yazdırayım diye eşini yanıma çağırdım.Adı Ahmetmiş. İşte o zaman Ahmet'in de okuma yazma bilmediğini öğrendim! Bu genç aileye üzüldüm.Kendi çapımda yardım etmek için çırpındım. Hem fakir ol, hem de cahil. Bu iki güçlükle doğrusu çok iyi başediyorlar.Fakat terbiyeli idiler. Burada bize gecekondudan nice hastalar gelir ki güçleri olduğu halde 15.50 YTL. giriş ücretini ödemezler.Bu insanlar çadırda hayat sürüp, kağıt toplayıp satmalarına rağmen belki de cebinde olan son kuruşunu hastahaneye yatırdı. Gelip bana tek bir kelime etmedi. Paramız yok, ödeyemiyoruz diye diğer bazı kişilerin yaptıklarını yapmadılar.Ben ne yalan söyleyeyim öyle bir olay bekliyordum.Taa Adana Osmaniye'den kalkıp Ankara'ya rızıklarını kazanmak için gelmişler. 

Dilekçeyi Ahmete yazdıramayacağımı anlayınca başladım ben yazmaya. Bu sefer de nikahlarının olmadığını söylemediler mi? Baktım bu ailenin işi hepten kötü.

- O zaman dedim Ahmet'e, dilekçeyi Hanife'nin adına yazacağım. Çocukları üstüne aldın mı dedim. -Yok o almadı, dedi Hanife . Ben aldım çocukları üzerime.

-Niye sen aldın. Nikah olmasa bile artık erkekler de çocukları üzerine alabiliyor!

-Nüfus cüzdanı yoktu onun dedi Hanife. Daha yeni çıkarttı!

-Ayy bir de oda mı yoktu. Tuh tuh, ne kadar üzüldüm ben size, dedim. Ama ne olursa olsun mutlaka okuma öğrenin. Halk Eğitim Merkezleri öğretiyor. Oraya gidin. Lafın burasında Ahmet söze girdi:

- Ben askerliğimi yaptım.

- E iyi işte. Askerde öğretiyorlar. Öğrenmedin mi?

- Yok öğrenmedim ben.

-Niye öğrenmedin çocuğum? Ayağına gelen fırsatı kaçırmışsın. Sen şimdi senin çocukları ne yapacaksın?

-  Onları okutacam abla.

- Okutacaksın ama onlara okula giderken hiç bir faydan dokunmayacak. A'yı yanlış yapmışsa düzeltemeyeceksin. Hiç bir şey öğretemeyeceksin. Çocuklar için de bu bir eksiklik. Onlara bir faydan dokunamayacak.

-Evet, doğru söylüyorsun abla.

Dilekçeyi yazıp bitirdim bu arada. Hanife'ye de imzalattım.Yüksek seesle kendilerine de okudum.

Hanifeye de tembih ettim. Ağrısı artarsa,kanaması artarsa,suları gelirse hemen gelecek. Gittiler. Bana da çok teşekkür ettiler. Selin'e olmayan iki tane eldiveni hastahaneye getirmiştim; fakir aile geliyor, onlardan birine veririm diyerek. Bunlara kısmet oldu. Hanife'ye verdim.

            Tam odama geçiyordum ki Hanife'nin dosyaya imzasını almadığımı farkettim. Hemen dışarı çıktım. Hastahanenin önünden beyaz bir minibüsün kalkmakta olduğunu,arkada oturan iki hanımdan birinin Hanife'nin yanında olan kadın olduğunu tanıdım. Dışarıya hemen çıktım ama araba hareket etmişti bile. Direksiyonu yola kırdı, minibüs gidiyordu. Durdurmak için ne yapabilirim ki ıslık çalmaktan başka. Ben de öyle yaptım.Hem de elimle dur işaretini de yapıyorum belki dikiz aynasından görürler diyerek. İkinci çalışımda araba durdu. Ahmet önden indi. İmza almam lazım Hanifeden dedim. Hemen Hanife'nin kapısını açtı. Hanife bir karalamadan ibaret olan minicik imzasını çiziktirdi beyaz kağıt üzerine. Tekrar bana teşekkür ettiler ve gittiler.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

Yazan:Ercan59 | Tarih: 2008-04-28 18:06:18
Konu: Yürekli insan
Ercan59 ">

Sizleri yaptıklarınızdan ve bundan böyle, böyle ihtiyaç sahibi insanlara yapacağınız yardımlardan dolayı yürekten kutlarım.
Çok teşekkür ederim, keşke daha fazlasını yapabilseydim. Belki Hanife ile Ahmet böyle bir ilgiden ziyade ters bir davranış görmeyi bekliyorlarken bu ilgim onları ürkütmüş ama ne kadar alakadar olduğumu görünce de sanki çook önceden tanışık aile dostları gibi senli benli konuşmamız onların kendilerine güvenmelerine ve icabında bir dost eli bulabileceklerine olan inançlarını artırdı zannediyorum.

Düzenleyen 19levent63 gün: 28/4/2008 saat: 20:20

Bağlantı »

Yazan:yasaminkiyisindan | Tarih: 2008-04-27 22:02:48
Konu: selam..
yasaminkiyisindan ">

yazdığınız yazının kahramanları gibi insanlar o kadar çoğunluktaki ülkemizde..Siz çok iyi kalplisinizki o insanlara yardımcı olmaya çalışmışsınız..Çok duygulandım..İyi akşamlar ve iyi bir hafta dilerim arkadaşım..
Keşke daha fazlasını yapabilseydim. Eminim ki onlar ne Kaymakamlığa ne de belediyeye yardım için gidemeyecekler.Gidememe nedeni sırf okuma yazma sorunu değil, Osmaniye'den gelmiş olmak onlara kendilerini burada YABAN hissettirdiğinden!

Düzenleyen 19levent63 gün: 28/4/2008 saat: 00:54

Bağlantı »